logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
Author: turhanguldas
turhan-guldas-kisisel-gelisim-dost-edinme
Genel
Ocak 12, 2026by turhanguldas

Reddedilme Korkusu Nasıl Aşılır

Reddedilme Korkusu Nasıl Aşılır

Reddedilme korkusu yüzünden baştan kaybederiz. Nasılsa reddedilirim düşüncesiyle daha hiç denemeden, isteklerimizden vazgeçeriz. Reddedilme korkusu özgüven eksikliğinden kaynaklanır. Her korkunun arkasında bir güvensizlik hissi vardır. Kendine güvenmemek, hayata güvenmemek korku yaratır. Reddedilme korkunuzu da aşmak için tek ihtiyacınız olan şey özgüvendir.

Reddedilme korkusu olan bir insan istediği işe başvuramaz, hoşlandığı bir insana yaklaşamaz… Yani adım atamaz. Nasılsa reddedileceğim düşüncesiyle en baştan kaybeder. Ya reddedilmezse? Bunu hiç düşünemez bile. Reddedilmediği zaman yaşayacağı mutluluğu elde edeceği başarıyı hesaplamadan sadece reddedilmeye odaklanır. Reddedildiğinde yaşayacağı hayal kırıklığına odaklanır. Utanç duygusu, mutlu olma ihtimalini elinden alır.

Kendinize Şans Verin

Denesek ne kaybederiz? Zaten denemediğimiz için kaybetmiş olmuyor muyuz? Bu durumdan daha kötüsü yok ki zaten. Denediğimiz takdirde en kötü senaryo ne? Kaybetmek. Birinci seçenekteki sonuca ulaşırız. Deneyip kaybettiğiniz zaman en azından ben elimden geleni yaptım dersiniz. Hiç denememek sizin kendinize hiç şans vermemeniz demektir. Reddedilme korkusunu aşmak için kendinize şans verin.

Dış görünüşüyle değerlendirip, yaklaşmaktan çekindiğimiz kişinin hayata bakış açısı beki bizimki ile uyuşuyordur. Hayata karşı tavrı, duruşu hiç beklemediğimiz bir tarzda olabilir. O kişi ile ilgili yarattığınız imaj ya da kişiden size yansıyan imaj yanıltıcı olabilir. Bazı insanlar çok soğuk durabilir ama yakınlaştıkça aslında ne kadar sıcakkanlı, sempatik bir insan olduğunu görüp şaşırabilirsiniz. İşi gereği çok bilgili, entelektüeldir, benim gibi biriyle konuşmaz. Bana cevap bile vermez diye düşündüğünüz kişiyle ortak noktalar bulup saatlerce sohbet edebilirsiniz. İnsanların dış görünüşlerine aldanıp yargılamayın. İnsanları tanımak için çaba gösterin. Bu çaba size olumlu sonuçlar verecektir.

Dünyanın Sonu Değil!

Rahat olduğunuz zaman ‘bana fark etmez’ dediğiniz zaman, en kötü ihtimalle reddedilirim diye düşünüp denemekten vazgeçmezsiniz. En kötü ihtimalle reddedilirsiniz ve dünyanın sonu değildir. Hemen başka bir şey denersiniz, başka seçeneklere yönelirsiniz. Aklınızda “Deneseydim ne olurdu?” gibi zihninizi devamlı kurcalayan kuşkular kalmamış olur.

Her başvurunuzda, her iş görüşmenizde işe girmeniz mümkün değildir ya da her hoşlandığınız insanın size “evet” demesi… Böyle düşündüğünüz zaman daha rahat adım atarsınız. Siz de herkesin her istediğini her zaman kabul edemezsiniz, siz de reddetmek zorunda kalabilirsiniz. Reddedilmenin de reddetmenin de çok doğal bir şey olduğunu kabul etmeniz gerekir. Her zaman kendinizden pay biçin. Sizden her hoşlanandan hoşlanmanız ya da her iş isteyene iş vermeniz mümkün mü? Aynı şekilde karşı taraf da her şeye “evet” diyemez. Reddetmek ve reddedilmek çok doğaldır.

Eleştirilere Açık Olun

Satış işlerinde başarılı olan kişiler her zaman reddedilmenin doğal olduğunu düşündükleri için başarılıdırlar. Ürünlerini müşteriye sunduklarında her müşterinin kabul etmeyeceğini bilirler. On kişiyle görüşme yaparlarsa beş altı kişiye ürünlerini satabilirler. “Bu müşteri beni reddetti ya diğeri de reddederse?”, “Ya bu müşteri satın almazsa beni reddederse?” demezler. Zaten müşteri onu değil ürünü reddediyor. Bunun farkında olur. Ürünlerini satmak için en uygun müşteri kitlesini araştırmaya, pazarın özellikle hangi alanlarda yoğun olduğuna bakıp sistemli bir program yapabilir. Ürünü reddedenlere değil, alabilecek kitleye ulaşmaya çalışır. Reddedilmeye takılmaz. “Bu müşterilere satamadım, satabileceğim müşterilere yoğunlaşmalıyım.” diye düşünüp çalışmaya devam eder, vazgeçmez.

