logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
Genel

Kategori: Genel

turhan-guldas-kisisel-gelisim-hedefinizi-belirleyin (1)
Genel
Mart 9, 2026by turhanguldas

Hedefinizi İyi Belirleyin

Hedefinizi İyi Belirleyin

İnsanın hedefine ulaşabilmesi için hedefi iyi belirlemesi gerekir. Gerçekçi olmayan hedefler sadece hayal kırıklığı yaratır. Gerçekten istenilen şey belirlendikten sonra hedefin adını net bir şekilde koymak gerekir. Kişi ne istediğine, hangi noktaya gelmek istediğine, hedefine karar vermeli­dir. Hedefini bu kriterler doğrultusunda ortaya koyan bi­risi için ilerlemek daha kolay olacaktır. Nasıl ki teknoloji sayesinde navigasyon aletlerimizle yolumuzu daha kolay buluyoruz… Aynı şekilde beynimizin navigasyonuna, he­deflerimizi net bir şekilde belirleyip yazdığımızda, açık ve uyanık bir farkındalıkla beynimizden gelen direktiflere konsantre olup gözümüzü yoldan ayırmadan ilerlersek, rotamıza ulaşabiliriz.

Hedef belirlendikten sonra hayal kurulmalıdır. Başa­rı elde etmek için hayal etmek ve zihinde canlandırmak önemlidir. Hiçbir başarı hayal edilmeden gerçekleşme­miştir. Başarılar tesadüfi ya da sıradan durumlar değildir. Televizyonu icat eden kişi televizyonun işlevlerini gerçek­leştirecek bir cihaz hayal etmiştir. Sonrasında bu işlevlerin nasıl gerçekleşeceği üzerine çalışmaya başlamıştır. Hayal olmadan motivasyon ve ilerleme olmaz. Hayal kurmak başarının ve motivasyonun benzinidir. Hayallerin gerçek­çiliği, enerjisi hedefe giden yolda hız kazanmayı sağlar. Hayaller ne kadar canlı olursa o kadar motive edici olur.

Hayaller İhtiyacımız Olan Enerjiyi Verir

Hayal etmenin de yöntemleri vardır. Bu yöntemler ile hayalleri doğru yönlendirmek mümkündür. Meditasyon yaparken yaratıcı imgelemeler ve hayaller yaratılabilir. Kişi medite halindeyken alfa frekansında ve gevşemiş du­rumdadır. Bu anda hayal kurmaya başlamak gerekir. Ne istiyoruz? Bir araba istiyoruz. Eğer bir araba istiyorsak bu araba ne renk olacak, hangi marka ve modelde olacak. Arabayı hayal ederken ona dokunmak, araba ile gidilecek yolları düşünmek, arabaya binecek yolcuları hayal etmek meditasyon esnasında mümkündür. Bu hayal ne kadar canlı olursa o kadar motive edici olur. Hayaller, kişiye ih­tiyacı olan enerjiyi getirir. Doğru bir şekilde hayal ettiğiniz şeyleri, evren size geri gönderir. Evren hayali kurulmayan bir şeyi vermez. Bu durum insanlık tarihi boyunca hep böyle olmuştur. 

İnsanlar hayallerini ve hedeflerini net bir şekilde belirlemezse evrenin gönderebileceği net bir şey olmaz. Net olmayan bir hedefe ulaşmak da mümkün olmaz.

Hedeflerin ve hayallerin zihinde detaylı olarak be­lirlenmesi, görülmesi ve yaşanması gerekir. Günde iki uzun meditasyon seansı hedefe ulaşmak için gereken enerjiyi sağlar. Sabah uyanınca ve akşam yatmadan önce yapılan meditasyon ile enerji dolmak mümkündür. Gün içerisinde ortaya çıkan boşluklarda meditasyon esnasında kurulan hayalleri yeniden canlandırmak motive edicidir. Kişi yorulduğunda, sıkıldığında ya da pes etmeyi düşündüğünde meditasyon esnasında kurduğu hayallerden küçük fragmanlar izlemelidir. Kişi hedeflerini net bir şekilde belirlemelidir ki evren de net fırsatlar gön­dersin!

Tabii ki burada çok önemli bir ayrıntı var: Sadece hayal ederek hiçbir yere varamayız. Ancak beynimize, kurdu­ğumuz hayallerden nasıl bir sonuç istediğimizi belirterek, onun yol göstermesiyle ve mantraların itici gücüyle hede­fimize ulaşabiliriz. Yani sadece hayal kurmak değil, yap­mak, yapmak, yine yapmak gerekir… Fark budur.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-enverimli-saatler
Genel
Mart 2, 2026by turhanguldas

En Verimli Saatler

En Verimli Saatler

Mantra yazma konusunda en etkili yöntem bilinçaltı programlarını değiştirmekten geçer. Bilinçaltımızla iletişim kurmanın en iyi ve en kestirme yolu da yazmaktır. Sözlü tekrarlama, yazmanın sadece onda biri kadar etki yapar. Mantra için en verimli saatler uykuya dalmadan önceki ve uyandıktan sonraki anlardır.

Bu iki zaman diliminde de beyin, bilinçaltına en rahat ulaşabileceğimiz alfa frekansına yakındır. Düşünce gücünün neler yapabildiğini denemek istiyorsanız, yatmadan önce “Ben yarın sabah 5’te uyanacağım” diye kendinizi hem sözlü hem de yazılı telkin edin ve alarmınızı kurun. Bu telkini uykuya dalana kadar tekrarlamaya devam edin. Saat 5 olmadan ve henüz alarm çalmadan uyanacağınızı görürsünüz. Bunu başarabiliyorsak bu teknik bizi daha büyük amaçlarımıza da ulaştırabilir. İçinizdeki cin ile iletişim kurmayı öğrendiğinizde, her arzunuzu yerine getirir.

Beynimiz Uyumaz

Uyumadan önce mantra yazmanın en avantajlı noktalarından biri, bilincimizin yavaş yavaş devre dışı kalmasına rağmen beynimizin uyumuyor olmasıdır. Yarım saat boyunca “Ben mükemmelim, ben mükemmelim…” diye mantra yazıp uykuya daldığımızda, yazmayı bırakmamıza rağmen beynimizin içinde bu cümleler yankılanmaya devam eder.

