logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
  • Türkçe
    • Bahasa Indonesia
    • Deutsch
    • English
    • Español
    • Français
    • Italiano
    • Polski
    • Português
    • Русский
    • Română
    • Tagalog
    • Tiếng Việt
    • العربية‏
    • বাংলা
    • فارسی
    • हिंदी
    • 日本語
    • 한국어
    • ภาษาไทย
    • Українська
YouTube
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
  • Türkçe
    • Bahasa Indonesia
    • Deutsch
    • English
    • Español
    • Français
    • Italiano
    • Polski
    • Português
    • Русский
    • Română
    • Tagalog
    • Tiếng Việt
    • العربية‏
    • বাংলা
    • فارسی
    • हिंदी
    • 日本語
    • 한국어
    • ภาษาไทย
    • Українська
YouTube
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
  • Türkçe
    • Bahasa Indonesia
    • Deutsch
    • English
    • Español
    • Français
    • Italiano
    • Polski
    • Português
    • Русский
    • Română
    • Tagalog
    • Tiếng Việt
    • العربية‏
    • বাংলা
    • فارسی
    • हिंदी
    • 日本語
    • 한국어
    • ภาษาไทย
    • Українська
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
  • Türkçe
    • Bahasa Indonesia
    • Deutsch
    • English
    • Español
    • Français
    • Italiano
    • Polski
    • Português
    • Русский
    • Română
    • Tagalog
    • Tiếng Việt
    • العربية‏
    • বাংলা
    • فارسی
    • हिंदी
    • 日本語
    • 한국어
    • ภาษาไทย
    • Українська
Genel

Kategori: Genel

stres yönetimi
Genel
Eylül 14, 2026by turhanguldas

Stres Yönetimi

Stres, hayatımızın her alanını kuşatan ve zihnimizi tüketen bir unsur. Peki, modern çağın bu en büyük problemiyle başa çıkmak ve bilinçaltımızı doğru kodlamak nasıl mümkün? Bu yazıda stresi ortadan kaldırmanın en etkili yöntemini konuşuyoruz.

Çok sorulan sorulardan biri stres yönetimi. Stres var ya insanın içinde böyle bir zehir düşünün ve o böyle damla damla, hani Çin işkencesi diyorlar ya, öyle bir şey. O stres bütün damarlarınızdaki, kalbinizdeki, vücudunuzdaki hücrelerinizdeki her problemi yaratan faktörlerin başındadır. Günümüzdeki hastalıkların yüzde 90’ı stresten kaynaklanıyor. Tabii ki beslenme, gıdalardaki bozulmalar önemli faktörler ama inanın işin psikolojik boyutu çok önemli.

Vücudumuzdaki hastalıkların yüzde 90’ını beyin üretiyor. Stresi de beyin üretiyor ve stresi biz kendi kendimize beynimize yüklüyoruz. Bir iş yaparken stresli olmak bizim işimizi hızlandırır mı? Hayır. Aksine daha panik yaparız, daha hata yaparız. Stresli olmak bizim işimizi kolaylaştırır mı veya o işi yapmamıza bir katkı sağlar mı? Kesinlikle olmaz. Stresli olmak size hiçbir fayda sağlamaz. Aksine sizi hastalandırır, yapacağınız işi iki kat sürede yaparsınız, işin kalitesi düşer ve kendi kendinizi zehirlersiniz.

Çözümün Anahtarına Odaklanmak

Genellikle dünyadaki kişisel gelişim uzmanlarının en büyük problemi nedir? “Farkında olun, anda olun, şöyle olun, böyle olun” derler. Peki pratikte ben bu problemlerimi nasıl çözebilirim? Bana bir yöntem söyleyin denildiğinde, kitapların yüzde 90’ında bir yöntem, yani anahtar yoktur. “Kapıdan geç” diyor ama kapı kilitli.

Ben size anahtarı veriyorum: Bütün problemler beyinden kaynaklanıyor. Beyindeki önceki ve yeni programlamaların hatalı olması sizin stres yaratmanıza, başarılı olmanıza engel oluyor. Dolayısıyla yapacağınız şey, beyin bilinçaltı programlarını değiştirmek. Bunun en güzel, en etkili ve en efektif yöntemi mantradır. Direkt kesin, uygulanmış bir yöntemdir. En kestirme yol budur.

Mantra Pratiği ve “Bana Fark Etmez” Felsefesi

Peki bu problemi nasıl çözeceğiz? Her günün sabah ve akşam saatlerinde yazabildiğiniz kadar mantra yazın. Göreceksiniz o stres ortadan kalkar. Kafaya takmak stres yaratır. Kafaya takma probleminin önüne geçmek için üçüncü kitabım “Bana Fark Etmez” kitabıdır. Taktığınız zaman o size bir kolaylık sağlamıyor. Umursamaz olun demiyorum ama stres yapmayın, kafaya takmayın.

Yeniden tekrar ediyorum; bunun sırrı bilinçaltı programlarını değiştirmektir. Bilinçaltı programlarını değiştiren en önemli faktör de mantradır.

