logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
Author: turhanguldas
turhan-guldas-kisisel-bilincaltimizi-nasil-programlariz
Genel
Ağustos 3, 2026by turhanguldas

Bilinçaltımızı Nasıl Programlarız

Hepimizin hayatında otomatik hareketler, çocukluk­tan gelen alışkanlıklar ve ön yargılarımız vardır. Bir ye­meği sevmiyorsunuz diyelim. Bu o an verdiğiniz bir karar değildir; çocukluğunuzdan beri yerleşmiş ön yargı ya da deneyimlerin bir sonucudur. Yetiştiriliş tarzınız, aile yapı­nız, çevreniz gibi faktörlerin hepsi o anda, o kararı ver­menizde etkili olur.

Bilinçaltımızı şimdiki arzularımıza, yargılarımıza ve hedeflerimize göre programlayabilmek için önce oraya nasıl ulaşabileceğimizi öğrenmemiz gerekiyor. Bilinçaltımızı programlamanın yolu “beyin dalgala­rı”ndan geçiyor. Beyinde sürekli elektriksel aktivite vardır ve EEG cihazı beyindeki elektrik aktivitesini kaydeder. Kayde­dilen nöronların elektriksel aktivitelerinin şekline “beyin dalgaları” denir. Beynimizde sırasıyla temel olarak dört dalga vardır:

Beta Dalgaları: Beta dalgaları saniyede 15-40 Hz’dir. Tamamen uyanık ve farkındalık halidir. Bilincin en açık olduğu hallerde ve öfke, korku, heyecan gibi yoğun duy­gularda bu dalgalara rastlanır.

Alfa Dalgaları: Alfa dalgaları saniyede 9-14 Hz’dir. Oldukça gevşemiş ama uyanık bir haldir. Beyinde, medi­tasyon, derin gevşeme gibi durumlarda bu dalgalar izlenir.

Teta Dalgaları: Teta dalgaları, zihnimizin bilinçsiz olduğu hallerde gözlenir. Frekansı, saniyede 5-8 Hz’dir. Uykulu, uyuşuk ve uykunun ilk aşamasıdır. Derin hipnoz halinde de bu dalgalara rastlanabilir.

Delta Dalgaları: Delta dalgaları, saniyede 1.5-4 Hz’dir. Beynin derin uyku halidir.

Beyni “beta” durumundayken kişi gayet uyanık du­rumdadır. Buna “bilinçli olma hali” deriz. Düşünürüz, konuşuruz, karar veririz, problem çözeriz, planlar yapa­rız, harekete geçeriz… Kısacası günlük hayatta çoğunlukla içinde bulunduğumuz zihin durumudur. Bilinçaltımıza yeni imgeler yerleştirip onu ikna edebilmek için beyin “alfa” frekansında olmalıdır; beden oldukça gevşemiş bir halde ama beynin uykuya dalmadan önceki hali diyebili­riz. Meditasyon seanslarıyla bedenimizi gevşetip, beyni­mizi alfa frekansına ayarlayabiliriz. Alfa frekansında bey­nimizin “bodyguard”lığını yapan bilincimiz, devre dışı kalabilir. Böylelikle, bilinçaltımıza istediğimiz resimleri atabilir, yeni programlar yükleyebiliriz. “Kendi kendime bir düşüneyim, düşünmem lazım, bir kendimle kalayım…” dediğimiz an sakinleşme sırasıdır, alfa fazına geçmek için meditasyona ihtiyaç duyduğumuz andır.

Nabzımız yüksekken, sinirliyken veya çok heyecan­lıyken, karar vermemeli, biraz sakin olup düşündükten sonra karar vermeliyiz. Çünkü derin nefes alıp sakinleş­tiğimizde beynimize daha çok kan gider ve her şeyi daha iyi analiz edebiliriz. Ama bu anları fark etmemiz, öfkeli olduğumuz zamanları iyi yönetmemiz gerekir. Riskli an­larda kendimizi doğru yönlendirmeliyiz.

Kendinizde ne gibi eksikler görüyorsunuz? Özgüven eksikliği, konsantrasyon eksikliği ya da sigara gibi kötü alışkanlıklar… Bütün bunları değiştirebilirsiniz. Ama kendiniz yapmalısınız. Önce kendiniz istemelisiniz. Ben hipnoz gibi diğer yöntemleri pek önermiyorum. Doğal bir farkındalıkla, bilinçaltınıza sizin yapacağınız müdaha­lelerle daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. Bunu kendiniz başarabilirsiniz.

Yaptığınız hatalar da farkında olmadan küçük küçük bilinçaltında birikir. Bu birikimleri çok kısa süre içinde fark edemezsiniz. Uzun bir süreci göze alıp “Bugünden itibaren değişiyorum” deyip başlamanız gerekecektir. Onun için iğneyle kuyu kazmanız lazım.

Read More
turhan-guldas-paranin-hayatimizdaki-rolu
Genel
Temmuz 27, 2026by turhanguldas

Paranın Hayatımızdaki Rolü

Parayla olan şu anki ilişkimiz çocukluğumuza kadar dayanır. Para kazanma becerimiz, çocukluğumuzdan gelen programlamanın rolüyle şekillenir. Düşünceler, kalıplar, sözsel telkinler, kopyalama vb. parayla olan ilişkimizde belirleyici parametreler olur. Para ile aramızdaki ilişki düşünce kalıplarımıza göre şekillenir. Genellikle zengin ailelerin çocukları, istisnalar hariç, atıldıkları işlerde ekonomik yönden başarılı olurlar. Çünkü onların ailelerinin söylemlerinde para kazanmakla ilgili hep olumlu ifadeler yer alır. Zengin bir insan, çocuğunun para kazanmasıyla ilgili olumsuz bir düşünceye sahip değildir.