Uyuduğumuz için bilinç devre dışı kalır ve bilinçaltı bu düşünceleri daha kolay ve daha yoğun olarak kaydeder. Çünkü bilinç bu saatlerde hiçbir bariyer koyamaz. Biz uyurken zaten beynimiz ve bilinçaltımız çalışmaya devam eder. Beynimiz solunum, sindirim, dolaşım, kısacası yaşamımızı sürdürmek için gereken her şeyi otomatik olarak yapar.

“Her Gün Daha İyiye Gidiyorum”

Bilinçaltımız da gönderdiğimiz o mesajları, resimleri, sözleri çok daha etkili olarak işler ve yeni mantralarımızla eski programları silerek yeni programlar yaratır. Uyandığımızda da kendimizi daha enerjik ve güçlü hissederiz. Ve her gün mükemmel olmak için yol alırız. Eczacı Emile Coué mantra yöntemini hastalarına uygulamıştır. “İlaçlarınızı kullanırken düzenli olarak da mantraları tekrar edin” demiştir. Reçetelerinin altına “Her gün yaşamın her noktasında daha iyiye gidiyorum, tabii ki gidiyorum tabii ki gideceğim…” diye yazmıştır.

Hastaların iyileşme sürecinde mantralar etkili olunca Coué bu yöntemi sisteme dönüştürerek ünlenmiştir. “Her gün, yaşamın her noktasında daha iyiye gidiyorum” dediğimiz zaman bu genel bir mantra olur ve gelişimimize genel bir bütünlükte yardım eder.

Read More
turhan-guldas-Kendinizi Takdir Etmeyi Bilin
Genel
Şubat 23, 2026by turhanguldas

Kendinizi Takdir Etmeyi Bilin

Kendinizi Takdir Etmeyi Bilin

Özgüven, bireyin kendine yönelik olumlu yargılarının olması, kendisini sevmesi, yeterlilik ve değer duygularının sağlıklı olması ve kendisiyle barışık olması demektir. Özgüven eksikliği ise bu durumun tam tersidir. Özgüvenin yüzde 80’lik kısmı 0-5 yaş arası dönemde oluşur. Anne, baba ve çevre sayesinde kişinin özgüveninin temelleri atılır. Bu yüzden, yetişkinlik döneminde benlik yapısının temelini oluşturacak özgüven gelişimine titizlikle yaklaşılması gerekir.

Özgüven kazanmak için yapılması gereken şeylerin başında, kişisel gelişim vardır. Devamlı okumak ve kendini geliştirmek kişinin güvenini arttırır. İnsanlar bilmedikleri şeylerden korkarlar. Korkunun antikoru ise bilmektedir. İnsan bildiği konunun üzerine giderse özgüven kazanır. Bu durum aynı zamanda korkuyu da ortadan kaldırır. Olumlu konuşmalar ile insanın kendini motive etmesi, kendine güven duyması açısından önemlidir. İçsel konuşmalar ile yapılan mantra telkinleri de özgüveni artırır.

Öncelikle Küçük Hedefler Koyun

Başkalarının takdirine gerek duymadan, insan attığı her adımda kendini takdir etmelidir. Küçük hedefler koy­mak ve gerçekleştirdikçe kendini takdir etmek önemlidir.

Özgüven sahibi olmak için mutlaka enerjik olmak ge­rekir. Yüksek enerji insanın kendine olan güvenini yerine getirir. Enerjisi yüksek olan insan, ışıltı saçan insandır. İnsan kendini, kimseden aşağıda görmemelidir. Herke­sin kendine has özellikleri, artıları ve eksileri vardır. Eksik veya zayıf yönlerin üzerinde çalışır, sorunları gidermek için uğraşırken, asla bu yönleriyle ilgili olumsuz yargılara varmamalıdır.

Özgüven sahibi olmak için yapılması gereken bir diğer şey ise şimdide yaşamaktır. Şimdide yaşayan insan, yapması gerekeni şimdi yapar. Dün yaptıklarını ya da yarın yapacaklarını düşünmemek iyi hissettirir.

Hareket Etmek Özgüveni Yükseltir

İnsan yapması gerekeni yaptığı için kendini takdir etmelidir. Yapmak önemlidir, ertelemek ya da kaçmak özgüveni sarsar ama hareket etmek özgüveni yükseltir. Özgüveni kıran en önemli olaylardan birisi de yarın olacakları düşünmektir. Böyle olacak, olaylar bu şekilde gelişecek, ya olmazsa gibi kuruntular ve düşünceler insanı olumsuz ruh haline iter. Dürüst olmak, özgüven sahibi olmanın temelinde yer alır. İnsan başkalarına ve kendine dürüst olmalıdır. Kimseyi, özellikle kendini kandırmamalıdır. İnsan kendine verdiği sözleri yerine getirmelidir. Bu sayede kendisine olan saygısı ve özgüveni artar. 

Özgüven için en önemli faktörlerden birisi de olumlu bakmaktır. Olayların olumlu olacağını düşünmek olumlu olmasını sağlar. Olumlu düşünceler beyninizin olumlu olana hazırlanmasını sağlar. Yarını düşünmek zorludur, yarının güzel olması için şimdinin iyi olmasını sağlamak gerekir. İyi bir gün yaşamak için iyi bir uyanış gerekir. İn­san uyandığında bugün benim için iyi bir gün olacak de­meli ve iyi olmasını sağlamalıdır.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-meditasyon
Genel
Şubat 16, 2026by turhanguldas