Read More
Sürekli Tetikte Yaşamak
Genel
Eylül 7, 2026by turhanguldas

Sürekli Tetikte Yaşamak

Çoğu zaman sabahları yataktan kalkamadığımızda, gün içinde enerjimiz aniden çekildiğinde ya da kendimizi sürekli bitkin hissettiğimizde suçluyu hemen dışarıda ararız. “Dün gece az uyudum”, “Bu ara işler çok yoğun”, “Hava değişimi beni etkiledi” veya “Yeterince vitamin alamıyorum” gibi fiziksel bahanelerin arkasına saklanırız. Oysa insan biyolojisi, sinir sistemi ve psikolojisi üzerine yaptığım çalışmalarda gördüm ki, yorgunluk her zaman uykusuzluktan ya da fiziksel olarak çok çalışmaktan kaynaklanmaz. Asıl yorgunluk zihinseldir ve kaynağı çok daha derindedir.

Bazen beyniniz ve sinir sisteminiz uzun süre “tetikte” kaldığında da kendinizi sürekli bitkin hissedersiniz. Farkında olmadan zihninizi adeta görünmez bir savaş meydanına çevirirsiniz. Bedeniniz konforlu bir koltukta oturuyor olabilir ama zihniniz cephede savaşıyordur. Peki, sinir sistemini bu kadar tüketen, insanı içten içe kemiren bu “tetikte kalma” hali tam olarak ne anlama geliyor?

Kontrol Arzusu

Modern hayatın getirdiği en büyük yanılgılardan biri, her şeyi kontrol edebileceğimiz düşüncesidir. Sürekli her şeyi düşünmek, gelecekte ne olacağını hesaplamaya çalışmak, herkesi memnun etmeye çabalamak veya kendinizi sürekli kontrol etmek zihni fark ettirmeden tüketir. Siz farkında olmasanız da arka planda çalışan o devasa bilgisayar, yani beyniniz, sürekli bir tehdit algısı üretir. “Ya işler yolunda gitmezse?”, “Ya hata yaparsam?”, “Ya benim hakkımda kötü düşünürlerse?” gibi sorular zihninizde döndükçe, ilkel beyniniz dış dünyada bir hayatta kalma savaşı olduğunu zanneder.

Bu durum, el freni tamamen çekili bir arabanın gaz pedalına sonuna kadar basmaya benzer. Araba milim ilerlemez, dışarıdan bakıldığında duruyordur ama motor içten içe yanıyor, muazzam bir enerji harcıyor ve tükeniyordur. İşte akşamları hiçbir şey yapmadığınız halde kendinizi bir çuval gibi bitkin hissetmenizin, o geçmeyen kronik yorgunlukların arkasındaki gizli el budur. Beyniniz ve sinir sisteminiz “tehlikedeyiz” komutuyla sürekli tetikte beklemektedir.

Sinir Sistemini Sakinleştirmek

Toplumsal olarak bize öğretilen şey, yorulduğumuzda gidip uyumamız gerektiğidir. Ancak kaç defa 8-9 saat uyuyup yine de kuştüyü yataktan taş gibi ağır ve yorgun kalktığınızı hatırlayın. Neden? Çünkü dinlenmek sadece uyumak değildir. Bedeninizi uyutsanız bile, eğer zihninizdeki o savaş bitmediyse, rüyalarınızda bile tetikte kalmaya devam edersiniz.

Bazen zihnin de “Artık güvendesin” mesajını almaya ihtiyaç duyar. Gerçek dinlenme, kasların gevşemesinden önce zihne verilen o büyük “güven” komutuyla başlar. Beyninize güvende olduğunu fısıldamadığınız sürece, dünyanın en konforlu yatağı bile zihinsel yorgunluğunuzu alamaz.

Read More
Kendi Zihninin Mimarı Olmak
Genel
Ağustos 31, 2026by turhanguldas

Kendi Zihninin Mimarı Olmak

Hayatımızı değiştirmek, daha huzurlu, başarılı ve tatminkar bir yaşam sürmek hepimizin ortak arzusu. Ancak çoğumuz bu değişimi dış dünyada, koşullarda ya da diğer insanlarda ararız. Yaklaşık 40 yıldır insanın kendi zihnini nasıl eğitebileceği üzerine düşünüyor, araştırıyor ve uyguluyorum. Bu uzun yolculuğun sonunda geldiğim noktada, yaşamı dönüştürmenin anahtarını tek bir kavramla açıklıyorum: Zihinsel Komutlar.

Değişim, dışsal koşullardan ziyade beyninize verdiğiniz komutları değiştirerek başlar. İçsel dönüşüm, hayatınızın geri kalanına yansır.

Beynin İçinde Var Olan Potansiyel

Günlük hayatın koşuşturmacasında, bizi sınırlayanın dış faktörler olduğunu düşünürüz. Oysa asıl odaklanmamız gereken, beynin içinde zaten var olan potansiyeldir. Kendi zihnini eğitmek üzerine düşünen bir araştırmacı olarak, zihinsel potansiyel üzerine çekilen bazı popüler yapımları ve filmleri defalarca izledim. Ancak beni bu süreçte etkileyen şey asla dışarıdan alınacak sihirli bir hap ya da yapay bir itici güç olmadı. Beni asıl etkileyen şey, insanın beyninin içinde zaten var olan, doğuştan getirdiği o muazzam ve saf potansiyeldi.