Reddedilme korkusunu aşabilmeniz için özgüvenli, eleştirilere açık bir insan olmalısınız. Kaygılarınız olmaz, çünkü herkesin reddedilebileceğini bilecek kadar olgun bir karakteriniz olur. Attığınız adımlardan, aldığınız olumsuz karşılıklardan utanç duymazsınız. “Ben çaba gösterdim en azından denedim, yine de denemeye devam edeceğim, bana fark etmez.” dersiniz.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-dost-edinme
Genel
Ocak 5, 2026by turhanguldas

Dost Edinme Kaygısı Yalnızlığa Sürükleyebilir

Dost Edinme Kaygısı Yalnızlığa Sürükleyebilir

Bir insanın dostlarının olması çok güzel bir şeydir. İnsan, mutluluğunu da mutsuzluğunu da paylaşabileceği, her konuda güvenebileceği bir dostu ya da dostları olsun ister. İnsan sosyal bir varlıktır. Sağlıklı bir insanın sosyal ve çevresiyle iletişim hâlinde olması gerekir. Kendisiyle ve çevresiyle barışık bir iletişimde kalarak insanlarla hayatını paylaşması kadar normal bir ihtiyaç yoktur.

Dost kazanmak için özverili, paylaşımcı, dürüst, sevgi dolu olmamız gerekir. Dostluk bu kavramları karşılıklı yaşadığımız durumlarda gerçekleşen bir ilişki türüdür. Dost olmak için her iki tarafın da birbirine karşı aynı tutumlarda olması önemlidir.

İnsanları Kendinizden İtmeyin

Dost kazanmak için aşırı çabaya girmek sizi yalnız bırakır. “Çevremde insanlar olsun, ben yalnız kalmayayım. Yalnız kalmaktan korkuyorum.” düşünceleriyle dost edinemezsiniz. Yalnız kalmayın diye kimse sizinle dost ya da arkadaş olmak istemez. Yalnızlığınızı gidermek için sosyalleşmeye, arkadaş/dost edinmeye çalıştığınızda zayıf ve kendine güvensiz bir imaj yaratırsınız. Yarattığınız bu imaj hiç çekici değildir. İnsanları kendinizden itersiniz.

Her tanıdığı insanla samimi olan, en özel durumlarını anlatan, gereğinden fazla samimi olan insanlar kolay kolay dost sahibi olamazlar. Dostluk hemen herkesle kurulabilen bir ilişki değildir. Zaman ister, emek ister en önemlisi de karşılıklı güven ister. Siz, önüne gelen tanıdığı herkesle samimi olursanız kolay kolay kimse sizi ciddiye almaz ve size güvenmez. Çok fazla tanıdığınız, geniş bir çevreniz olabilir ama güveneceğiniz dostlarınız olmaz. Genelde çevrenizde sizi kullanmaya çalışan, hatta arkanızdan sizinle dalga geçen insanlarla sağlıksız ilişkiler yaşarsınız.

Sabırlı ve Soğukkanlı Olun

Dost edinmek için sabırlı ve soğukkanlı olmak lazım. Karşınızdaki insanı iyice ölçüp tartmanız gerekir. Ama siz “Yalnız kalmayım, yeter ki hayatımda birisi olsun” diye düşünürseniz dost kazanmak için de sabırsız olursunuz. Sırf arkadaşı olsun diye gereksiz ve abartılı bir şekilde çevresine eli açık davranan insanları görürsünüz. Her yerde hesabı onlar öder. Devamlı çevresindekilere bir şeyler ısmarlar… Sanki bunları yapmazsa kimse onunla arkadaş olmayı istemeyecekmiş gibi hisseder. Değerli olmak için abartılı davranışlarda bulunur.

Kendini geliştiren insan, arkadaş ya da dost edinmek için acele etmez. Önce kendisiyle barışıktır ve yalnız kalmaktan da korkmaz. Arkadaşlarını, dostlarını özenle seçer. Herkesle her şeyi paylaşmaz. Kim dostu kim dostu değil iyi gözlemleyebilir. Arkadaş edinmek için gereksiz ve abartılı davranışlarda bulunmaz. Birisi onunla arkadaş olacaksa gerçekten ona değer verdiği için onunla arkadaş olmasını ister.

Dost kazanmak için en önemli şart insanları dinlemektir. Karşınızdaki konuşurken onu dinleyin. Karşınızdakinin nasıl biri olduğunu, neleri sevdiğini, ortak noktalarınızı anlayabilmeniz için dinlemeniz gerekir. Dinlemek karşınızdakini anlamanızı sağlar. Düşüncelerini, duygularını anlamadığınız bir insanla dost da olamazsınız. İnsanlar çoğu zaman birbirini dinlemiyor. Unutmayın; değer verildiğini gören kişi sizin dostunuz olmak ister ve bundan da mutlu olur.

Dost edinme kaygısı olan insanlar dost edinemezler. Çünkü devamlı bir çaba içindedirler. Kendilerini sevdirmek için gülünç duruma düşecek çaresiz hareketler yaparlar. Kim benim dostum olur diye çabaya ve arayışa girmeden önce siz iyi bir dost olabilecek bir insan olun.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-çocuklarin-hayal-kurmasi
Genel
Aralık 29, 2025by turhanguldas

Bırakınız, Hayal Kursunlar!

Bırakınız, Hayal Kursunlar!

Çocuğunuzun beyin gelişiminin ideal bir şekilde oluşmasını istiyorsanız, çocuğunuza hayal kurma yeteneği kazandırın. Doğumundan itibaren anlatacağınız hikayeler, masallar, vereceğiniz örnek ve tanımlamalar ile çocuğun hayal dünyasını geliştirebilirsiniz. Bugün yaşadığımız dünyada gördüğünüz her şey bir hayal olarak başlamıştır. Yaşadığınız evi düşünün. Bu ev önce bir mimarın kafasında şekillenir. Ondan sonra o kağıda dökülür. Sonra gerekli malzemeler alınır. Ve en sonunda o ev inşa edilir. Ve belli bir zaman sonra o ev ortaya çıkar.