Evrene Meditasyon Yaparak Ulaşabiliriz

Evrene Meditasyon Yaparak Ulaşabiliriz

Bilinçaltını anlatırken her zaman özellikle vurguladığım bir konu vardır: Evren ile bilinçaltımız paralel çalışır. Evrene, bilinçaltımız yoluyla ulaşırız. Meditasyon yaparak, bilinçaltımızla konuşabiliriz. Medite hâldeyken bilincimiz, bizi sınırlayamaz. En relaks hâlimizde oluruz. Dingin bir zihinle bilinçaltımızda istediğimiz gibi hareket edebiliriz. Meditasyonda neden ısrar ediyorum? Çünkü beyninizin frekansını evrenin frekansına eşitliyorsunuz. Beyin frekansımız evrenin frekansıyla uyumlu olur ve evrenle de aramızda hiçbir engel olmadan rahatça iletişim kurabiliriz. Dualarınız kabul oluyor ve bilinçaltına vermek istediğiniz mesajları rahat iletebiliyorsunuz, insanlara göndermek istediğiniz mesaj ve enerjiler hedefine ulaşabiliyor, evrene ulaşabiliyor…

Meditasyonu alışkanlığınız hâline getirmelisiniz. Hemen hemen her gün, her fırsatta meditasyon yapmalısınız. Meditasyon, teoriye girmeden, pratik, uygulanabilir sade ve kolay yöntemlerle yapılabilir. Hangi tekniği kullanırsanız kullanın, meditasyonda önemli olan bedeni rahatlatmak ve bilinçaltıyla iletişime geçebilmektir.

Yaratma Gücünüzün Farkında Olun

Bizim içimizde Alaaddin’in sihirli lambasındaki cin gibi bir güç var. Biz ne dilersek o gerçekleşir. Ama nasıl isteyeceğimizi de bilmemiz gerekir. Cini, lambaya vurarak çıkartamayız. Nasıl okşayarak, güzel kelimeler kullanarak çıkartıyorsak evrenle iletişim de aynı şekilde olmalıdır. Evrenle iletişim kurmak için bilinçaltınıza ulaştığınızda her zaman sakin, kendinize karşı iyi ve dürüst olun. Kendinizi sevin, kendinize değer verin. Lambadan cini çıkartmak için nasıl dil dökmek gerekiyorsa içinizdeki gücü çıkartmak için de kendinize olumlu, güzel sözler söyleyin. Kendinizi sevdikçe yaratma gücünüzü en iyi şekilde kullanabilirsiniz.

Yaratma gücünüzün farkına vardıkça istediğiniz bir şeyi yaratmak sizin için sorun olmayacaktır. İstediğiniz şeyi istediğiniz anda hayatınıza çekebildiğinizi düşündüğünüz zaman relaks olursunuz.

Kalbiniz Temiz Olmalı

İstediğiniz şey için çalışın, çabalayın, evrene saygı duyun. Siz dürüstseniz, başkalarının da iyiliği için istiyorsanız, istediğiniz şey size gelir. Sadece kendinizi düşünmeyip aile fertlerinize de katkı sağlayacaksanız, para size gelir. Ailesine, çevresine hayırlı olan insan, her zaman hayırlarla karşılaşır.

Para kazanmak mı istiyorsunuz? Kazanmak istediğiniz parayla iyi bir şeyler yapmak istiyorsanız muhakkak gelecektir. İnsanların iyiliğine, gelişimine katkı sağlayacaksınız gelecektir. Sadece kendinizi düşünmeyip herkesin iyiliği için düşünürseniz gelecektir. Ama egoist bir şekilde ben bu parayı istiyorum, çok istiyorum, sadece kendim için istiyorum diyerek ortaya çıkaracağınız bencil bir enerjiyle hiçbir şey elde edemezsiniz. Bencilce ve sadece kendi çıkarınıza uygun düşünmek evrenle aranızda bir bariyer oluşturur.

Unutmamak lazım, bu noktada dürüst olmak lazım. Kalbiniz temiz olacak, başkaları için de pozitif şeyler düşüneceksiniz. Evrenle iletişimde temiz niyetlerin karşılığını her zaman alırsınız. Evren bizim yalanlarımızı, art niyetli, negatif düşüncelerimizi fark eder, bu karakterimizden dolayı isteklerimizi vermez. Allah’a karşı dürüst olacağız, doğaya, evrene dürüst olacağız. Tabii ki insanlara da… Bu isteğimle kimseye zarar vermeyeceğim, demeliyiz. Tabii ki sadece istemekle de bitmiyor. Gereğini yapmak lazım. Çaba göstermek lazım.

Egoist isteklerden, ‘sadece bana, bana, bana’ diyen tutumlardan uzak durmak çok önemlidir. Bir şey isterken herkesin iyiliğine olacak şekilde istemek dileğinizin kabul olmasını sağlar. Evren size istediğinizi fazlasıyla verir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-anda-yasamak
Genel
Şubat 9, 2026by turhanguldas

‘An’da Yaşamak

‘An’da Yaşamak

Anın içinde olmak, anda yaşamak aslında şöyle tanımlanabilir: Kendinin farkında olmak, diğer insanların farkında olmak, çevrenin, olayların farkında olmak, her şeyin farkında olmak… Farkında olmanın tek yolu; herkes yürürken, hayat devam ederken, her şey akarken durup analiz etmektir.

Yarını kim yapıyor? Biz yapıyoruz. Ne zaman yapıyoruz? Şimdi yapıyoruz. Seçimlerimiz, düşüncelerimiz, karakterimiz her an geleceğimizi inşa ediyor. O yüzden anda yaşamak, mutluluğun ve başarının anahtarıdır.

Geçmişe takılmış bir insan sürekli yaşadığı negatif şeyleri düşünür. Bu düşünceler de onun ayağında gün geçtikçe bir prangaya dönüşür. Veya sadece gelecekte yaşayan bir insanı düşünelim. Şunu yapacağım, bunu yapacağım diyerek her şeyi erteler. Şimdi gerekli olanları yapmazsan, gerekli yolu almaya çalışmazsan oraya varamazsın ki. Sen şimdi burada olacaksın, yarın için gerekli olan adımları atacaksın ki o yarına varabilesin. Yerinde durarak ilerleyemezsin, yarına varamazsın.