İnsan zihni, keşfedilmeyi bekleyen uçsuz bucaksız bir okyanus gibidir; çoğunlukla bu gücün çok küçük bir kısmını kullanırız. Karşılaştığınız sorunların çözümü, yaratıcılığınız ve direnciniz dışarıdan bir mucizeyle değil, zihninizin derinliklerinde zaten mevcuttur. Dış dünyada bir kurtarıcı aramayı bıraktığınız an, içinizdeki o saklı gücü uyandırma süreciniz de başlamış demektir.

Önce Zihinde, Sonra Hayatta Dönüşmek

Kalıcı değişim dışarıdan içeriye değil, zihinden hayata doğru gerçekleşir. Unutmayın ki insan önce zihninde dönüşür, sonra hayatında. İçsel olarak ikna olmadığınız, zihninizde büyütüp olgunlaştırmadığınız hiçbir başarı dış dünyada kalıcı olamaz. Siz beyninizdeki potansiyeli doğru komutlarla eğitmeye başladığınızda, bu içsel dalga davranışlarınıza, kararlarınıza ve ilişkilerinize yansır.

Kendinizi sadece geçmişteki hatalarınızla ya da eksiklerinizle değerlendirmeyin; içinizde, doğru komutlarla açığa çıkmayı bekleyen muazzam bir versiyonunuz var. Hayatınızı değiştirmek istiyorsanız, önce beyninize verdiğiniz o görünmez komutları baştan aşağı yenilemelisiniz.

Read More
insanin-kendine-dair-algisi
Genel
Ağustos 24, 2026by turhanguldas

İnsanın Kendine Dair Algısı

Hayat yolculuğunda yanımızda taşıdığımız en ağır yük, kendimize dair beslediğimiz algılardır. Kim olduğumuz, neleri başarabileceğimiz ya da neleri asla yapamayacağımız konusunda zihnimizde ördüğümüz duvarlar, dış dünyadaki tüm engellerden daha güçlüdür. Binlerce insan hikayesine şahitlik ettim ve her defasında aynı çarpıcı gerçekle karşılaştım: İnsanın kendine dair algısı, her zaman gerçeğin tamamını yansıtmaz. Bazen kendimize baktığımızda yalnızca eksiklerimizi, hatalarımızı ve henüz ulaşamadığımız yerleri görüyoruz. Oysa bu bakış açısı, devasa bir sarayın sadece karanlıkta kalmış küçük bir odasına bakıp tüm sarayı harabe ilan etmeye benzer. Aynaya her baktığınızda kusurlarınızı sayıyorsanız, zihninizin size oynadığı o büyük illüzyonun tuzağına düşüyorsunuz demektir.

Yarının En Büyük Gücü Olabilir

Hayatın en güzel sırlarından biri de şudur: İnsan, zaman ve mekan içinde sürekli dönüşen dinamik bir varlıktır. Bugün kendinizde kusur olarak gördüğünüz, zayıf bulduğunuz ya da küçük gördüğümüz bir özellik; doğru zamanda, doğru yerde en güçlü yanlarınızdan birine dönüşebilir.

Örneğin, çok hassas bir kalbe sahip olduğunuz için kendinizi zayıf biri olarak görebilirsiniz; ancak gün gelir, o hassasiyetiniz sayesinde hiç kimsenin kuramadığı derinlikte bağlar kurar, harika bir lider ya da eşsiz bir dost olursunuz. Bugün çok detaycı olduğunuz için yavaş hareket ettiğinizi düşünüp kendinizi eleştirebilirsiniz; ancak yarın o detaycılık, hayatınızın en büyük projesinde sizi hatasızlığa taşıyan en güçlü yanınız olur. Önemli olan, kendinizdeki malzemeyi reddetmek değil, onu zihinsel komutlarla nasıl işleyeceğinizi bilmektir. Ham bir elmas ilk bakışta sadece sıradan bir taş gibi görünebilir. Onu değerli kılan, doğru açıyla işlenmesidir. Siz de kendi zihninizde kendinizi doğru açıyla işlemeyi öğrenmelisiniz.

Açığa Çıkmayı Bekliyor

Kendinizi yalnızca bugünkü halinizle değerlendirmeyin. İçinizde, henüz tanışmadığınız bir versiyonunuz da var. O versiyon; korkularını aşmış, özgüveni yüksek, ne istediğini bilen, geçmişin yüklerinden sıyrılmış ve kendi zihinsel komutlarının efendisi olmuş bir sizsiniz. O insan uzaklarda bir yerde değil, tam şu an sizin içinizde, açığa çıkmayı bekliyor.