Her şeyin başlangıcı hayal etmeye dayanır. Dolayısıyla çocuklarda hayal gücünü artıracak, hayal kurmayı hızlandıracak, onu bir alışkanlık haline getirecek bir eğitim vermemiz gerekecek. Küçük yaşlardan itibaren çocuklara bu yönde eğitim vermeyi başarırsanız farklı düşünen, farklı hayaller kurabilen, farklı projeler üretebilen, farklı bakabilen bir çocuk yaratırsınız. Bir nevi geleceğin süper çocuklarını yetiştirirsiniz.

Karar Vermek, Büyük Bir Yetenektir

Başarı için önemli faktörlerden biri, karar verme yeteneğini geliştirmektir. Hayal kuran insanlar yaratıcı olurlar. Hayal kurma yeteneği farkındalık sağlar ve doğru karar verme yeteneğini de beraberinde getirir. Böylelikle çocukken karar verme gücüne sahip olurlar. Böylece yetişkin olduklarında tereddüt etmeden ne yapacaklarını bilirler. Hedefleri ve amaçları uğrunda nasıl ve hangi yollardan ilerleyeceklerini bilirler, emin olurlar. Başarılı olmanın formülü de işte burada yatmaktadır.

Hayal kurmak insanların en büyük gücüdür. Başarılı insanlar, hayal kurarak hedeflerine ulaşmışlardır. Bunun için yaratıcı imgeleme tekniği, yani hayal gücü çok önemlidir. Evrende çekim gücü dediğimiz bir yasa vardır. Hayal edip düşünüyorsunuz ve ne düşünüyorsanız evrenden de onu kendinize çekiyorsunuz. Çocuklara küçük yaştan itibaren bu çekim gücünü öğretirsek, çocukların zihinsel gücü de açık olduğu için bunları da oyun gibi algılattırarak yaratıcılıklarını geliştirmiş oluruz.

Dar Kalıpların Dışına Çıkın

Siz de çocuklarınızın hayal gücünü geliştirici oyunlar bulabilirsiniz. Çocuğunuzla dışarı çıkın, gideceğiniz yeri hayal etmesini sağlayın ya da birlikte gözlerinizi kapatın ve hayalinizde bir oyun canlandırın. Detayları çocuğunuzla paylaşın, ardından o da paylaşsın…

Hayal olmazsa motivasyon olmaz. Hayal kuran insanlar, geniş ufuklarda, geniş amaçlarda gezer. Çocuğunuza, kendisine küçük küçük hedefler koymasını öğretin. Küçük küçük hedeflerden büyük hedeflere ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Çocukların büyük hedeflerini, anne-babanın dar kalıpları da sınırlayabilir. “Biz kazanamıyoruz” diyen ebeveynlerin çocukları da yerinde sayan çocuklar olur. Ancak hayal kurmayı öğretirken sınırlar koymayı da bilmelisiniz. Gerçek hayata hazırlıklı olmalılar. Hayalin sınırı yok ancak gerçek hayatta sınırlar vardır. Bunları bilmeli. Bilerek hedeflerini belirlemeli ve hayallerinin sınırlarını koyabilmeli…

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-imaj-hic-birseydir
Genel
Aralık 22, 2025by turhanguldas

İmaj Hiçbir Şeydir!

İmaj Hiçbir Şeydir!

Günümüz dünyasında imaj her şeymiş gibi gösteriliyor. Çok iyi bir imaj yaratmış olan bir insanı sonra yakından tanıdığınızda bir bakıyorsunuz içi boş, imajıyla alakasız bir insan… Yakından tanıdığınızda hüsran ve hayal kırıklığı…

Benim bir Amerika deneyimim oldu. İmaj konusunda dünyada üstlerine yoktur. Her şeyin çekim merkezi olmak tek hedefleridir. Ambalaj yapmak en büyük başarılarıdır. Mesela New York bir ambalaj benim gözümde. Güzel bir şehir ama o filmlerde abartıldığı gibi bir şehir değil. Anlatıldığı gibi hiç değil…

İnsanlar için de öyle. Dışarıdan gördüğümüz bazı insanlar mükemmel imajlar yaratıyorlar. Bir bakıyorsunuz iki kelime konuşuyor, ne kadar boş olduğunu hissediyorsunuz. Öyle bir dünya düzenine doğru gidiyoruz ki insanlar imaja gereğinden fazla değer veriyorlar. Sevilen, beğenilen insanlara benzemek için herkes kendine yakışıp yakışmadığına bakmadan boş imajlar peşine düşüyor. İnsanların çoğunluğu birbirine benzeyen tipler haline geliyorlar.

Kopya Hayatlar

Fabrikadan çıkmışçasına aynı tip insanlar her yerde… Moda diye herkes aynı şeyi yapmak zorunda değil. Siz kendinizle nasıl barışıksanız, aynaya baktığınızda “Ben böyle mutluyum.” diyebiliyorsanız ne mutlu size. Bazı imajlar resmen algı yönetimiyle dayatılıyor. “Herkes sakal bıraktı ben de bırakacağım, Kısa saç moda bütün ünlü kadınlar saçını kestirdi ben de kestireceğim…” gibi takıntılar bizi özümüzden, gerçek karakterimizden uzaklaştırır. Bizi başkalarını kopyalayan biri haline getirir. Biz, başkalarının takdir etmesine muhtaç hale geliriz. Diğerleri gibi görünme isteği bağımlılık haline gelir. Bazen toplum dışlamasın diye, fark etmeden kopya etmek zorunda kalırız. Bana fark etmez modu, kendinle barışık olmak, istediğin gibi olmak halidir. Takıntı olmaz.