Genellikle dar gelirli veya yoksul aileler, istisnalar hariç, çocuklarının para ile ilişkisi hakkında sınırlayıcı ifadeler kullanır. Kişi, ancak ailesinin kalıplarının dışına çıkabilirse ekonomik yönden başarılı olabilir. Kıtlık ve yoksunluk zihniyetindeki bir insanın düşünce kalıbı “giderlerimi karşılayayım, faturalarımı ödeyeyim, aileme bakayım, böylece mutlu olurum”dan ibarettir. Böyle düşündüğü için koyduğu sınırların üzerine çıkamaz. Oysa, zenginlik ve bolluk bilincindeki bir insan milyon dolarları düşündüğü için ona ulaşabilme imkanına sahiptir.

Rol Modeller Seçin

Para ile ilgili ana fikrimiz şu olmalıdır: Para rahat yaşamak için bir araçtır. Yani tek başına bir amaç değildir, olmamalıdır. Mutluluğu engelleyen faktörlerden birisi de ekonomik sorunlardır. Parayı, araba yakıtı gibi düşünebiliriz. Eğer arabanın yol almasını, rahatlıkla ilerlemesini istiyorsak yeterli yakıtımızın olması gerekir. Dolayısıyla biz de iyi para kazanmak için kendimize göre yöntemler bulup kendimizi geliştirmeliyiz ki rahat yaşamak için yeterli yakıtımız olsun.

Beynimizden bir gün içerisinde ortalama 60 bin düşünce geçer. Biz bunları kontrol edip farkına varırsak, hayatımızdaki diğer pek çok konuda olacağı gibi, parayla ilgili konularda da başarılı oluruz. Kıtlık ve yoksunluk bilincinden, farkındalığıyla özgürleşen kişi, kendisine dayatılan kalıplardan da özgürleşip para ile olan ilişkisini arzu ettiği gibi yönlendirebilecektir. Bunun için kişinin kendisine yeni rol modeller seçmesi gerekebilir. Ekonomik yönden başarılı, zengin, iş hayatında girişimci insanların biyografilerini okumak ve onların izledikleri yolları izlemek faydalı olacaktır. Örneğin, Donald Trump çok zengin bir ailenin çocuğuydu. Milyar dolarları vardı. Ama ailesi ekonomik olarak battı. Ama Trump her şeye rağmen çok kısa zaman içerisinde milyar dolarlara yeniden sahip oldu. Çünkü onun için normal bir şey olan zenginlik bilinci, hiç yok olmamıştı ve her zaman devredeydi. Toplumumuzun yüzde 90’ı zenginliği gökten gelecek ilahi bir mucize gibi görmeye eğilimlidir. Kısa yoldan zengin olmak çoğu kişinin hayalidir. Oysaki şu an dünya ekonomi listelerinde en üst seviyede olan insanların çoğu tırnaklarıyla kazıyarak ve çok çalışarak zengin olmuşlardır.

Bedelini Ödemelisiniz

Para ile aramızdaki ilişkiyi düzenlemenin bir diğer yolu, parayla dürüst bir iletişim kurmaktır. Kendimizi kandırmayalım, para insan hayatında önemli bir araçtır. Elbette para gereklidir. İnsanın refah düzeyinin iyi olması için para olmazsa olmaz faktörlerden biridir. Ben parayı hiç sevmem dememeliyiz. Birisine ben seni hiç sevmiyorum dediğinizde o sizi sever mi? Elbette sevmez. O zaman para da sizi sevmez, size gelmez. Paranın benim için hiç önemi yok dersen para da seni önemsemez. Bir de zenginlik kavramını kötülemek gibi bir adet vardır. Bu söylem beyne şu mesajı iletir ve beyin şöyle düşünür: Zenginlik kötü, ben de efendimi zengin etmeyeyim. Bu yüzden parayla ilgili hep olumlu düşünceleri ve kalıpları beynimize telkin etmeliyiz. Nasıl ki olumlu davranışlarla yaklaştığınızda karşınızdaki insandan da olumlu tavır alırsınız, işte para ile ilişkimiz de böyledir. İnsanlarla nasıl iletişim kuruyorsak para ile de aynı şekilde iletişim kurmalıyız. Para, kendisiyle ilgili olumsuz düşüncenin olduğu beyinleri çekmez. Olumlu olacaksınız. Para için limitleriniz yüksek olacak. Para için çalışmak gerektiğine inanacaksınız. İşiniz ne olursa olsun en mükemmel şekilde yapacaksınız. Olumlu düşüncelerle sevgiyi ve sağlığı da çektiğimiz gibi parayı da çekebiliriz. Parayı hiçbir şekilde gökten beklemeyeceksiniz. Bunun bedelini ödemelisiniz. Bu bedel de çalışmaktır. ‘Çalışıp didindik ama para bize gelmedi.’ demeyin. Unutmayın ki, her şeyin bir zamanı var. Bazı insanlar her şeyi yapmalarına rağmen refahla çok geç tanışırlar. Parayı çok geç elde ederler. Ama önünde sonunda ömürlerinin bir yerinde istediklerine kavuşabilirler. Her şeyin bir zamanı vardır. Evren bu zamanı ayarlar. Sabırla ve güvenle beklemek gerekir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-sagligin-zihinsel-sifresi
Genel
Temmuz 20, 2026by turhanguldas

Sağlığın Zihinsel Şifresi

Hastalık zihin ile beden arasındaki iletişimin sağlıklı olmadığı durumlarda ortaya çıkar. Bu iletişim sorununu fark etmek önemlidir. Hastalığı bedenimizin verdiği hata sinyali olarak değerlendirip, farkındalığımızı zihnimizde hastalığı yaratan düşünce kalıplarına yönlendirdiğimizde sorunu kökünden çözebiliriz.