Bir tohumu toprağa ektiğinizde, ona sadece o anki kuru ve küçük haliyle bakıp “Bundan hiçbir şey olmaz” demezsiniz. Bilirsiniz ki doğru toprakla, doğru suyla ve güneşle buluştuğunda içindeki o devasa çınar ağacı potansiyeli açığa çıkacaktır. İşte insan zihni de böyledir. Kendinizi sadece bugünkü tıkanmışlığınızla, bugünkü korkularınızla ya da bugünkü ekonomik, sosyal durumunuzla yargılarsanız, içinizdeki o çınar ağacına haksızlık etmiş olursunuz.

Dönüşüm, kendinize olan bakış açınızı değiştirmekle başlar. Kendinize şefkatle yaklaşmayı, hatalarınızı birer tecrübe olarak görmeyi ve her şeyden önemlisi beyninize yeni, güçlü ve yapıcı komutlar vermeyi seçtiğinizde, içinizdeki o saklı versiyon adım adım gün yüzüne çıkacaktır. Siz kendinize inandıkça ve zihninizdeki o muazzam potansiyeli besledikçe, hayat da size o yeni versiyonunuza uygun harika kapılar açacaktır.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-Bağımlılık Kıskacı
Genel
Ağustos 17, 2026by turhanguldas

Bağımlılık Kıskacı

Bağımlılık, tek kelimeyle zayıflıktır. İnsanın kendi iradesine hakim olamaması, karar verme mekanizmasını tamamen devre dışı bırakmasıdır. Bugün pek çok insan artık otomatiğe bağlanmış gibi yaşıyor. Kimileri sosyal medyaya bağımlı, kimileri kişilere, kimileri de televizyon ekranına…

Özellikle sosyal medya adeta bir mıknatıs gibi insanları kendine çekiyor. Arkada öyle bir algoritma var ki, sizi sinsice kendine bağlıyor; neden hoşlandığınızı sizden iyi biliyor. Mesela TikTok’ta önünüze bir video düştü ve sadece birkaç saniye baktınız; yandınız! Algoritma arka arkaya sevdiğiniz türde seçenekleri önünüze yığıyor. Bir kafanızı kaldırıyorsunuz ki üç saat geçmiş!

Soruyorum size: Üç saatte neler üretebilirdiniz? Oysa geriye dönüp baktığınızda koca bir hiç görüyorsunuz. “Ben bu üç saatte ne öğrendim?” diyorsunuz; hiçbir şey! Tamamen boşa geçirilmiş bir zaman. Elbette sosyal medya pozitif de kullanılabilir; bir iletişim aracı olur. Ama sadece zaman öldürmek için kullanılıyorsa, işte o durum bence bağımlılıktır.

Varoluş Amacı Olmasın

Sadece teknolojiye değil, kişilere bağlanma ihtiyacı da hayatımızda büyük bir yer kaplıyor. İnsanlar sanki var olma amacı sadece o kişiymiş gibi bağlanıyorlar. Bir kimseye bağımlı hissetmek aslında içerideki bir boşluğu gösterir. Birey kendi içinde mutlu olmadığı için, o kişinin aramasıyla veya mesaj atmasıyla mutlu olacağını sanır.

Karşı tarafa “Ben senden başkasıyla yapamam, sana bağımlıyım” mesajını verdiğiniz an, o insanı kaybedersiniz. Çünkü her zaman düşünceler gerçek olur. Siz “Ben kaybeder miyim?” diye korktukça, beyniniz odaklandığınız o kaybı gerçekleştirir. Siz önce kendinizi seveceksiniz, kendiniz bir bütün olacaksınız. Kendinize saygı duyup mükemmel olduğunuzu düşündüğünüzde karşıdaki kişi de size saygı duyar ve sizden ayrılmak istemez.

Bilinçaltını Çöp Gibi Doldurmayın

Aynı durum televizyon bağımlılığında da geçerli. Televizyon karşısında oturduğunuz zaman siz bir şey seçmiyorsunuz; onlar size ne veriyorsa onu seyrediyorsunuz. Amaçsızca ekran karşısına geçmek insanı hipnotize eder.

Televizyon veya sosyal medya, aslında gerçeklerden kaçmak demektir. Hayatta ekonomik, sosyal ya da ailevi sorunlar olduğunda insanlar ekrana dalıp her şeyi unutuyor. Ancak bu durum sorunları çözmez, sadece erteler. Onların üstüne gider, çözüm için çareler ararsanız daha mutlu olursunuz. Televizyonu belli bir saatle sınırlandırmalıyız.

Bazı insanlar sabahtan akşama kadar aynı haberleri izliyor. Bir şeyin haber değeri olabilmesi için yüzde 90 negatif olması lazım. Siz televizyonu açık bırakıp o negatifleri çöp gibi bilinçaltınıza dolduruyorsunuz. Bu bir bağımlılıktır, psikolojinizi bozar.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-Hayrınıza-Olanı-Kabul-Edin
Genel
Ağustos 10, 2026by turhanguldas

Hayrınıza Olanı Kabul Edin

Biz bir şeyler isteyebiliriz. Bizim planlarınız olduğu gibi evrenin de planları var. Örneğin, kariyerimizde ilerlemek, yükselmek isteyebiliriz. Bazen her istediğimiz, istediğimiz anda gerçekleşmeyebilir. İstediğimiz şeylerin olmamasını hemen kötüye yorumlamamamız gerekir.