Bedeniniz Sizindir

Fiziksel görünümde dayatılan imajlardan biri de beden ölçüleridir… Şu kiloda bu vücut şeklinde bu boyda olunmalı diye dayatmalar çoğalıyor. Beden ölçüleri o kadar önemli bir hale geliyor ki insanlar sağlığını hiçe sayarak diyet uyguluyorlar hatta operasyon geçiriyorlar. Bedeniniz sizindir. Onun nasıl olmasına siz karar verirsiniz. Eğer zayıflamak istiyorsanız bunu kendiniz istiyorsunuz diye en önemlisi sağlığınız için sağlıklı yollarla yapın. Ayrıca sadece beden ölçüleri önemli değildir. Bir taraftan da karakterinize özen göstermeniz gerekir. Kişisel gelişiminiz, insani değerleriniz de en az beden ölçüleriniz kadar önemlidir.

Bir imaj yaratacaksınız gerçekten sağlıklı ve sizi yansıtan bir imaj yaratın, en önemlisi özgün ve orjinal olun.  Ben ne kadar kendimim diye sorun. İmaj değil, sizin kendinizi bulmuş olmanız önemlidir.

Siz kendinizle barışık olun, siz kendinizin farkında olun. Kendinizi tanıyor musunuz, aynaya baktığınızda bu siz misiniz? Yoksa çevrenin yarattığı bir imaj mısınız? İmaj hayal gibi bir şeydir. Gerçek insanı veya nesneyi olayı yakından tanıdığımız zaman gerçek değerini veririz. Kendimize de ancak kendimizi yakından tanıdığımız zaman gerçek değerimizi verebiliriz.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-aceleetmek
Genel
Aralık 15, 2025by turhanguldas

Acele Etmek Yavaşlatır!

Acele Etmek Yavaşlatır!

‘Bana fark etmez’ modu zamanı doğru bir şekilde kullanmanızı sağlar. Relaks bir ruh durumunda olduğunuzda panikten ve karmaşadan uzak olursunuz. Zihniniz bulanık olmaz. Programlarınızı planlı bir şekilde düzenleyebilirsiniz. Takıntılarınızdan kurtulmuş olursunuz. Özgüveniniz sizi yapabilecekleriniz konusunda doğru yönlendirir ve ne zaman, nerede, hangi adımları atacağınızı bilirsiniz.

Kendine güvenen, kapasitesinin farkında bir insan, işlerini ne kadar sürede yapabileceğini bilir ve ona göre planlamasını yapar. En önemlisi ‘bana fark etmez’ modundaki bir insan sorumluluklarının farkındadır ve sorumluluklarını yerine getirebilmek için zamanını verimli bir şekilde kullanması gerektiğini bilir.

Panik Hataya Neden Olur

Ne kadar acele ederseniz işiniz o kadar uzar hatta aksiliklerle karşılaşırsınız. Zamanınız herhangi bir sebepten kısıtlı olabilir. Zaman yönetimi zaten kısıtlı zamanlar için söz konusudur. Geniş vaktiniz olduğunda zaman yönetimi yapmanıza gerek yoktur. Kısıtlı vakitte yapmanız gereken işler sizde stres yaratabilir. Olumlu bir stres, zamanı iyi değerlendirebilmek için güçlü bir motivasyon bile olabilir. Zamanınız kısıtlı diye acele etmeniz ise işinizi baltalayabilir. Panik bir halde alelacele iş yapmak hatayı da beraberinde getirir.

Hayatımda birkaç tane trafik kazam vardır. Hepsinde de ortak hatam, acelem olmasıydı. Gerçekten acele ediyordum. Acele etmem benim hiçbir işime yaramadı. Ne yetişmem gereken randevuma zamanında gidebildim ne de halletmem gereken işlerimi zamanında halledebildim. Geciktiğim yetmezmiş gibi üzerine başka sorunlarla uğraştım. Belki de beş dakika gecikeceğim yere beş saat geciktim. Sakin olsaydım, yetişebileceğim yerlere yetişebilirdim.

Acele ettiğiniz zaman yapabileceğiniz şeyleri bile yapamazsınız. Gözünüzün önündeki şeyi bile göremezsiniz. Aceleden eliniz ayağınız titrer, fiziken dengenizi bile sağlayamazsınız. Kan basıncınız bile değişir. Bu halde nasıl zaman yönetimi yapabilirsiniz ki? Ama ‘bana fark etmez’ modunda olduğunuz zaman soğukkanlılıkla en kritik durumları bile tersine çevirme imkânınız vardır. Kolaylıkla risk alabilirsiniz. Çünkü yapabileceklerinizden emin olursunuz.

Her Şey Kontrol Edilemez

Bir randevuya geç kalmak üzere misiniz? Sakince düşünür ne yapmanız gerektiğini bulursunuz. Belki arabanızı bırakıp metroyla geçersiniz. Sakin olduğunuz için yarattığınız çözümle hem kaza yapmazsınız hem de randevunuza yetişirsiniz. ‘Bana fark etmez’ modu size çözüm bulma yeteneği kazandırır. Aceleden ve panikten uzak, soğukkanlı bir şekilde en kısıtlı zamanlarda bile başarılı olursunuz.