Hastalıkların sebebinin yüzde 10’u genetik yapıysa yüzde 90’ı düşünce yapımızdır. Düşünce yapımızı en yüksek seviyede bir farkındalıkla kontrol edebilmeli, bizi hasta eden düşünce kalıplarımızı tespit edebilmeliyiz. Sağlıklı olmayı, sağlığımızı korumayı sağlayan düşünce kalıplarını beynimize yerleştirmeliyiz.

Sağlıklı bir zihin yapısı için beynin ihtiyaçlarını karşılayabilmeliyiz. İyi bir beden, iyi bir enerji ve iyi bir ruh hali için beynimize olumlu düşünce kalıpları yerleştirmek gerekir. Olumlu cümlelerimizle yapacağımız içsel konuşmalarımız karşılığında sağlığımızı koruyabiliriz. Telkinlerimizin olumlu olması önemlidir. Beynimize hastalığa sebep olacak olumsuz düşünceler yüklersek kendimizi hasta ederiz. Olumsuz telkinlerin yarattığı stres hormonları, kalp ve damar hastalıkları, kanser, alerji gibi birçok hastalığa davetiye çıkarır. Zihin, ne kadar sağlıklı ve olumlu düşünce yapısında olursa, beden de o kadar sağlıklı ve enerjik olur, o kadar az hastalanır.

Olumsuz Düşünceler Yüklemeyin

Beyin verilen her komutu ciddiye alır. Örneğin, kapı açık olursa hastalanırım diye saçma görünen bir mantıkta düşünsek bile, zihnimiz düşüncenin ne kadar saçma olduğuna aldırmadan verdiğimiz komutu yerine getirmeye çalışacağı için hastalanabiliriz. Ya da benim ailemde kanser var ve ben de kanser olacağım demek de aynı şeydir. Bu beyne bir hedef belirtmek, olumsuz düşünceler yüklemektir. Oysa insan kanser kelimesini aklına getirmez, güçlü ve sağlıklı olacağına inanırsa hastalığa davetiye çıkartmaz. Hastalığın adını anmamak bile insanın kendine çekmesini engeller.

İnsan her zaman ektiğini biçer. İnsanının bir hastalığı varsa iyileşebilmek için önce düşünce şeklini değiştirmelidir. Bel ağrısı, bağışıklık sistemini bozan rahatsızlıklar ve daha pek çok hastalık beyin tarafından üretilen hormonlar ile ortaya çıkar. Beyne olumlu şeyler ekince, olumlu sonuçlar elde edilir. Hastalık ekince hastalık biçilir. Sağlık ekilince sağlık biçilir. Hastalıklarımızın sebebi için suçu kimseye yüklemeden, düşünce tarzımızı ve içsel konuşmalarımızı değiştirmemiz gerekir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog-herkes-zengin-olabilir
Genel
Temmuz 13, 2026by turhanguldas

Milyoner Gibi Düşünmek

Sıfırdan milyoner zihniyetine nasıl ulaşılır? Zenginlik sadece para mıdır? İkincisinden başlarsak cevabı kısa; zenginlik sadece para değildir. İnsanın başarısı da, geldiği nokta da, bu dünyaya bıraktıkları da bir zenginliktir. Yani yazdığı kitaplar da bir zenginliktir. İnsanlara ettiği yardımlar da bir zenginliktir. Bu dünyaya yaptığı katkılar da bir zenginliktir. Kendisine, kendi kişiliğine, kendi mantalitesine yaptığı yatırımlar da zenginliktir.

Yani zenginlik sadece para değildir. Para lazımdır. Hayatta çok şeyi kolaylaştırıyor. Başarı için de, çoğu şey için de gereklidir, doğrudur. Ama bir araçtır her şeyden önce. Bence para bir amaç olmamalı. Parayı amacınız haline getirdiğiniz zaman para sizden kaçar.

Net Olun

Ama şöyle düşünürseniz: “Ben çok para kazanmak istiyorum çünkü insanlara yardım etmek istiyorum. Ben çok para kazanmak istiyorum çünkü ailemi iyi geçindirmek istiyorum.” “Ben çok para kazanmak istiyorum çünkü kimseye muhtaç olmak istemiyorum” gibi bunları çoğaltırsanız, kafanızda paranızı nereye kullanılacağını netleştirirseniz, para size gelir.

Çünkü siz ne yapacağınızı biliyorsunuz. Egoistçe istekler için para istiyorsanız para size gelmez, net. Hiçbir şey bir günde olmaz. Hiç kimse hemen zirveye çıkamaz. Mesela bakın o milyonerlerin hayatlarına, başarılı olmuş insanların hayatlarına.

Önce Sabır!

Kesinlikle iki günde bir şey olmaz… Eğer iki günde başarılı gözüken insanlar varsa da dikkat edin, onlar iki günde de en alt noktayı buluyorlar. Çünkü altyapısı yok, temeli yok. İki günde başarılı olmuş bazı şarkılar var biliyorsunuz, popüler oluyor. Ondan sonra o sanatçıları 6 ay sonra kimse tanımıyor. Bu da böyle. Ama öyle sanatçılar var ki, 30 yıldır 40 yıldır Türkiye’ye damgasını vurmuş sanatçılar. Dolayısıyla başarı için, zenginlik için adım adım gitmek lazım. Merdivenleri çıkar gibi düşünmek lazım. Her gün biraz daha ilerlemek lazım.