AKLINIZDA DERSLER KALMALI

Başarının, iyi bir yaşam sürmenin, insanlarla daha iyi iletişim kurmanın, mutlu olmanın sırrı anda yaşamaktır. Geçmişte yaşayanlar çoğu zaman mutsuzdur. Çünkü geçmişte yaşadığı olayları özellikle olumsuzları, devamlı kafasında kurup, hayalinde tekrar tekrar canlandırıp bugünü kaçırıyordur. Geçmişteki bir olayı tekrar tekrar zihnimizde canlandırdığımız zaman, beyin sadece olayı hatırlatmakla kalmaz, o andaki duyguları da hissettirir. Hissettiğiniz olumsuz duyguların etkisinde bedene aynı hormonları salgılar. Siz geçmişte korktuğunuz bir olayı hatırladığınız zaman kalp atışınız hızlanır, vücudunuzda adrenalin yükselir. Tekrar tekrar aynı etkileri bedeninize de yaşatmış olursunuz. Hücrelerinize kadar aynı olaylar tekrarlanmış olur. Hem mental olarak hem de fiziken defalarca mutsuz olursunuz. Geçmişte yaşadığınız olumlu bir olayı devamlı hatırlamak bazen iyidir, bazen de değildir. Eskiden çok zengindim ama şimdi değilim ya da eskiden çok mutlu bir ilişkim vardı ama şimdi yalnızım diye düşünmeniz de hiçbir işe yaramayacak ve sizi mutsuz edecektir. Geçmişteki olaylardan ister olumlu olsun ister olumsuz, dersinizi alıp, gerisini öylece bırakmalısınız. Geçmişle ilgili aklınızda sadece aldığınız dersler kalmalı.

‘Bana fark etmez’ modundaki karakter geçmişteki olaylara takılmaz. Ne zaman aklına gelse relaks modda kalır. Kendi içinde tekrar tekrar yaşamadan, hatıraları sakince aklından gönderir. Her zaman aldığı dersleri hatırlar. Geçmişin, bugünü ve yarını zedelemesine, olumsuz etki etmesine izin vermez.

BUGÜNÜ HARCAYANLARDAN OLMAYIN

Geçmişle yaşayanlardan başka bir de gelecek kaygısı ile bugünü harcayanlar var. Gelecekten korkanlar, her an korkarak yaşarlar. Pesimist düşüncelerle bugün yaşananları değerlendiremeden yarın ne olacağını kafaya takarlar. Ya şöyle olursa, ya böyle olursa diye endişelenip bugünlerini mahvederler. Pesimist yapıdaki insan geleceğin belirsiz olduğunu ve hep kötü şeyler getireceğini düşünür. Bu kanısını hayatındaki her şeye projekte eder. Gelecekten asla iyi bir şey beklemez. Bir adım sonrasından kuşku duyar. Şu an ekonomi iyi ama ya ileriki günlerde kötü olursa… Şu an ilişkim iyi ama ya beni aldatırsa ve mutsuz olursam… Arkadaşımla aram çok iyi ama ya bana kazık atarsa… Bu düşünceler özgüvenini de zedeler, bugün yapması gerekenleri de yapamaz en önemlisi de bugün mutlu olamaz. Gelecek kaygısı, kimseyi bugün de mutlu etmez.

Hâlbuki ‘bana fark etmez’ modunda olan bir karakter geleceğin belirsizliğini iyi yönde yorumlar. Gelecekten hep iyi şeyler bekler. Umut doludur. Asla geleceğin getireceği güzel şeylerden kendisini mahrum etmek istemez ve fırsatlara açık olmak için her zaman uyanık ve farkında olur. Dünün yaşanmışlığı, bugünün getirdiği, geleceğin verecekleri onu her zaman heyecanlandırır ve mutlu eder. Geleceğini düşündükçe içinde hep bir neşe olur.

‘Bana fark etmez’ modundaki bir karakter geleceğiyle ilgili bir adım atması gerektiğinde ne pesimist bir tavırla yaklaşır ne de toz pembe gerçek dışı hayaller kurar. Geleceğine karşı her zaman gerçekçi tahminlerde bulunur ve ona göre hedefler koyar. Gelecekten beklentisi de objektif ve gerçekçi olur. Gelecek kaygısı olmaz çünkü kendisine güveni tamdır. “Eğer bir sorun olursa da daha önce nasıl çözdüysem yine çözerim, bana fark etmez” der.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-gunluk-tutmak
Genel
Şubat 2, 2026by turhanguldas

Günlük Tutun, Farkı Görün

Günlük Tutun, Farkı Görün

Kişisel gelişim yöntemleriyle insan kendi kendini teda­vi edebilir, içine attığı zehri azaltabilir, olumlu düşünce­ler ekebilir, hastalıklardan bile kurtulabilir. Hastalıkların yüzde 90’ını beyin üretir. Eğer biz beynimize güzel şeyler ekersek o zaman biz daha sağlıklı bir hayata, kişiliğe ve bedene kavuşuruz. Tabii ki bu yöntemler üç günde sonuç vermez.

İlk günden itibaren yavaş yavaş etkilerini görme­ye başlarız ama tam etki için en az üç-dört hafta geçmesi gerekir. Bu süreç sonunda artık hayatımızda ciddi karar­lar aldığımızı ve bunlarla ilgili ciddi etkiler olduğunu gö­rürüz. Bu gelişimi gözlemlemek için en güzel uygulama “not almak”tır.

YENİ DEFTER, YENİ HAYAT!

Her yeni konuyla ilgili kendinize yeni bir defter açın. Programa başladığınız ilk gün, ilk sayfaya, konuyla ilgi­li şöyle düşünüyorum, bunları yapıyorum, şu kadar saat uyuyorum gibi notlar alın. Diyelim ki bedeninizle ilgili değiştirmek istediğiniz taraflar var. Defterinize, ben … ki­loyum, günde … dakika yürüyorum, haftada … kez spor yapıyorum, aldığım besinlere dikkat ediyorum, ekmek yemiyorum… gibi notlar alın.