Belki her şeyi kontrol edemezsiniz. Yetişebilirim sandığınız yere giderken sizinle alakasız aksilikler olur gidemezsiniz. Ya da sınav gününden önce hastalanabilirsiniz ve birkaç gün kaybedebilirsiniz. Bunlar sizin dışınızda olabilecek normal şeylerdir. Böyle durumlarda da relaks olmanız yani ‘bana fark etmez’ modunda olmanız önemlidir. Çünkü relaks olduğunuzda zihninizdeki gerginlik azalır. Berrak ve akıcı düşüncelere sahip olursunuz. Az zamanda nasıl çok iş yapacağınıza ya da işlerinizi nasıl yetiştireceğinize konsantre olursunuz. Elinizdeki süreyi sizin avantajınıza olacak şekilde değerlendirmek üzere yeni planlar yapabilirsiniz. Yeter ki soğukkanlı olarak kendinize güvenin.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-mutluluk
Genel
Aralık 8, 2025by turhanguldas

Mutluluk Bir Tercihtir

Mutluluk Bir Tercihtir

Karşınızda iki ekran hayal edin, yan yana durmuşlar, biri sağda diğeri solda… Sağdaki ekranda devamlı olumsuz haberler var. Her gün ekonominin kötü gittiğini, hayat şartlarının zorlaştığını, trafik kazalarının ve suç oranlarının arttığını, toplumun nasıl yozlaştığını, çevre kirliliğini vb. anlatıyor. Hiç aralıksız bir şekilde en iç karartıcı haberleri veriyor.

İki Ekrandan Hangisi!

Soldaki ekranda ise hep olumlu haberler sunuluyor. İnsanların birbirlerine nasıl yardım ettiklerini, azimle çalışanların nasıl başarıya ulaştıklarını, toplumdaki olumlu gelişmeleri vb. anlatıyor. Bu iki ekrandan hangisini seyretmeyi tercih edersiniz?

Devamlı olarak sağdaki ekranı izlerseniz neler hissedersiniz? Soldaki ekranı izlemek size neler katar? İşte bu sorulara vereceğiniz cevaplar hayatınızın nasıl olduğunun yanıtını verir size. “Ben devamlı olumsuz olaylara konsantre olup hayatımı da olumsuz bir şekilde yaşıyorum.” ya da “Ben devamlı olumlu olaylara konsantre olup hayatımı da hep olumlu bir şekilde yaşıyorum.”

‘Bana fark etmez’ modunda olduğunuzda hayattaki negatif olaylarında farkında olursunuz ama kendi hayatınıza bu negatif olayları dahil etmezsiniz. En önemlisi hayata siz negatif tarafından bakmazsınız. Evet, ister bizim hayatımızda olsun ister başkalarının hayatında olsun, olumsuz olaylar olabilir. Kimsenin hayatı mükemmel değil. Ama yine de pozitif bir hayat görüşüne sahip olabilirisiniz. Hangisini tercih ederseniz onu yaşarsınız.

Küçük Seçimlerle Hayatını İnşa Et

Bizi mutlu ya da mutsuz eden şeyler tercihlerimizdir. Hangi ekrana bakmayı seçiyorsak öyle yaşıyoruz. Her an, küçük tercihlerle geleceğimizi inşa ediyoruz. Mutlu olmak ya da mutsuz olmak, ikisinden birini seçiyoruz. Mutluluğun bir tercih olduğunu anladığınızda mutlu olmak daha kolay olur.

Sıklıkla söylediğim bir şey var: Kötü aslında iyidir. Kötü nasıl iyi olabilir? Eğer ders çıkarabiliyorsak çok iyidir. Bazen de beklediğimiz şeyler olmaz ve biz bu duruma kötü diyebiliriz. Ama sonra, zaman geçince anlarız ki aslında olmaması hayrımıza olanmış ve iyi ki olmamış deriz. Önemli olan kötü bir olay karşısında hayrı görebilmek ve ondan ders alabilerek yolumuza devam edebilmektir. İşte bu mutluluğu seçmektir.

Daha paylaşımcı, daha adil, herkesin birbiriyle empati yaparak mutlu olacağı bir düzen kurulacağına inanıyorum. Hiçbir zaman devamlı gece olmamıştır. Gece olduğu gibi gündüz de vardır. Biz hem ülkemizde hem dünyada bir gece döneminden geçiyoruz. Ama gündüz kesinlikle olacak. Ve güneş ışınlarının sıcaklığını hissediyorum, kendisini henüz göremesem bile. Evrende bizim için yaratılan ışığı, çocuklarımızın, yeni nesillerin zihninde, beyninde şimdiden fark ediyorum. Çocuklarımız bizim yaşadığımız dünyadan çok çok güzel bir dünya yaratacaklar, bunu biliyorum.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-paylastikca-cugalır
Genel
Aralık 1, 2025by turhanguldas

Paylaştıkça Çoğalarak Bize Geri Döner

Paylaştıkça Çoğalarak Bize Geri Döner

Her şeyi paylaşabiliriz. Enerjimizi, kazancımızı, sevgimizi, sevincimizi, bilgimizi, emeğimizi, tecrübemizi…Paylaştıkça çoğalarak bize geri döner. Karşımızdaki insanın problemlerini paylaşırız. Fikir vermek, destek olmak, yardımcı olmak iyi bir şeydir. Yardım etmek de paylaşmaktır.

Paylaştıkça çoğalarak bizde geri döner. Bu evrenin bir kuralıdır. İyi şeyleri paylaşırsanız, iyi bir insan olursanız kesinlikle evren sizi karşılıksız bırakmaz. Ne zaman yardıma ihtiyacınız olursa ihtiyacınız olan desteği bulursunuz.