Sabırsızlık, başa­rılı adımlar atmamızı engelleyebilir. Evren beni sevmiyor, Tanrı beni sevmiyor gibi olumsuz yorumlarla, olacak işi­mizin de önünü kapatmamamız gerekiyor. Bizim planları­mız var ama evrenin de bir planı var. Evrenin planı en ideal plandır. Biz geçmişe dönüp daha geniş bir perspektiften baktığımız zaman bazı şeylerin oluş tarihlerinin, hatta ol­mayışlarının bile bizim için en hayırlısı olduğunu anlayabi­liriz. İlk başta olmamasını kötü olarak yorumladığımız her şey için sonradan iyi ki olmamış diyebiliriz.

Evrenin Planlarına Güvenin

Evren her zaman bizim için en ideal planı yapar. Her ne kadar o an bunu fark edememiş olsak da… İdeal bir eş, iş, çocuk için çoğu zaman evrenden taleplerde bulunmuş ola­biliriz. Kimi zaman eş isterken iş gelmiştir ya da iş isterken eş gelmiştir. Evren her zaman bizim için en hayırlısının ne olduğunu bizden iyi bilir. Bazen istediklerimiz o an için bi­zim hayrımıza olan ya da bizi daha ileriye taşıyacak şeyler değildir. Bu yüzden evrenin planına güvenmemiz gerekir.

Eğrisi doğrusunu bulur. O sırada başınıza gelen şeyler, sizin gelişiminiz içindir. Kendinizi yükseltmeniz içindir. Olmuyorsa ‘bana fark etmez’ deyin. Mutlaka olacaktır. Yine de olmuyorsa da evrenin sizin için daha iyi bir planı oldu­ğundan emin olun. Sakinlik ve sabırla, kendinize ve evrenin planlarına güvenin.

Egoist isteklerden, ‘sadece bana, bana, bana’ diyen tu­tumlardan uzak durmak çok önemlidir. Bir şey isterken herkesin iyiliğine olacak şekilde istemek dileğinizin kabul olmasını sağlar. Evren size istediğinizi fazlasıyla verir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-bilincaltimizi-nasil-programlariz
Genel
Ağustos 3, 2026by turhanguldas

Bilinçaltımızı Nasıl Programlarız

Hepimizin hayatında otomatik hareketler, çocukluk­tan gelen alışkanlıklar ve ön yargılarımız vardır. Bir ye­meği sevmiyorsunuz diyelim. Bu o an verdiğiniz bir karar değildir; çocukluğunuzdan beri yerleşmiş ön yargı ya da deneyimlerin bir sonucudur. Yetiştiriliş tarzınız, aile yapı­nız, çevreniz gibi faktörlerin hepsi o anda, o kararı ver­menizde etkili olur.

Bilinçaltımızı şimdiki arzularımıza, yargılarımıza ve hedeflerimize göre programlayabilmek için önce oraya nasıl ulaşabileceğimizi öğrenmemiz gerekiyor. Bilinçaltımızı programlamanın yolu “beyin dalgala­rı”ndan geçiyor. Beyinde sürekli elektriksel aktivite vardır ve EEG cihazı beyindeki elektrik aktivitesini kaydeder. Kayde­dilen nöronların elektriksel aktivitelerinin şekline “beyin dalgaları” denir. Beynimizde sırasıyla temel olarak dört dalga vardır:

Beta Dalgaları: Beta dalgaları saniyede 15-40 Hz’dir. Tamamen uyanık ve farkındalık halidir. Bilincin en açık olduğu hallerde ve öfke, korku, heyecan gibi yoğun duy­gularda bu dalgalara rastlanır.

Alfa Dalgaları: Alfa dalgaları saniyede 9-14 Hz’dir. Oldukça gevşemiş ama uyanık bir haldir. Beyinde, medi­tasyon, derin gevşeme gibi durumlarda bu dalgalar izlenir.

Teta Dalgaları: Teta dalgaları, zihnimizin bilinçsiz olduğu hallerde gözlenir. Frekansı, saniyede 5-8 Hz’dir. Uykulu, uyuşuk ve uykunun ilk aşamasıdır. Derin hipnoz halinde de bu dalgalara rastlanabilir.

Delta Dalgaları: Delta dalgaları, saniyede 1.5-4 Hz’dir. Beynin derin uyku halidir.