Hiçbir şeyi atlamadan, her gün, bütün gelişmeleri detaylı bir şekilde yazarak kendi­nizi takip ederseniz, bir ayın sonunda geldiğiniz noktanın başlangıçtaki noktadan kesinlikle çok ileride olduğunu gö­receksiniz. Çünkü birçok insan başlangıç günlerini unu­tur. Yakın geçmişi bile çok çabuk unutuyoruz. Geçmişi unutmak iyidir, kafaya takmamak iyidir ama gelişimimizi izlemekte fayda vardır. Gelişimi gözlemlemek ve gelinen noktayı anlayabilmek için günlük tutmak çok faydalıdır.

KENDİNİZİN PSİKOLOĞU OLURSUNUZ

Günlük tutmak hayatınızdaki diğer gelişmeleri gör­mek için de önemlidir. Gözlemleriniz sayesinde kendi kendinizin psikoloğu olursunuz. Nasıl ki bir psikolog sorunlarınızı açığa çıkartmak için geçmişinizle ilgili soru­lar sorar ve elde ettiği cevaplarla olumlu telkinlerle fark­lı düşünmenizi sağlar. Günlük tutmak ya da düzenli not almak da aynı etkiyi gösterir. Hatta daha da fazlasını… Çünkü psikolog ile bir saat birlikteyken, kendinizle 24 saat berabersiniz. Muhteşem bir şey!

İşte buradaki sır, kendi kendinizin psikoloğu olmak; kendi içinizdeki blokajları, olumsuz düşünceleri atmak, kendinize doğru ve ideal bir yol çizmektir.

 

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-sakin-olan-kazanir
Genel
Ocak 26, 2026by turhanguldas

Sakin Olan Kazanır

Sakin Olan Kazanır

‘Bana fark etmez’ modundaki insan vurdumduymaz değildir. Çözüm üretebilecek bir ruh hâlindedir. “Bir şişe düştü kırıldı. Dünyanın sonu değil. Bu durumda yapacak bir şey yok. Bu duruma da çözüm üretiriz. Bu sorunları çözerim, birlikte çözeriz, merak etme, rahat ol” der.

Bir kişi sinirli ise, her durumda tansiyonu yükseltiyor ise, problem çözme yeteneği yoktur. Kafasında sisler vardır. O bulanık, tansiyonu yüksek pozisyonda çözüm üretebilmek, sorunları aşabilmek mümkün değildir. Kesinlikle çözüm yolunu bulamaz.

ORTAK BİR YOL BULUR

‘Bana fark etmez’ modundaki insan hayat tecrübesi olan bir kişidir. Bir sorun olduğunda, kavga etmeden konuşur, çözmek için ortak bir yol bulur. Hiçbir zaman sorundan kaçmaz. Böyle davranan kişi özgüveni olan kişidir. Kendisine güvenen, çözüm üretebilen kişidir.

‘Bana fark etmez’ modu ilişkilerdeki sorunları halının altına süpürmek değildir. Aksine sakin bir şekilde yüzleşip yanlış anlamaları çözebilen bir moddur. Bu ruh hâlindeki insan iletişim kurabildiği için, rahatlıkla tartışabildiği için kesinlikle karşısındaki kişiyi de ikna edebilir. Karşısındakini sakin bir ruh hâliyle dinler. Sorunlar bazen karşımızdakini dinlememekten kaynaklanır. Dinlemenin, sorunları çözmek için iyi bir yol olduğunu bilir.

ANLAMAYA ÇALIŞIR

Egolu insan haklıya hakkını teslim etmez. Çünkü o zaman egosunu ayaklar altına almış olur. Böyle davranmaya cesaret edemez. Haksız olduğu durumlarda bile devam eder ve sonuna kadar ısrar eder. Bunu fark etse bile geri dönmez. Gergin durumlarda karşısındaki kişiye nasıl acı verebilir, hangi kelimelerle onu nasıl incitebilir, yarasına nasıl tuz basar derdine düştüğü için kulaklarını kapatır, onu hiç dinlemez. Karşısındaki doğru şeyler söylese dahi egosuna yenik düşer.

‘Bana fark etmez’ modundaki bir karakter için önemli olan karşısındaki insanın ne demek istediğini anlamaktır. Empatiyle yaklaşarak olayları ve insanları anlamaya çalışır. Kendi kişiliğinden, tarzından ödün vermeden konuları değerlendirir. Hatanın kendisinde olduğu ya da haksız olduğu durumlarda, hatasını kabul eder. Karşısındakiyle inatlaşmadan, sakince hatasını telafi etmeye çalışır. Bu karakterdeki insanlar her zaman her türlü durumda karşısındaki insanla anlaşmanın bir yolunu bulduğu için ilişkilerinde huzurludur.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-mutluluk-herkesin-hakki
Genel
Ocak 19, 2026by turhanguldas

MUTLULUK HERKESİN HAKKI

MUTLULUK HERKESİN HAKKI

Mutluluk herkesin hakkıdır. Eğer mutsuzsanız aynanın karşısına geçip ilk olarak, “Ben neden mutsuzum? Hangi bakış açısıyla baktığım için mutsuzum? Hangi hatalı tercih­lerde bulunduğum için mutsuzum? O tercihleri yaparken neden hata yaptım?” diye kendinize sormanız lazım. Mut­suz olduğunuzda kimseyi suçlamayın. Mutsuzluğunuzun sebebini dışarıda aramayın. Kendi içinize dönün. Mutluluk bir seçimse, neleri tercih edeceğinizi kendi içinizdeki cevap­larda bulmalısınız.

“Ayşe benim arkamdan iş çevirdi, işimden oldum. O yüz­den şimdiki mutsuzluğumun sebebi odur” dediğiniz an mutlu olmanıza imkân yoktur. Çünkü Ayşe’ye müdahale edemezsiniz, Ayşe’yi değiştiremezsiniz. Ama kendinizi de­ğiştirebilirsiniz. “Ben neden Ayşe’nin yaptıklarını fark ede­medim? Nasıl onun arkamdan iş çevirdiğini anlayamadım? Ben Ayşe’yi neden tanıyamadım?” diye sorarsanız bir çö­züm bulma ve tekrar mutlu olma şansınız olur. Bu demek değildir ki kendinizi suçlayın.