İyi Bir Kalp Gerekiyor

Yazdığımız mantranın kötü insanlarda işe yaramayacağı konusu çok nettir. Kalbiniz kötüyse hiçbir zaman mantramızı yazmayın. Bu mantrayı kötü ve olumsuz şeyler elde etmek için yazmayı denerseniz, işe yaramaz. Baştan söyleyelim; bir disiplin gerekiyor, bir de iyi niyetli bir kalp gerekiyor. Başka türlü işe yaramaz.

‘Bugün Daha Mükemmel Bizi Yaratıyoruz’ mantrası, insanı sadece daha iyi bir insan yapıyor. Daha paylaşımcı, daha empati yapan, daha egosuz, daha dürüst oluyorsunuz. Bu kesin. Bunu da açıklamak istiyorum: Her şeyi paylaşabiliriz. Paylaşmak için bir limit yok.

Esin Kaynağı Olun!

Bu mantrayı yazmaya başladığınızda hayatınızda çok net değişimler olacak. Abartmadan bu değişimleri insanlarla sosyal medya hesaplarınızdan paylaşın. Eşinizle dostunuzla değişiminizi paylaştığınızda onlara da kendi hayatlarını değiştirebilmeleri için esin kaynağı olabilirsiniz. Böylece onlar da bizim gibi daha mükemmel bizi yaratma fırsatını bulurlar. Ne güzel değil mi? Dolayısıyla paylaşmak bu işin sırrıdır.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-Oyun-ve-Yaratici-Dramanin-Gucu
Genel
Kasım 24, 2025by turhanguldas

Oyun ve Yaratıcı Dramanın Gücü

Oyun ve Yaratıcı Dramanın Gücü

Çocukların yaratıcı imgeleme yeteneği, kişisel gelişimlerinde çok önemli bir rol oynar. Bu yetenek, çocuklarla oyun oynayarak ve hayal kurmalarını teşvik ederek geliştirilebilir. Çocukla iletişim kurarken, çocuğun karşısında olduğunuz zaman telefonunuzu kapatmak çok önemlidir. Çocuğa odaklanmak, farkındalık ve sevgi ile yapılan iletişim, onun kendini değerli hissetmesini sağlar.

Örneğin, çocukla gözlerimizi kapatarak bir oyun oynayabilirsiniz. Hayal kurma oyununda, çocuk gördüklerini ve hissettiklerini detaylı şekilde anlatır; kedi gelmiş, kedinin nasıl yumuşak olduğu, su sesi gibi detayları ifade eder. Bu tür oyunlar, çocuğun hayal gücünü geliştirir ve yaratıcı düşünme becerilerini artırır. Einstein, hayal kurmanın bilgiden daha önemli olduğunu vurgulamıştır. Bill Gates’in başarısı da hayal kurma yeteneğiyle doğrudan bağlantılıdır; hayal kurarak fikirlerini geliştirmiş ve dünyada uygulamıştır.

Hayal Gücünü Artırır

Yaratıcı drama ve oyun, çocukların sahne deneyimi kazanmalarını sağlar. Tiyatro ve oyun etkinlikleri, çocukların özgüvenini pekiştirir. Örneğin, bir sahnede rol almak, okulda şarkı söylemek veya arkadaşlarıyla etkileşimde bulunmak, çocuğun kendine güvenini artırır. Deneyim yoluyla kazanılan bu özgüven, çocukların sosyal ve bireysel gelişimlerine büyük katkı sağlar.

Çocuklara yaratıcı oyun ve drama yoluyla yönlendirme yapmak, onların hem hayal güçlerini hem de bireysel becerilerini geliştirmeye yardımcı olur. Oyunla öğrenme süreci, çocuklar için hem eğlenceli hem de öğreticidir. Bu süreçte çocuk, deneme yanılma yoluyla öğrenir ve kendi yeteneklerini keşfeder. Özgüven, bu deneyimlerin doğal bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Çocuklar Saygı Bekler

Anne babalar, çocuğun birey olduğunu unutmamalı ve onun seçimlerine saygı göstermelidir. Çocuğa zarar gelmeyeceğini düşündüğünüz sınırlar koymak ve sevgiyle yönlendirmek, çocuğun güvenli bir şekilde kendini ifade etmesini sağlar. Sınırsız sevgi ve saygı ile yaklaşmak, çocuğun kendine güven duymasının temelini oluşturur.

Sonuç olarak, oyun ve yaratıcı drama, çocukların özgüvenini geliştiren, hayal gücünü artıran ve yaratıcılıklarını destekleyen güçlü araçlardır. Farkındalık ve sevgiyle yapılan yönlendirme, çocuğun birey olarak gelişimini destekler. Çocuklar, yaratıcı etkinliklerle hem sosyal hem de bireysel becerilerini geliştirdikçe, kendine güvenli, yaratıcı ve mutlu bireyler olarak yetişirler.

Read More
turhan-guldas-kendini-kesfet
Genel
Kasım 17, 2025by turhanguldas

Yaratma Gücü: Kendi Mükemmelliğini Keşfet

Yaratma Gücü: Kendi Mükemmelliğini Keşfet

Her şey, “yaratmak” kelimesiyle başlar. Bu kelime, aslında bir çağrı gibidir, sadece bir süreç değil, aynı zamanda bizi harekete geçiren, hayatımıza büyük değişimlere yol açacak bir güçtür. “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz” demek, içsel bir dönüşüm başlatır; bu, bizi yerimizden fırlatabilir, bizi her an daha iyiye, daha güçlüye yönlendirebilir. Çünkü yaratmak, sadece bir şey ortaya çıkarmak değil, aynı zamanda içsel dünyamızda devrim yaratmaktır.