Bazen de tecrübe lazım, bazen de şans lazım, bazen vizyon lazım. Ve bunların hepsinin bir araya gelmesi lazım. Ama her şeyden önce tabii ki sabırlı olmak lazım. Yaşadığımız çağda insanlarda en az olan şey sabır. Herkes hemen istiyor, çabuk istiyor ama yapmıyor. Önce sabır!

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-heskes-hata-yapar
Genel
Temmuz 6, 2026by turhanguldas

Herkes Hata Yapar

İnsan zihni pek çok şeyin farkında olan, ancak kendi­sini kolayca manipüle eden bir yapıya sahiptir. Örneğin spor yaparken veya hareket ederken zorlanmanın sebebi nefes darlığıdır. Nefes darlığına sigara neden olur. Bu du­rumda sigarayı bırakmak gerekir. İnsan bunu akıl edebilir ama harekete geçemez. İnsanın en büyük problemi, yap­ması gerekeni bildiği halde yapmamasıdır. Hayatı değiş­tirmek aslında bir şeyler yapmak anlamına gelir.

Hayatı değiştirmek mümkündür. İnsanlar bunun gizemli olduğunu düşünerek gözlerinde büyütür.  Oysa ki tüm cevaplar beynimizde gizlidir.

Evrenin Sesini Duymalıyız

Hata olarak görülen şeylerin yeniden tekrarlanmama­sı, değişimin bir işaretidir. Herkes hata yapar ama önemli olan hatalardan ders almaktır. Ama biz hatalarımızdan ders almayıp, değişmeye direndiğimiz sürece evren bize hep aynı sorunları göndermeye devam eder. Kendimize “Neden ben?” diye sormaya devam ederiz. “Çünkü sınavı bir türlü geçemiyorsun! O dersi başarıyla veremiyorsun. Farkında değilsin… Bu yüzden aynı şeyler kısır döngü halinde karşına çıkmaya devam ediyor ve edecek…” diye cevap veren evrenin sesini duymamız ve değişim için ha­talarımızdan ders almamız gerekir.

Hayatı değiştirmek için düşünce biçimini değiştirmek gerekir. Bunun anlamı bugün sahip olunan hayatın her anında, bugüne kadar alınan kararların etkisinin olduğu­dur. Bugün alacağınız kararları değiştirmeniz, yarın ya­şayacağınız hayatı etkileyecektir. Daha iyi, daha rahat ve daha az problemli bir hayat için düşünce şeklini değiş­tirmek gerekir. Sabırlı olmak ve beklemek değişim için önemlidir. Şu an sahip olunan hayatın arkasında yıllar var­ken, yarın yaşanacak hayat birkaç günde değişmez.

Zaman ve İnanç!

Değişim için zamana ve inanca ihtiyaç vardır. Her gün atılan bir adım, yeni hayata bir adım daha yaklaştırır. Bu süreçte insan gerçekçi olmalı, problemleri yeniden göz­den geçirmeli, hataları tespit etmeli ve sorunu net bir şe­kilde bulmalıdır. Teşhis yaptıktan sonra tedavinin doğru olması daha kolaydır. Teşhis yanlış olursa tedavi de hatalı olur ve başarıya ulaşılmaz.

Bir ilaç piyasaya çıkmadan önce yıllar süren deneysel süreçlerden geçer. Nasıl ve hangi dozlarda kullanılması gerektiği, etki mekanizmaları gibi her detay gözlenir ve net bir şekilde saptanıp belirlenir. Hayatınızda sihirler yaratmak için teşhis yeterli olmaz. Tedavi için harekete geçmeniz gerekir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-huzurlu-bir-gebelik-mumkun
Genel
Haziran 29, 2026by turhanguldas

Huzurlu Bir Gebelik Mümkün

Çocuğun beyin gelişiminin anne karnında başladığını biliyorsunuz. Ancak yine de stres ve kaygılardan uzak duramıyorsanız; zihninizi ve bedeninizi dengeleyecek bütünsel yöntemlerle bu süreci çok daha sakin geçirebilirsiniz.

Beyindeki nöronlar ve sinirlerin gelişimi çocuğun beyin yapısını etkilemektedir. Stres, çocuğun beyin gelişiminde çok önemli bir faktör olarak göze çarpar. Annedeki stres çocuğu etkiler, hem de olumsuz yönde… Bu da dolayısıyla çocuğun psikolojisine ve gelişimine yansır.

Pozitif Düşünmeliyiz

Bazen de annelerde, “Benim çocuğumda acaba anoma­li gözlenecek mi? Down sendromu gibi fiziksel ve mental sapmalar olabilir mi?” gibi kaygılar oluşur. Burada unutul­maması gereken, biz ne düşünürsek onu hayatımıza çekeriz. Bu nedenle ilk olarak pozitif düşünmeliyiz. Her şeyin iyisini düşünüp evrenden iyisini çekeceğiz. Başına bir şey gelme­dikten sonra olabilecekler üzerinde düşünmek yapılan en büyük hatalardan biridir. Negatif şeyler düşünüp, o stresi vücudumuza salgılıyoruz. Ne gerek var?

On binde bir, milyonda bir başa gelen şeylerle karşılaştı­ğınız zaman, o şartlara göre oturup plan yapmak en sağlıklı davranış biçimidir. Ama başınıza gelmemiş bir şeyin düşük olasılıklarını olabilir diye düşünüp hayatınıza çekmenin bir anlamı yoktur. Bu doğmamış çocuğa don biçmeye benzer.