Sadece kötü olaylardan nasıl ders alacağınızı öğrenin. Eğer ba­şınıza gelen bu kötü olaydan ders almazsanız, iki gün sonra da Fatma sizi kandıracaktır. Kendinize kızmadan, kendinizi yargılamadan, nerede hata yaptığınızı anlayın. Kötü olaylar­dan ders aldıkça güçlenirsiniz. Güçlendikçe bir daha aynı kötü olayları yaşamazsınız ve aynı şekilde mutsuz olmazsı­nız. ‘Bana fark etmez’ modundaki karakter kötü olaylardan sadece ders çıkarır. Olaylara takılıp mutluluk yolunda iler­lemekten vazgeçmez.

Her zaman, “Ben başıma gelen bu kötü olaydan ders aldım, ilerlemek için, yükselmek için evrenin bana gönderdiği bu dersi an­ladım, kabul ettim. Ben bu dersi hayatıma tecrübe olarak katacağım. Ve bu tecrübe sayesinde kendime daha güzel bir dünya yaratacağım” der.  

YENİ NESİL, AYDINLIĞIN MÜJDELEYİCİSİ

Bazı insanlar kendilerini günlük olaylara fazla kaptı­rıyorlar. Her şeyin kötü olacağına dair bir inançla gelecek kaygısını had safhada yaşıyorlar. İnsanlar arasındaki yaygın bu negatif tutumları, doğum öncesi sancılara benzetiyorum. Dünya, gecenin karanlığını yaşıyor olabilir. Ama çok zeki bir neslin geldiğini de gözden kaçırmamak lazım. Ve bu gençler çok pozitif bir tutumdalar. Bence bu nesil yarınla­rımızın çok daha aydınlık olacağının şifresi, müjdeleyicisi şimdiden.

İnsanlar dibe vurduklarında en gerçekçi analizleri ya­pıp en doğru kararları alırlar. Toplumlar da dibe vurdukça çok daha iyi düzenler kurabileceklerdir. Çok daha mutlu olacaklar. İnsanlar umduklarından daha büyük sıçramalar göstereceklerdir. Yeni çağların başlangıçları böyle dönemle­re denk gelmektedir. Bize daha 50 yıl önce cep telefonlarını anlatsalardı inanamazdık. Ama şimdiki nesil için bu tekno­lojiler çocuk oyuncağı gibi. Bu çocukların yaratacağı dün­yayı bir düşünün. Biz şu anda onu hayal bile edemiyoruz. Biz sadece geçmişteki tecrübelerimizden oluşan bir gelecek hayal edebiliyoruz. Ama yeni nesil, bizden daha çok imkâ­na sahip bir geçmiş gördü. O yüzden bizden de daha farklı, daha ileri bir gelecek hayal edebiliyorlar. Bizim neslin dibe vuruşu, yeni neslin aydınlığıyla sıçrayacak. Biraz sabırlı ol­mak lazım. Biraz daha sakin…

Daha paylaşımcı, daha adil, herkesin birbiriyle empati yaparak mutlu olacağı bir düzen kurulacağına inanıyorum. Hiçbir zaman devamlı gece olmamıştır. Gece olduğu gibi gündüz de vardır. Biz hem ülkemizde hem de dünyada bir gece döneminden geçiyoruz. Ama gündüz kesinlikle olacak. Ve güneş ışınlarının sıcaklığını hissediyorum, kendisini he­nüz göremesem bile. Evrende bizim için yaratılan ışığı, ço­cuklarımızın, yeni nesillerin zihninde, beyninde şimdiden fark ediyorum. Çocuklarımız bizim yaşadığımız dünyadan çok çok güzel bir dünya yaratacaklar, bunu biliyorum.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-reddedilme-korkusu
Genel
Ocak 12, 2026by turhanguldas

Reddedilme Korkusu Nasıl Aşılır

Reddedilme Korkusu Nasıl Aşılır

Reddedilme korkusu yüzünden baştan kaybederiz. Nasılsa reddedilirim düşüncesiyle daha hiç denemeden, isteklerimizden vazgeçeriz. Reddedilme korkusu özgüven eksikliğinden kaynaklanır. Her korkunun arkasında bir güvensizlik hissi vardır. Kendine güvenmemek, hayata güvenmemek korku yaratır. Reddedilme korkunuzu da aşmak için tek ihtiyacınız olan şey özgüvendir.

Reddedilme korkusu olan bir insan istediği işe başvuramaz, hoşlandığı bir insana yaklaşamaz… Yani adım atamaz. Nasılsa reddedileceğim düşüncesiyle en baştan kaybeder. Ya reddedilmezse? Bunu hiç düşünemez bile. Reddedilmediği zaman yaşayacağı mutluluğu elde edeceği başarıyı hesaplamadan sadece reddedilmeye odaklanır. Reddedildiğinde yaşayacağı hayal kırıklığına odaklanır. Utanç duygusu, mutlu olma ihtimalini elinden alır.

Kendinize Şans Verin

Denesek ne kaybederiz? Zaten denemediğimiz için kaybetmiş olmuyor muyuz? Bu durumdan daha kötüsü yok ki zaten. Denediğimiz takdirde en kötü senaryo ne? Kaybetmek. Birinci seçenekteki sonuca ulaşırız. Deneyip kaybettiğiniz zaman en azından ben elimden geleni yaptım dersiniz. Hiç denememek sizin kendinize hiç şans vermemeniz demektir. Reddedilme korkusunu aşmak için kendinize şans verin.

Dış görünüşüyle değerlendirip, yaklaşmaktan çekindiğimiz kişinin hayata bakış açısı beki bizimki ile uyuşuyordur. Hayata karşı tavrı, duruşu hiç beklemediğimiz bir tarzda olabilir. O kişi ile ilgili yarattığınız imaj ya da kişiden size yansıyan imaj yanıltıcı olabilir. Bazı insanlar çok soğuk durabilir ama yakınlaştıkça aslında ne kadar sıcakkanlı, sempatik bir insan olduğunu görüp şaşırabilirsiniz. İşi gereği çok bilgili, entelektüeldir, benim gibi biriyle konuşmaz. Bana cevap bile vermez diye düşündüğünüz kişiyle ortak noktalar bulup saatlerce sohbet edebilirsiniz. İnsanların dış görünüşlerine aldanıp yargılamayın. İnsanları tanımak için çaba gösterin. Bu çaba size olumlu sonuçlar verecektir.