Her gece, yeni bir günün enerjisini almak ve o güne daha güçlü başlamak için “günün mantrası”nı paylaşıyoruz. Sosyal medyada yayılan bu mantra, gün boyunca odaklanmamıza yardımcı olur. Her yeni gün, bu mantrayı bir hedef haline getirdiğimizde, onu 24 saat boyunca içselleştiririz. Bu mantra, hemen hemen her anımızda zihnimizde ve el yazımızda olmalıdır. Buradaki asıl mesele, düşüncelerinizi kağıda dökme eyleminin kendisidir. Bu, sadece kelimeleri bir araya getirmek değil, kalbinizden geçen her düşünceyi bilinçaltınıza göndermektir.

Her Harf Bir Mesajdır

Sözlerin gücü büyüktür, ancak yazı daha da kalıcıdır. Çünkü yazarken, kelimelerin ötesine geçeriz; duygularımızı, inançlarımızı, hedeflerimizi ve hayallerimizi tekrar ederiz. Her bir harf, bilinçaltımıza güçlü bir mesaj gönderir. Ve biz, bunu yaparken yalnızca zihinsel değil, fiziksel olarak da etki yaratırız. Bedenimizin beş duyusunu devreye sokarak, bu süreci daha güçlü hale getiririz. Dokunma ve görme duyularımızı kullanarak, yazdığımız her kelimeyi daha derinlemesine hissederiz. Bu şekilde, hem zihinsel hem de bedensel olarak telkinlerimizi güçlendiririz.

Peki, neden yazıyoruz? Çünkü bir şeyi sürekli tekrarlamak, onu içselleştirmek ve hayatımıza çekmek için en etkili yöntemlerden biridir. Yazmak, zihnimizdeki düşünceleri gerçekliğe dönüştürür. Zihnimiz, neyi sürekli düşünürse, o şey hayatımıza gelir. Bu nedenle, yazmak sadece bir kelime egzersizi değil, aynı zamanda bir odaklanma sürecidir. Bir yıl boyunca her gün 300-400 kez yazan bir kişi, ilk başta fark etmese de sonunda hayatında büyük değişiklikler görmeye başlar. Değişim, sabır ve süreklilik gerektirir. Bu yüzden, yazdığınız her kelime size bir adım daha yaklaştırır, her gün biraz daha güçlü kılar.

Gücünüzün Farkına Varın

Bu felsefenin temelinde, çok güçlü bir kavram daha vardır: “Bana fark etmez.” Bir sorunun karşısında, “Bana fark etmez” diyebilmek, kendinizi olumsuz etkilere karşı korumanın en iyi yollarından biridir. “Bana fark etmez” demek, tüm dışsal engelleri ve zorlukları reddetmek, onlara takılmadan, sadece kendi yolunuzu çizmek anlamına gelir. Bu yaklaşım, kendinize olan güveninizi artırır ve sizi olumsuzluklardan uzak tutar. Kaderin sizi nereye götüreceğini bilemezsiniz, ama unutmayın ki hayatta her şeyin bir nedeni vardır. Hayat, sizi her zaman en doğru yere yönlendirecektir.

Son olarak, unutmayın: Yaratıyoruz! Eğer hayatınızda bir eksiklik hissediyorsanız, değişim her zaman sizin elinizdedir. Kendi gücünüzün farkına vararak, her an bir adım daha atabilirsiniz. Yeter ki yaratmaya, gelişmeye ve kendinize güvenmeye devam edin. Hayatınızdaki her an, bir fırsattır. Ve her fırsat, size kendinizi yaratmanız için bir şanstır.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog (4)
Genel
Kasım 10, 2025by turhanguldas

Mental Açıdan Enerjik Olmak

Mental Açıdan Enerjik Olmak

Enerjik olmak iki şekilde düşünülmelidir; birincisi mental olarak enerjik olmak, ikincisi de fiziksel olarak enerjik olmak. Mental enerjiyi meditasyon ve mantra telkinleriyle yükseltip geliştirebiliriz. Meditasyon sayesinde biz zihnimizdeki, olumsuz düşünceleri, gün içinde biriken stresi yani çöpleri temizleyebiliriz.

Mantra telkinleriyle de mental enerjimizi gün be gün istediğimiz seviyelere çıkarabiliriz. İnsanlar her zaman aslında kendi içinden düşünür. Kendi beyniyle muhasebe yapar. Konuşur, tartışır, çözer, yorumlar… Bunlar bizim içsel konuşmalarımızdır. Eğer bu içsel konuşmalarımızı kontrol altına alabilirsek ve olumlu olarak kullanabilirsek, enerjimiz yükselir.

Çok Fazla Yemek Enerjinizi Düşürür

Mental olarak enerjimizi yükseltmek istiyorsak beslenme şeklimize de dikkat etmemiz lazım. Çok ağır karbonhidratlar ve şekerli besinler enerji sağlamaz. Bu tip besinler kısa bir süre içinde enerjik hissettirse de aynı hızda enerjimizi düşürür. Şekerli ve kolalı içecekler, fast food tipi besinler mental enerjimizi dengesizleştireceği için besinlerimize dikkat etmeliyiz. Zararlı gıdalardan uzak durmalıyız. Porsiyonlarımızı günlük besin ihtiyacımız kadarıyla sınırlayıp, ihtiyacımızdan fazla yemek yememeliyiz.