Anne adaylarında hamilelikle birlikte hormonal dengeler değiştiği için ister istemez kaygılı duygular gözlemlenebiliyor. Anne adayları ayrıca depresif, kaygılı ve sinirli olabiliyor.  Bebek sahibi olacağı için mutlu olurken, diğer yandan kendini anne olmaya henüz hazır hissetmediğinden “İyi bir anne olabilecek miyim?” ya da “Bebeğime iyi bakabilecek miyim?” endişesi de anne adayını strese sokabiliyor.

Mutlu Anne, Sakin Bebek

Burada en önemli nokta, eşlerin anne ve baba olmaya birlikte karar vermeleri ve hamilelik sürecinde ve sonrasında birbirlerine olan desteği eksik etmemeleridir. Unutulmamalıdır ki kadı­nın bu süreçte eşinin desteğine her zamankinden daha çok ihtiyacı vardır. Eşlerinden bu desteği alan anne adayları çok büyük şan­sa sahiplerdir. Çünkü bu sayede kendilerinde birçok sorunu aşma gücünü hissederler.

Elbette annelerde hamilelikle birlikte hormonal dengeler değiştiği için ister istemez kaygılı duygular gözlemlenebi­liyor. Anneler depresif, kaygılı ve sinirli olabiliyorlar. Ha­mile kadınların kendilerini stresli, kaygı dolu veya gergin hissettikleri bu süreçte meditasyon uygulamalarını tavsiye ediyorum. Meditasyon sayesinde çocuğun daha rahat, daha stressiz daha sakin bir ortamda büyümesi sağlanabilir. Pozi­tif mantralar da anne adayını pozitif düşüncelere yöneltecek ve rahatlamayı sağlayacaktır.

Anne mental ve psikolojik olarak ne kadar rahat olursa, çocuk da o kadar rahat olur. Ve bu süreç daha sağlıklı atlatı­lır.

Read More
1_turhan-guldas-Nasil-Basarili- Oluruz
Genel
Haziran 22, 2026by turhanguldas

Nasıl Başarılı Oluruz?

Nasıl Başarılı Oluruz?

Başarılı olmak için ilk şart, başarılı olmayı gerçekten istemektir.  Kişinin, başkaları için başarılı olmayı istemesiyle, başarıyı içten gelen bir duygu ile kendisi için istemesi arasında fark vardır.” Anne, baba, arkadaşlar, öğretmenler ya da iş arkadaşlarının fikirleri ya da dayatmaları doğrultusunda hedef belirlemek başarısızlığa atılan adımdır.

“Neyi başarmak istiyorum? Kim için başarmak istiyorum?” diye kendimize sorarak, amaçlarımızın farkında olarak hedeflerimizi belirlemeliyiz. Başarmayı gönülden istememek ya da bir başkasını tatmin etmek için başarılı olmaya çalışmak, hedeflere ulaşmak için gerçek sonuçlar almaya engeldir. Kişi, potansiyel yetenekleriyle ve arzularıyla örtüşecek konularda başarı gösterebilir. Ne istediğimizin ve yeteneklerimizin farkında olmak başarı için önemlidir.

Güzergahı Belirle

Başarı için hayal etmek gerekir. Bir bina aniden ortaya çıkmaz. Mimar binayı önce hayal eder, daha sonra zihnin­de tasarlar ve tasarladıklarını kağıda döker. Bu süreçten sonra binanın yapılması için fiziki şartlar sağlanır ve bi­nanın tamamlanması bir süre alır. Seyahat etmek isteyen birisi, önce nereye gideceğine karar verir, sonra hangi ula­şım aracı ile gideceğine… Yola çıkmadan önce güzergâh belirlenir ve yolculuk planlanmış olur. Bu yüzden ilk şart her zaman hayal etmektir. Hayal kurmadan, hedeflerimizi belirleyemeyiz, ne başarabileceğimizi ve ortaya nasıl so­nuçlar çıkacağını bilemeyiz. Amaç, plan ve strateji bizi başarıya doğru götüren yoldur.

Günün her anında doğru olanı yapmayı seçmek, doğ­ru kararlar almak başarmayı hedeflediğimiz konularda olumlu düşünmek kendimize olan inancımızın artmasını sağlar. Planlı olmak, hedefleri aksatmamak, düzgün karar vermenin sonucunda ortaya çıkar. Doğru karar vermek, insana her zaman kendini iyi hissettirir. İdeal kilomuza ulaşmak için hareket etmek gerektiğini biliriz. Bunun için asansörden vazgeçmek bir adımdır ya da televizyon kar­şısında spor yapmak… Hedefimizle doğru orantıda davra­nışlar bir araya geldiğinde başarıyı getirir.

Başarının her adımında o anki adıma odaklanmak yük­sek verimlilik sağlar. Yani kendimizin, etrafımızın ve ev­renin farkında olup şimdide yaşayacağız. Eğer yemek yer­ken farklı şeyler düşünürsek ne kadar yediğimizin farkına varamayız ve doyma hissimize odaklanamayız. Normal­den fazla besin tüketerek ideal kilomuza ulaşmak konu­sunda başarısız bir adım atmış oluruz. Bu, gün içerisinde alınmış yanlış bir karar, atılmış yanlış bir adım olur.