Dünyanın Sonu Değil!

Rahat olduğunuz zaman ‘bana fark etmez’ dediğiniz zaman, en kötü ihtimalle reddedilirim diye düşünüp denemekten vazgeçmezsiniz. En kötü ihtimalle reddedilirsiniz ve dünyanın sonu değildir. Hemen başka bir şey denersiniz, başka seçeneklere yönelirsiniz. Aklınızda “Deneseydim ne olurdu?” gibi zihninizi devamlı kurcalayan kuşkular kalmamış olur.

Her başvurunuzda, her iş görüşmenizde işe girmeniz mümkün değildir ya da her hoşlandığınız insanın size “evet” demesi… Böyle düşündüğünüz zaman daha rahat adım atarsınız. Siz de herkesin her istediğini her zaman kabul edemezsiniz, siz de reddetmek zorunda kalabilirsiniz. Reddedilmenin de reddetmenin de çok doğal bir şey olduğunu kabul etmeniz gerekir. Her zaman kendinizden pay biçin. Sizden her hoşlanandan hoşlanmanız ya da her iş isteyene iş vermeniz mümkün mü? Aynı şekilde karşı taraf da her şeye “evet” diyemez. Reddetmek ve reddedilmek çok doğaldır.

Eleştirilere Açık Olun

Satış işlerinde başarılı olan kişiler her zaman reddedilmenin doğal olduğunu düşündükleri için başarılıdırlar. Ürünlerini müşteriye sunduklarında her müşterinin kabul etmeyeceğini bilirler. On kişiyle görüşme yaparlarsa beş altı kişiye ürünlerini satabilirler. “Bu müşteri beni reddetti ya diğeri de reddederse?”, “Ya bu müşteri satın almazsa beni reddederse?” demezler. Zaten müşteri onu değil ürünü reddediyor. Bunun farkında olur. Ürünlerini satmak için en uygun müşteri kitlesini araştırmaya, pazarın özellikle hangi alanlarda yoğun olduğuna bakıp sistemli bir program yapabilir. Ürünü reddedenlere değil, alabilecek kitleye ulaşmaya çalışır. Reddedilmeye takılmaz. “Bu müşterilere satamadım, satabileceğim müşterilere yoğunlaşmalıyım.” diye düşünüp çalışmaya devam eder, vazgeçmez.

Reddedilme korkusunu aşabilmeniz için özgüvenli, eleştirilere açık bir insan olmalısınız. Kaygılarınız olmaz, çünkü herkesin reddedilebileceğini bilecek kadar olgun bir karakteriniz olur. Attığınız adımlardan, aldığınız olumsuz karşılıklardan utanç duymazsınız. “Ben çaba gösterdim en azından denedim, yine de denemeye devam edeceğim, bana fark etmez.” dersiniz.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-dost-edinme
Genel
Ocak 5, 2026by turhanguldas

Dost Edinme Kaygısı Yalnızlığa Sürükleyebilir

Dost Edinme Kaygısı Yalnızlığa Sürükleyebilir

Bir insanın dostlarının olması çok güzel bir şeydir. İnsan, mutluluğunu da mutsuzluğunu da paylaşabileceği, her konuda güvenebileceği bir dostu ya da dostları olsun ister. İnsan sosyal bir varlıktır. Sağlıklı bir insanın sosyal ve çevresiyle iletişim hâlinde olması gerekir. Kendisiyle ve çevresiyle barışık bir iletişimde kalarak insanlarla hayatını paylaşması kadar normal bir ihtiyaç yoktur.

Dost kazanmak için özverili, paylaşımcı, dürüst, sevgi dolu olmamız gerekir. Dostluk bu kavramları karşılıklı yaşadığımız durumlarda gerçekleşen bir ilişki türüdür. Dost olmak için her iki tarafın da birbirine karşı aynı tutumlarda olması önemlidir.

İnsanları Kendinizden İtmeyin

Dost kazanmak için aşırı çabaya girmek sizi yalnız bırakır. “Çevremde insanlar olsun, ben yalnız kalmayayım. Yalnız kalmaktan korkuyorum.” düşünceleriyle dost edinemezsiniz. Yalnız kalmayın diye kimse sizinle dost ya da arkadaş olmak istemez. Yalnızlığınızı gidermek için sosyalleşmeye, arkadaş/dost edinmeye çalıştığınızda zayıf ve kendine güvensiz bir imaj yaratırsınız. Yarattığınız bu imaj hiç çekici değildir. İnsanları kendinizden itersiniz.

Her tanıdığı insanla samimi olan, en özel durumlarını anlatan, gereğinden fazla samimi olan insanlar kolay kolay dost sahibi olamazlar. Dostluk hemen herkesle kurulabilen bir ilişki değildir. Zaman ister, emek ister en önemlisi de karşılıklı güven ister. Siz, önüne gelen tanıdığı herkesle samimi olursanız kolay kolay kimse sizi ciddiye almaz ve size güvenmez. Çok fazla tanıdığınız, geniş bir çevreniz olabilir ama güveneceğiniz dostlarınız olmaz. Genelde çevrenizde sizi kullanmaya çalışan, hatta arkanızdan sizinle dalga geçen insanlarla sağlıksız ilişkiler yaşarsınız.

Sabırlı ve Soğukkanlı Olun

Dost edinmek için sabırlı ve soğukkanlı olmak lazım. Karşınızdaki insanı iyice ölçüp tartmanız gerekir. Ama siz “Yalnız kalmayım, yeter ki hayatımda birisi olsun” diye düşünürseniz dost kazanmak için de sabırsız olursunuz. Sırf arkadaşı olsun diye gereksiz ve abartılı bir şekilde çevresine eli açık davranan insanları görürsünüz. Her yerde hesabı onlar öder. Devamlı çevresindekilere bir şeyler ısmarlar… Sanki bunları yapmazsa kimse onunla arkadaş olmayı istemeyecekmiş gibi hisseder. Değerli olmak için abartılı davranışlarda bulunur.