Çünkü çok fazla yemekle, karnımızı tıka basa doldurduğumuz zaman, beynimize az kan gider ve enerjimiz düşer. Az kan gitmesi, az oksijen gitmesi demektir. Az oksijenle ihtiyacı olan yakıta sahip olamayan beyin, enerjik olmayacaktır. Bundandır ki yoğun ve yüksek kalorili yiyecekler yedikten sonra, insanda uyuma isteği doğar. Somon balığı her zaman tavsiye ettiğim yiyeceklerin başında gelir. Deniz mahsulleri her zaman çok önemlidir.

Takviye Vitaminler Alın!

Doğal besinleri tüketmeye çalışıp, protein ağırlıklı beslenmeye önem vermeliyiz. Sağlıklı ve dengeli beslenmek için hem meyve ve sebze hem de protein ağırlıklı beslenmeliyiz. Bunların yanı sıra kesinlikle takviye vitaminler almak zorundayız. Çünkü günümüz şartlarında üretilen besinlerden aldığımız vitaminler yeterli değildir. Vücudumuzun ve beynimizin ihtiyacı olan vitaminler, omega 3, 6 ve 9 takviyeleri, multivitaminler, kompleks B vitaminleri v.b. takviye ile alınması gerekir.

Sağlıklı ve yüksek enerjili olmak için kötü alışkanlıklardan uzak durmak gerekir. Sigara ve alkol gibi zararlı maddeler insan vücudunun enerjisini azaltır. Alkol kullandıktan sonraki gün yaşanan ağrılar ve yorgunluklar bunun kanıtıdır. Sigara içen kişilerin sürekli yaşadığı nefes darlığı ve mutsuzluk hali de en önemli kanıtlar arasındadır. Sigara kişinin aldığı besinlerin yüzde 80’lik kısmını yok eder.

Enerji için oksijen ve temiz hava gerekir. Sigara buna engel olur. Zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, açık hava-da dolaşmak, kapalı alanları havalandırmak insanın enerjik olmasını sağlar. En az bağımlılıklar kadar insanın enerjisini yok eden bir diğer şey de gereksiz ilaç kullanımıdır. Kulaktan dolma bilgiler ile ilaç kullanmak fiziksel olarak zarar görmemize ve enerjimizi kaybetmemize neden olur.

Read More
  • 1
  • 2
  • 3
  • …
  • 6
Bu bağlantılardan Dr. Turhan Gülaş hakkında daha fazlasını keşfedin ve bizimle iletişime geçin. Düzenli güncellemeler için hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hızlı Erişim

Dr. Turhan Güldaş Hakkında
Kişisel Gelişim
TV Media
Basında

Bizi Takip Edin

Instagram
Facebook
YouTube

Copyright © 2025 Dr. Turhan GÜLDAŞ. All Rights Reserved

Yaşam Sihirbazı

back to top
@dr.turhanguldas
13.01.2026 günün mantrası. #mantra #kişiselge 13.01.2026 günün mantrası.

#mantra #kişiselgelişim #pozitifdüşünce 
#bugündahamükemmelbiziyaratıyoruz
12.01.2026 günün mantrası. #mantra #kişiselge 12.01.2026 günün mantrası.

#mantra #kişiselgelişim #pozitifdüşünce 
#bugündahamükemmelbiziyaratıyoruz
“Parayı Sen Yaratırsın” kitabını okudukta “Parayı Sen Yaratırsın” kitabını okuduktan sonra para benden kaçmıyor, ben kendimden kaçıyormuşum diyeceksiniz!

#parayısenyaratırsın
Bir tane de sen ekle💃😊 Bir tane de sen ekle💃😊
Mantra ne kadar sürede etkisini gösterir diye so Mantra ne kadar sürede etkisini gösterir diye soranlar burada mı? 🙋‍♀️👋
Aşırı düşünmeyi bırakmak kontrol etmekle ol Aşırı düşünmeyi bırakmak
kontrol etmekle olmaz.
Cevap vermemekle olur.
🎧 Videonun sonunda hissedeceksin.

#overthinking
Merhabalar, hepinize iyi yıllar diliyorum herşey Merhabalar, hepinize iyi yıllar diliyorum herşey gönlünüzce olsun 🌸
Mantra yazmaya başlamadan önce nasıldın, başladıktan sonra sende ne değişti?
Deneyimlerinizi bizimle yorumlarda paylaşır mısınız?
Yazacaklarınız hem bana, hem size hem de yeni başlayanlara motivasyon kaynağı olacak.
Her yeni gün, yeni bir başlangıç☀️ Bugün Her yeni gün, yeni bir başlangıç☀️
Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.
Yeni bir yıl, yeni umutlar… 2026 hepimize sağl Yeni bir yıl, yeni umutlar…
2026 hepimize sağlık, huzur ve güzel başlangıçlar getirsin.
İyi ki varsınız 🤍✨
Yeni yılın herkese güzellikler getirmesi dileğ Yeni yılın herkese güzellikler getirmesi dileğiyle! 

2026’dan bir dileğin varsa, yoruma bırak 👇

#2026 #yeniyıl
Alarm çaldı.
Bahane mi, rutin mi?
Turhan Güldaş rutiniyle güne 1–0 önde başla. ⏰

#motivasyon
2026’da seni ne bekliyor? Ekranı durdur, çıka 2026’da seni ne bekliyor?
Ekranı durdur, çıkan kelimeyi yorumda bizimle paylaş😎

#2026
Instagram'da takip et