Engeller Derstir

Birkaç günde başarı elde edeceğini düşünen insanlar hayal kırıklığı ve başarısızlık elde ederler. Çünkü acele et­mek başarının en büyük düşmanıdır. Adımlarımızı ufak ufak atsak da varacağımız nokta, yani hedeflimiz yüksekte olmalıdır. İnsanın hedefleri, motive edici olmalıdır. Kişi, bu motivasyonla her sabah yüksek bir enerji ile güne baş­lamalı ve günün her anında başarıya odaklı hareket etme­lidir. Elmas her ne kadar doğada nadir bulunan değerli bir taş olsa da, işlemden geçip üzerinde çalışıldıktan sonra parlamaya başlar ve bizim gördüğümüz elmas haline ge­lir. Demek ki bir insanın da başarılı olabilmesi için, içinde bir cevherin olması yeterli değildir, kendi üzerinde çalış­ması, kendisini parlatması gerekir…

Kişi, başarı yolunda karşısına çıkan ve aşılması elzem engeller karşısında yıkılmamalıdır. Her engel bir derstir ve dersler başarının olmazsa olmazıdır. Hayat, evren ve Tan­rı’nın gönderdiği engeller insanın kendisini geliştirmesi için verilen derslerdir. Bu dersleri öğrenip iyi bir şekilde çıkarımlar yapmak, olumlu açıdan değerlendirmek insanın başarı yolunda daha güçlü bir şekilde devam etmesini sağlar.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-kendimi-seviyorum
Genel
Haziran 15, 2026by turhanguldas

Kendimi Sevemiyorum!

 
Kendimi Sevemiyorum!

“Kendimi sevmem önemli bir şey mi?” veya “Kendimle ilgili problemlerim var” gibi sorular oldukça sık karşılaşılan konular arasındadır. Bu durumu açıklamak için önce bir noktaya değinmek gerekir. Her insanın bir aurası ve bir enerjisi vardır. Aslında auralarımız karşıdaki insanlarla, herkesle konuşuyor. Yani hani derler ya; “Modu şöyle, ruh hali böyle, bugün enerjisi iyi değil.” Aslında biz etrafımızdaki herkesin düşüncelerini okuyabiliyoruz. Çünkü bizim auralarımız, enerjilerimiz konuşuyor. Beynimiz aslında kendi arasında konuşuyor, biz aslında her şeyin farkındayız ama bunu bilinçli yapmıyoruz.

Bu noktadan sonra asıl soruya dönelim. Bir insan sürekli olarak “Ben kendimi sevmiyorum” diyorsa, daha önce bahsedilen enerji ve aura iletişimini de göz önünde bulundurmak gerekir. İnsanlar, kişinin kendisini sevmediğini hisseder. Çünkü bilinçaltları konuşur, enerjiler konuşur, auralar konuşur. Dolayısıyla karşıdaki kişi, bizim kendimizi sevmediğimizi fark eder. Peki biz kendimizi sevmiyorsak insanlar bizi niye sevsin? Yani kendimizi değersiz görüyoruz, sevecek bir yönümüz yok. Biz kendimizi sevmezsek bizi hiç kimse sevmez. Onun için sizin için en değerlisi sizsiniz.

Dolayısıyla kendinizi sevmek zorundasınız. Eksikleriniz olabilir, hiç kimse mükemmel değildir. Hatalar yapmış olabilirsiniz, olabilir. Gelecek kaygısı taşıyor olabilirsiniz ama her gün yeniden başlamak için bir şanstır. Bazen insanların dezavantajları da avantaja dönüşebilir. Daha önce yaptığınız hatalar size tecrübe olarak geri dönebilir. Dolayısıyla kendinizi sevin, kendi hatalarınızla barışın, kendi yaptıklarınızla barışın. Onları kafanızda tutarak, kendinizi suçlayarak, o kısır döngüde kalarak ilerleyemezsiniz. Kendinizi sevmiyorsanız ilerleyemezsiniz, mutlu olamazsınız, başarılı olamazsınız. Başarının birinci şartı kendini sevmektir.

Herkesin Kusurları Vardır

Özgüven kavramı da aslında bununla yakından ilişkilidir. Özgüveni yüksek olarak tanımlanan insanlar genellikle kendilerini seven insanlardır. Bu durum çevreleri tarafından hissedilir. İnsanların “karizması yüksek” olarak tanımladığı şeyin altında da çoğu zaman kişinin kendisiyle barışık olması yatar. Tabii abartı her zaman kötüdür, bunu da biliyoruz, farkındayız. Ama kendinizi minimum sevin arkadaşlar, ne var yani? Zaten siz kendi kendinize lazımsınız. Siz kendi kendinize sahip çıkmazsanız, siz kendi kendinizi sevmezseniz, siz kendi kendinize değer vermezseniz hiç kimse size değer vermez. Hayatınız boyunca siz kendi kendinizle, yani ruhunuzla bedeniniz bir arada yaşamak durumundadır. Bunlardan biri olmadığı zaman hayat da yok.

Dolayısıyla barışacağız, kendimizi seveceğiz. Kusurlarımız olabilir; ne kusurlu insanlar var ve o kusurlarını avantaja çevirmişlerdir. Ne kusurlu insanlar var çok meşhur olmuşlardır, ne kusurlu insanlar var çok mutlu olmuşlardır. Belki de sizin çoğu zaman kendinizde eksiklik gördüğünüz, kusur gördüğünüz şeyler belki kusur da değildir, o sizin görüşünüz de olabilir. Dolayısıyla kendimizi sevelim en çok. Ondan sonra çünkü biz olmasak, kendimizi sevmesek başkalarını da sevemeyiz. Dolayısıyla sevgi çok önemlidir, kendini sevmek hepsinden önemlidir.