Kendini geliştiren insan, arkadaş ya da dost edinmek için acele etmez. Önce kendisiyle barışıktır ve yalnız kalmaktan da korkmaz. Arkadaşlarını, dostlarını özenle seçer. Herkesle her şeyi paylaşmaz. Kim dostu kim dostu değil iyi gözlemleyebilir. Arkadaş edinmek için gereksiz ve abartılı davranışlarda bulunmaz. Birisi onunla arkadaş olacaksa gerçekten ona değer verdiği için onunla arkadaş olmasını ister.

Dost kazanmak için en önemli şart insanları dinlemektir. Karşınızdaki konuşurken onu dinleyin. Karşınızdakinin nasıl biri olduğunu, neleri sevdiğini, ortak noktalarınızı anlayabilmeniz için dinlemeniz gerekir. Dinlemek karşınızdakini anlamanızı sağlar. Düşüncelerini, duygularını anlamadığınız bir insanla dost da olamazsınız. İnsanlar çoğu zaman birbirini dinlemiyor. Unutmayın; değer verildiğini gören kişi sizin dostunuz olmak ister ve bundan da mutlu olur.

Dost edinme kaygısı olan insanlar dost edinemezler. Çünkü devamlı bir çaba içindedirler. Kendilerini sevdirmek için gülünç duruma düşecek çaresiz hareketler yaparlar. Kim benim dostum olur diye çabaya ve arayışa girmeden önce siz iyi bir dost olabilecek bir insan olun.

Read More
  • 1
  • 2
  • 3
  • …
  • 7
Bu bağlantılardan Dr. Turhan Gülaş hakkında daha fazlasını keşfedin ve bizimle iletişime geçin. Düzenli güncellemeler için hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hızlı Erişim

Dr. Turhan Güldaş Hakkında
Kişisel Gelişim
TV Media
Basında

Bizi Takip Edin

Instagram
Facebook
YouTube

Copyright © 2025 Dr. Turhan GÜLDAŞ. All Rights Reserved

Yaşam Sihirbazı

back to top
@dr.turhanguldas
1932 gün boyunca her gün mantra yazdı.Sayfalar dol 1932 gün boyunca her gün mantra yazdı.Sayfalar doldukça zihin boşaldı. Düşünceler berraklaştı. Ve bir gün fark etti:
Özgürlük aslında zihnin içindeymiş.

Sen bugün kaçıncı günündesin?🎈
14.03.2026 günün mantrası. 14.03.2026 günün mantrası.
Güçlüsün.Değerlisin.Sevilmeye layıksın.Ve bu sadec Güçlüsün.Değerlisin.Sevilmeye layıksın.Ve bu sadece bir başlangıç.

Kendine bugün bunu hatırlat.
Şimdiye gerçekten bakmayı öğrendiğinde hayatın nas Şimdiye gerçekten bakmayı öğrendiğinde hayatın nasıl değiştiğini fark edeceksin.

Okuyanların en çok altını çizdiği bölümlerden biri.

📖 Yaşam Sihirbazı – Sayfa 75

#kitapönerisi #kişiselgelişim
Instagram Klişeleri Bölüm 2 🎬 Instagram Klişeleri Bölüm 2 🎬
Şans dediğin şey, her gün yazdığın cümle olabilir Şans dediğin şey, her gün yazdığın cümle olabilir mi?😊
Kitaplarımıza www.zeneditions.com.tr üzerinden ula Kitaplarımıza www.zeneditions.com.tr üzerinden ulaşabilirsiniz.
Mantra bir hatırlatma değil, zihinsel egzersizdir. Mantra bir hatırlatma değil, zihinsel egzersizdir. 
Egzersiz gibi düşün: düzenli yapıldığında etkili olur.
Belki Punch bunu hemen fark etmez… Ama bazı tutun Belki Punch bunu hemen fark etmez…

Ama bazı tutunuşlar sevgi değil,
eksik kalma korkusudur.

Ve bazen insan,
gerçeği değil tanıdık olanı seçer.

Dileriz kalbi, sonunda kendine varır.

#punch
528 Hz – Öz-Sevgi & Dönüşüm Teması Çocuklukta yaş 528 Hz – Öz-Sevgi & Dönüşüm Teması

Çocuklukta yaşanan duygusal deneyimler,
yetişkinlikte iç sesimizi şekillendirir.

Çoğu zaman fark etmeden taşıdığımız bazı inançlar vardır:

“Yeterli değilim.”
“Sevilmeye layık değilim.”
“Hep eksik bir şey var.”

Bu düşünceler genellikle geçmişte oluşmuş duygusal izlerin yansımalarıdır.

528 Hz frekansı, birçok kişi tarafından
✨ öz-sevgi
✨ içsel dönüşüm
✨ duygusal yumuşama
ile ilişkilendirilir.

Bu tür sesler, zihni sakinleştirmeye ve kişinin kendisiyle daha nazik bir bağ kurmasına destek olabilir.

Bu sesi kullanmayı deneyebilirsiniz:
💗 Meditasyon sırasında
💗 Uyku öncesinde
💗 Duygusal yoğunluk anlarında
💗 Kendinize şefkat hatırlatması olarak

Kendinize şunu hatırlatın:

Eksik değilsiniz.
Kırık değilsiniz.
Sadece yorulmuş olabilirsiniz.

🎧 Kulaklık önerilir
💾 İhtiyacınız olduğunda tekrar dinlemek için kaydedin

#528Hz #ÖzSevgi #İçselDenge #Rahatlama #Meditasyon
Bazen insanın ihtiyacı olan şey bir cümledir. Belk Bazen insanın ihtiyacı olan şey bir cümledir.
Belki bugün buna sadece sen değil, bir başkası da ihtiyaç duyuyordur…
Instagram klişeleri – Bölüm 1 🎬 ‘Yeter ki iste!’ P Instagram klişeleri – Bölüm 1 🎬
‘Yeter ki iste!’
Peki… gerçekten öyle mi? 😌👇
Sen ne düşünüyorsun?
Instagram'da takip et