Beyni “beta” durumundayken kişi gayet uyanık du­rumdadır. Buna “bilinçli olma hali” deriz. Düşünürüz, konuşuruz, karar veririz, problem çözeriz, planlar yapa­rız, harekete geçeriz… Kısacası günlük hayatta çoğunlukla içinde bulunduğumuz zihin durumudur. Bilinçaltımıza yeni imgeler yerleştirip onu ikna edebilmek için beyin “alfa” frekansında olmalıdır; beden oldukça gevşemiş bir halde ama beynin uykuya dalmadan önceki hali diyebili­riz. Meditasyon seanslarıyla bedenimizi gevşetip, beyni­mizi alfa frekansına ayarlayabiliriz. Alfa frekansında bey­nimizin “bodyguard”lığını yapan bilincimiz, devre dışı kalabilir. Böylelikle, bilinçaltımıza istediğimiz resimleri atabilir, yeni programlar yükleyebiliriz. “Kendi kendime bir düşüneyim, düşünmem lazım, bir kendimle kalayım…” dediğimiz an sakinleşme sırasıdır, alfa fazına geçmek için meditasyona ihtiyaç duyduğumuz andır.

Nabzımız yüksekken, sinirliyken veya çok heyecan­lıyken, karar vermemeli, biraz sakin olup düşündükten sonra karar vermeliyiz. Çünkü derin nefes alıp sakinleş­tiğimizde beynimize daha çok kan gider ve her şeyi daha iyi analiz edebiliriz. Ama bu anları fark etmemiz, öfkeli olduğumuz zamanları iyi yönetmemiz gerekir. Riskli an­larda kendimizi doğru yönlendirmeliyiz.

Kendinizde ne gibi eksikler görüyorsunuz? Özgüven eksikliği, konsantrasyon eksikliği ya da sigara gibi kötü alışkanlıklar… Bütün bunları değiştirebilirsiniz. Ama kendiniz yapmalısınız. Önce kendiniz istemelisiniz. Ben hipnoz gibi diğer yöntemleri pek önermiyorum. Doğal bir farkındalıkla, bilinçaltınıza sizin yapacağınız müdaha­lelerle daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. Bunu kendiniz başarabilirsiniz.

Yaptığınız hatalar da farkında olmadan küçük küçük bilinçaltında birikir. Bu birikimleri çok kısa süre içinde fark edemezsiniz. Uzun bir süreci göze alıp “Bugünden itibaren değişiyorum” deyip başlamanız gerekecektir. Onun için iğneyle kuyu kazmanız lazım.

Read More
turhan-guldas-paranin-hayatimizdaki-rolu
Genel
Temmuz 27, 2026by turhanguldas

Paranın Hayatımızdaki Rolü

Parayla olan şu anki ilişkimiz çocukluğumuza kadar dayanır. Para kazanma becerimiz, çocukluğumuzdan gelen programlamanın rolüyle şekillenir. Düşünceler, kalıplar, sözsel telkinler, kopyalama vb. parayla olan ilişkimizde belirleyici parametreler olur. Para ile aramızdaki ilişki düşünce kalıplarımıza göre şekillenir. Genellikle zengin ailelerin çocukları, istisnalar hariç, atıldıkları işlerde ekonomik yönden başarılı olurlar. Çünkü onların ailelerinin söylemlerinde para kazanmakla ilgili hep olumlu ifadeler yer alır. Zengin bir insan, çocuğunun para kazanmasıyla ilgili olumsuz bir düşünceye sahip değildir.

Genellikle dar gelirli veya yoksul aileler, istisnalar hariç, çocuklarının para ile ilişkisi hakkında sınırlayıcı ifadeler kullanır. Kişi, ancak ailesinin kalıplarının dışına çıkabilirse ekonomik yönden başarılı olabilir. Kıtlık ve yoksunluk zihniyetindeki bir insanın düşünce kalıbı “giderlerimi karşılayayım, faturalarımı ödeyeyim, aileme bakayım, böylece mutlu olurum”dan ibarettir. Böyle düşündüğü için koyduğu sınırların üzerine çıkamaz. Oysa, zenginlik ve bolluk bilincindeki bir insan milyon dolarları düşündüğü için ona ulaşabilme imkanına sahiptir.

Rol Modeller Seçin

Para ile ilgili ana fikrimiz şu olmalıdır: Para rahat yaşamak için bir araçtır. Yani tek başına bir amaç değildir, olmamalıdır. Mutluluğu engelleyen faktörlerden birisi de ekonomik sorunlardır. Parayı, araba yakıtı gibi düşünebiliriz. Eğer arabanın yol almasını, rahatlıkla ilerlemesini istiyorsak yeterli yakıtımızın olması gerekir. Dolayısıyla biz de iyi para kazanmak için kendimize göre yöntemler bulup kendimizi geliştirmeliyiz ki rahat yaşamak için yeterli yakıtımız olsun.