 

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog (3)
Genel
Haziran 8, 2026by turhanguldas

Yaşamınızda Sihirler Yaratın

Yaşamınızda Sihirler Yaratın


Değişim ve gelişim isteğinize yönelik en yalın uygulamaları kolaylıkla yapabilir ve yaşamınızda sihirler yaratabilirsiniz. Daha güzel bir yaşam her zaman mümkün.  Yeter ki yaşamınızın direksiyonuna kendiniz geçin.
Sabırla, pes etmeden, kendi iradenizle uyguladığınız yöntemlerin her zaman sonuç alacağını unutmayın. Yaşa¬mınızda sihirler yaratabildiğinizi gördükçe sizin de inan¬cınız daha çok artacak. Motivasyonunuz çevrenizi de et¬kileyecek düzeyde yükselecek. Tabii ki burada en önemli şeylerden biri devamlılıktır. 
Meditasyon önemlidir, fakat en önemlisi mantra, yani içsel konuşmalardır. İnsanlar her zaman kendi kendile¬rine konuşurlar. Bu aslında çok iyi bir şeydir, asla kötü bir şey değildir. Ama bu içsel konuşmaları kontrol altına alıp bilinçaltınıza ne yüklediğinizin farkında olduğunuz ve doğru soruları sorduğunuz zaman hayatınızın direksi¬yonuna geçmiş olursunuz. Böylelikle daha güzel bir hayat yaşarsınız. 


Hiç Kimse Seçilmiş Değil


Mantrayı, olumlu kelimelerden oluşmuş basit cüm¬lelerle, kendinizin “kısa metraj filmini” hazırlamak diye düşünebilirsiniz. Mantra, kişisel gelişimin ve olumlu düşüncenin olmazsa olmazıdır. Mantra bizi ilerlememiz için programlayan en önemli araçtır. Mantranın gücünü fark edebilmek amaçlarımız doğrultusunda kullanabilmek çok önemlidir. Bu yüzden kitabın bu bölümünde mantra konusuna geniş yer vereceğim. 
İçinizdeki gücün farkına varın ve onu mantranın gücüyle çalıştırın.  Unutmayın herkeste aynı güç var. Kimse seçilmiş ya da kutsal değil. Kimileri biraz fazla okuyor, kimileri biraz daha fazla araştırıyor… İşte bunları yapan kişiler evrene dair bazı şifreleri bulup fark yaratıyorlar. 
Bu güç istediği¬niz her şeyi size çekecektir. Hiç kimseden medet umma¬nıza gerek yok. Sadece size bir şey anlatmaya çalışan bey¬ninizle olumlu ve amaçlarınıza yönelik etkili bir iletişim kurun. Gerisi size evren tarafından gelecektir.

 

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog (2)
Genel
Haziran 1, 2026by turhanguldas

Bilinçaltımıza Ne Yüklüyoruz!

Bilinçaltımıza Ne Yüklüyoruz!

Bilinç, tüm verileri bilinçaltından alır. Bu yüzden bütün hayatımızı yönlendiren vizyon, bilinçaltımızdan gelir. Bilinçaltı; beynimizin, biz farkında olmadan bilincimiz dışı çalışan, bedenimizin istemsiz kaslarını yöneten, gece uyurken dahi vücut fonksiyonlarımızın çalışmasını sağla­yan, beş duyumuzla algıladığımız her şeyi anbean kayde­den ve gerektiğinde kullanılmak üzere bilincin emrine ve­ren bir parçasıdır. Bilinç ise insanın kendisini, çevresini ve olup biteni tanıma, algılama, kavrama, fark etme yetisidir.

Bir Buzdağı Gibi

Bir buzdağı düşünelim; suyun üzerinde görünen yüz­de 10’luk kısmına bilinç, suyun altında kalan yüzde 90’lık kısma ise bilinçaltı diyelim. Bilinci; analiz yaptığımız, ka­rar verdiğimiz, her olayı detaylandırdığımız bölüm olarak düşününsek de bilinçaltı esas güçtür. Verilerin depolandı­ğı, bilgilerin bulunduğu, alışkanlıkların, önyargıların de­polandığı yerdir.

Doğduğumuz andan itibaren, beş duyumuzla algıladı­ğımız verileri bilinçaltımızda depoluyoruz. Bunların sonu­cunda bizim düşünce yapımız oluşuyor. Bir olay olduğu zaman, o ana kadar bilinçaltı depomuzda biriktirdiğimiz verileri sentezleyerek, çözüm ya da cevap olacak tepkileri veriyoruz. Bu yüzden bilinçaltımıza ne yüklediğimizin far­kında olmamız gerekir.

Düşüncelerimizi Kontrol Edebiliriz

Hiçbir program yüklenmemiş bir bilgisayar düşüne­lim. Kullanmamız için programlara ihtiyacımız olur. Ay­rıca mesleğimize, hobilerimize, özel ilgi alanlarımıza uy­gun başka programlar da gerekecektir. Aksi takdirde bu bilgisayarı kullanmamız mümkün olmayacaktır. Beynimiz de böyledir. Biz, bilinçaltımızı farkındalığımızla program­layabilirsek, beynimizi hayatımızı istediğimiz şekilde yön­lendirebilmek üzere çalıştırabiliriz.

Bilinçaltının gücünü anlatmak için bir örnek vereyim: Şu anda çevrenizde ve bu dünya üzerinde gördüğünüz her şey daha önce bir zihinde belirmiş, düşünülmüş, plan­lanmış ondan sonra yaratılmıştır. Örneğin içinde yaşadı­ğımız evlerimiz bile önceden tasarlanmış, hayal edilmiş; sonra planları kağıda dökülmüş ve ortaya çıkmıştır. Onu tamamlayan ne varsa, mesela camı sonradan yapılmış… Demek ki yaratılan her şey, ilk önce düşünceden geçiyor.

Düşüncelerimizi kontrol edebilir, programlayabilir ve bilinçli bir şekilde beynimize yükleyebilirsek, istediğimiz hayatı yaratabiliriz.