Beynimizden bir gün içerisinde ortalama 60 bin düşünce geçer. Biz bunları kontrol edip farkına varırsak, hayatımızdaki diğer pek çok konuda olacağı gibi, parayla ilgili konularda da başarılı oluruz. Kıtlık ve yoksunluk bilincinden, farkındalığıyla özgürleşen kişi, kendisine dayatılan kalıplardan da özgürleşip para ile olan ilişkisini arzu ettiği gibi yönlendirebilecektir. Bunun için kişinin kendisine yeni rol modeller seçmesi gerekebilir. Ekonomik yönden başarılı, zengin, iş hayatında girişimci insanların biyografilerini okumak ve onların izledikleri yolları izlemek faydalı olacaktır. Örneğin, Donald Trump çok zengin bir ailenin çocuğuydu. Milyar dolarları vardı. Ama ailesi ekonomik olarak battı. Ama Trump her şeye rağmen çok kısa zaman içerisinde milyar dolarlara yeniden sahip oldu. Çünkü onun için normal bir şey olan zenginlik bilinci, hiç yok olmamıştı ve her zaman devredeydi. Toplumumuzun yüzde 90’ı zenginliği gökten gelecek ilahi bir mucize gibi görmeye eğilimlidir. Kısa yoldan zengin olmak çoğu kişinin hayalidir. Oysaki şu an dünya ekonomi listelerinde en üst seviyede olan insanların çoğu tırnaklarıyla kazıyarak ve çok çalışarak zengin olmuşlardır.

Bedelini Ödemelisiniz

Para ile aramızdaki ilişkiyi düzenlemenin bir diğer yolu, parayla dürüst bir iletişim kurmaktır. Kendimizi kandırmayalım, para insan hayatında önemli bir araçtır. Elbette para gereklidir. İnsanın refah düzeyinin iyi olması için para olmazsa olmaz faktörlerden biridir. Ben parayı hiç sevmem dememeliyiz. Birisine ben seni hiç sevmiyorum dediğinizde o sizi sever mi? Elbette sevmez. O zaman para da sizi sevmez, size gelmez. Paranın benim için hiç önemi yok dersen para da seni önemsemez. Bir de zenginlik kavramını kötülemek gibi bir adet vardır. Bu söylem beyne şu mesajı iletir ve beyin şöyle düşünür: Zenginlik kötü, ben de efendimi zengin etmeyeyim. Bu yüzden parayla ilgili hep olumlu düşünceleri ve kalıpları beynimize telkin etmeliyiz. Nasıl ki olumlu davranışlarla yaklaştığınızda karşınızdaki insandan da olumlu tavır alırsınız, işte para ile ilişkimiz de böyledir. İnsanlarla nasıl iletişim kuruyorsak para ile de aynı şekilde iletişim kurmalıyız. Para, kendisiyle ilgili olumsuz düşüncenin olduğu beyinleri çekmez. Olumlu olacaksınız. Para için limitleriniz yüksek olacak. Para için çalışmak gerektiğine inanacaksınız. İşiniz ne olursa olsun en mükemmel şekilde yapacaksınız. Olumlu düşüncelerle sevgiyi ve sağlığı da çektiğimiz gibi parayı da çekebiliriz. Parayı hiçbir şekilde gökten beklemeyeceksiniz. Bunun bedelini ödemelisiniz. Bu bedel de çalışmaktır. ‘Çalışıp didindik ama para bize gelmedi.’ demeyin. Unutmayın ki, her şeyin bir zamanı var. Bazı insanlar her şeyi yapmalarına rağmen refahla çok geç tanışırlar. Parayı çok geç elde ederler. Ama önünde sonunda ömürlerinin bir yerinde istediklerine kavuşabilirler. Her şeyin bir zamanı vardır. Evren bu zamanı ayarlar. Sabırla ve güvenle beklemek gerekir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-sagligin-zihinsel-sifresi
Genel
Temmuz 20, 2026by turhanguldas

Sağlığın Zihinsel Şifresi

Hastalık zihin ile beden arasındaki iletişimin sağlıklı olmadığı durumlarda ortaya çıkar. Bu iletişim sorununu fark etmek önemlidir. Hastalığı bedenimizin verdiği hata sinyali olarak değerlendirip, farkındalığımızı zihnimizde hastalığı yaratan düşünce kalıplarına yönlendirdiğimizde sorunu kökünden çözebiliriz.

Hastalıkların sebebinin yüzde 10’u genetik yapıysa yüzde 90’ı düşünce yapımızdır. Düşünce yapımızı en yüksek seviyede bir farkındalıkla kontrol edebilmeli, bizi hasta eden düşünce kalıplarımızı tespit edebilmeliyiz. Sağlıklı olmayı, sağlığımızı korumayı sağlayan düşünce kalıplarını beynimize yerleştirmeliyiz.

Sağlıklı bir zihin yapısı için beynin ihtiyaçlarını karşılayabilmeliyiz. İyi bir beden, iyi bir enerji ve iyi bir ruh hali için beynimize olumlu düşünce kalıpları yerleştirmek gerekir. Olumlu cümlelerimizle yapacağımız içsel konuşmalarımız karşılığında sağlığımızı koruyabiliriz. Telkinlerimizin olumlu olması önemlidir. Beynimize hastalığa sebep olacak olumsuz düşünceler yüklersek kendimizi hasta ederiz. Olumsuz telkinlerin yarattığı stres hormonları, kalp ve damar hastalıkları, kanser, alerji gibi birçok hastalığa davetiye çıkarır. Zihin, ne kadar sağlıklı ve olumlu düşünce yapısında olursa, beden de o kadar sağlıklı ve enerjik olur, o kadar az hastalanır.

Olumsuz Düşünceler Yüklemeyin

Beyin verilen her komutu ciddiye alır. Örneğin, kapı açık olursa hastalanırım diye saçma görünen bir mantıkta düşünsek bile, zihnimiz düşüncenin ne kadar saçma olduğuna aldırmadan verdiğimiz komutu yerine getirmeye çalışacağı için hastalanabiliriz. Ya da benim ailemde kanser var ve ben de kanser olacağım demek de aynı şeydir. Bu beyne bir hedef belirtmek, olumsuz düşünceler yüklemektir. Oysa insan kanser kelimesini aklına getirmez, güçlü ve sağlıklı olacağına inanırsa hastalığa davetiye çıkartmaz. Hastalığın adını anmamak bile insanın kendine çekmesini engeller.

İnsan her zaman ektiğini biçer. İnsanının bir hastalığı varsa iyileşebilmek için önce düşünce şeklini değiştirmelidir. Bel ağrısı, bağışıklık sistemini bozan rahatsızlıklar ve daha pek çok hastalık beyin tarafından üretilen hormonlar ile ortaya çıkar. Beyne olumlu şeyler ekince, olumlu sonuçlar elde edilir. Hastalık ekince hastalık biçilir. Sağlık ekilince sağlık biçilir. Hastalıklarımızın sebebi için suçu kimseye yüklemeden, düşünce tarzımızı ve içsel konuşmalarımızı değiştirmemiz gerekir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog-herkes-zengin-olabilir
Genel
Temmuz 13, 2026by turhanguldas

Milyoner Gibi Düşünmek

Sıfırdan milyoner zihniyetine nasıl ulaşılır? Zenginlik sadece para mıdır? İkincisinden başlarsak cevabı kısa; zenginlik sadece para değildir. İnsanın başarısı da, geldiği nokta da, bu dünyaya bıraktıkları da bir zenginliktir. Yani yazdığı kitaplar da bir zenginliktir. İnsanlara ettiği yardımlar da bir zenginliktir. Bu dünyaya yaptığı katkılar da bir zenginliktir. Kendisine, kendi kişiliğine, kendi mantalitesine yaptığı yatırımlar da zenginliktir.

Yani zenginlik sadece para değildir. Para lazımdır. Hayatta çok şeyi kolaylaştırıyor. Başarı için de, çoğu şey için de gereklidir, doğrudur. Ama bir araçtır her şeyden önce. Bence para bir amaç olmamalı. Parayı amacınız haline getirdiğiniz zaman para sizden kaçar.

Net Olun

Ama şöyle düşünürseniz: “Ben çok para kazanmak istiyorum çünkü insanlara yardım etmek istiyorum. Ben çok para kazanmak istiyorum çünkü ailemi iyi geçindirmek istiyorum.” “Ben çok para kazanmak istiyorum çünkü kimseye muhtaç olmak istemiyorum” gibi bunları çoğaltırsanız, kafanızda paranızı nereye kullanılacağını netleştirirseniz, para size gelir.

Çünkü siz ne yapacağınızı biliyorsunuz. Egoistçe istekler için para istiyorsanız para size gelmez, net. Hiçbir şey bir günde olmaz. Hiç kimse hemen zirveye çıkamaz. Mesela bakın o milyonerlerin hayatlarına, başarılı olmuş insanların hayatlarına.

Önce Sabır!

Kesinlikle iki günde bir şey olmaz… Eğer iki günde başarılı gözüken insanlar varsa da dikkat edin, onlar iki günde de en alt noktayı buluyorlar. Çünkü altyapısı yok, temeli yok. İki günde başarılı olmuş bazı şarkılar var biliyorsunuz, popüler oluyor. Ondan sonra o sanatçıları 6 ay sonra kimse tanımıyor. Bu da böyle. Ama öyle sanatçılar var ki, 30 yıldır 40 yıldır Türkiye’ye damgasını vurmuş sanatçılar. Dolayısıyla başarı için, zenginlik için adım adım gitmek lazım. Merdivenleri çıkar gibi düşünmek lazım. Her gün biraz daha ilerlemek lazım.

Bazen de tecrübe lazım, bazen de şans lazım, bazen vizyon lazım. Ve bunların hepsinin bir araya gelmesi lazım. Ama her şeyden önce tabii ki sabırlı olmak lazım. Yaşadığımız çağda insanlarda en az olan şey sabır. Herkes hemen istiyor, çabuk istiyor ama yapmıyor. Önce sabır!

Read More
  • 1
  • 2
  • 3
  • …
  • 9
Bu bağlantılardan Dr. Turhan Gülaş hakkında daha fazlasını keşfedin ve bizimle iletişime geçin. Düzenli güncellemeler için hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hızlı Erişim

Dr. Turhan Güldaş Hakkında
Kişisel Gelişim
TV Media
Basında

Bizi Takip Edin

Instagram
Facebook
YouTube

Copyright © 2026 Dr. Turhan GÜLDAŞ. All Rights Reserved

Yaşam Sihirbazı

back to top