Read More
  • 1
  • 2
  • 3
  • …
  • 9
Bu bağlantılardan Dr. Turhan Gülaş hakkında daha fazlasını keşfedin ve bizimle iletişime geçin. Düzenli güncellemeler için hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hızlı Erişim

Dr. Turhan Güldaş Hakkında
Kişisel Gelişim
TV Media
Basında

Bizi Takip Edin

Instagram
Facebook
YouTube

Copyright © 2025 Dr. Turhan GÜLDAŞ. All Rights Reserved

Yaşam Sihirbazı

back to top
@dr.turhanguldas
Bazen kendimize baktığımızda yalnızca eksiklerimiz Bazen kendimize baktığımızda yalnızca eksiklerimizi, hatalarımızı ve henüz ulaşamadığımız yerleri görüyoruz.Oysa insanın kendine dair algısı, her zaman gerçeğin tamamını yansıtmaz.Bugün kendinde küçük gördüğün bir özellik; doğru zamanda, doğru yerde en güçlü yanlarından birine dönüşebilir.Kendini yalnızca bugünkü halinle değerlendirme.İçinde, henüz tanışmadığın bir versiyonun da var.💭 Peki sen, kendinde henüz keşfetmediğin ne olduğunu düşünüyorsun?#kişiselgelişim #farkındalık #özfarkındalık #motivasyon #kendinikeşfet
08.08.2026 günün mantrası. 08.08.2026 günün mantrası.
ODİSEUS’un savaşı sirenlerle değil, kendi zihniyle ODİSEUS’un savaşı sirenlerle değil, kendi zihniyleydi. Belki bizimki de öyle…Peki senin zihninde en sık tekrar eden cümle hangisi? 👇#odysseus #theodyssey #odyssey
Yorgunluk her zaman uykusuzluktan kaynaklanmaz. B Yorgunluk her zaman uykusuzluktan kaynaklanmaz.Bazen beynin ve sinir sistemin uzun süre “tetikte” kaldığında da kendini sürekli bitkin hissedebilirsin.Sürekli her şeyi düşünmek, herkesi memnun etmeye çalışmak, gelecek için kaygılanmak veya kendini sürekli kontrol etmek zihni fark ettirmeden tüketir.Dinlenmek sadece uyumak değildir.Bazen zihnin de “Artık güvendesin.” mesajını almaya ihtiyaç duyar.Eğer bu yorgunluk uzun süredir devam ediyor, günlük yaşamını etkiliyor ya da başka belirtilerle birlikte görülüyorsa, altta yatan fiziksel nedenlerin değerlendirilmesi için bir sağlık profesyoneline başvurmak da önemlidir.💭 Belki de ihtiyacın olan şey daha fazla çalışmak değil, biraz daha nefes almaktır.
Üniversite tercihi sadece bir bölüm seçmek değildi Üniversite tercihi sadece bir bölüm seçmek değildir.Asıl soru şudur:Hayatını sen mi seçeceksin, yoksa başkalarının beklentileri mi?Bu videoda;🎓 Meslek seçiminin psikolojisini,💭 Gençlerin yaptığı en büyük hataları,👨‍👩‍👧 Aile baskısının etkisini,🚀 Ve geleceğine daha bilinçli karar verebilmek için sorman gereken en önemli soruları konuşuyoruz.Üniversite tercihi yapacak her genç ve her veli mutlaka izlesin.Sence bir insanın geleceğini en çok ne belirler?👇 Yorumlarda fikrini yaz.#üniversitetercihi #yks #tercih #meslekseçimi #kariyer üniversite gelecek eğitim kişiselgelişim
Çünkü mutluluk tam şu anda saklı 🎈 Çünkü mutluluk tam şu anda saklı 🎈
Bu gönderiyi, bir gün “hayır” demeye cesaret edeme Bu gönderiyi, bir gün “hayır” demeye cesaret edemediğinde tekrar okumak için kaydet.
“Elalem ne der?” diye diye kaç hayalinden vazgeçti “Elalem ne der?” diye diye kaç hayalinden vazgeçtin?Belki de seni en çok yoran şey, başkalarının ne düşündüğü değil; onların ne düşünebileceğini zihninde büyütmen.Peki ya bugün ilk kez bunu bırakmayı seçsen?💭 Hayatında en çok duyduğun “Elalem ne der?” cümlesi neydi?
Bazen çözüm, daha fazla çabalamak değil… Biraz bır Bazen çözüm, daha fazla çabalamak değil…Biraz bırakabilmektir.Kaydet. Bunu tekrar hatırlamaya ihtiyacın olabilir. 📌
Bir gün aynı kaldığını sanırsın… Sonra fark edersi Bir gün aynı kaldığını sanırsın…Sonra fark edersin ki, içten içe tamamen dönüşmüşsün. Bu videoyu ihtiyacı olduğunu düşündüğün birine gönder. 💌
1 yıl sonra bu videoyu tekrar görsen… hayatında ne 1 yıl sonra bu videoyu tekrar görsen… hayatında ne değişmiş olmasını isterdin? 🤍Belki bir korkun geride kalmış olacak.Belki bugün imkânsız görünen bir hayalin gerçekleşecek.Bazen tek yapman gereken, bugünkü halinden vazgeçmemek.💬 Yorumlara 1 yıl sonraki kendine tek bir cümle bırak. Sonra bu yorumu unut…
Acı ama gerçek… Her ay maaşını alıp önce kredi ka Acı ama gerçek…Her ay maaşını alıp önce kredi kartını ödüyorsan, büyük ihtimalle bankanın müşterisi değil, çalışanısın.Bu kısır döngüden nasıl çıkacağını YouTube’da tüm detaylarıyla anlattım.🎥 Link profilde.
Instagram'da takip et