logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
Genel

Kategori: Genel

turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog
Genel
Eylül 8, 2025by turhanguldas

Az Düşün Çabuk Yaz

Az Düşün Çabuk Yaz

Mantra yazma konusunda ne kadar az düşünürseniz, o kadar çabuk yazarsınız, o zaman bu metot daha etkili bir sonuç verir.

Düşünmeden yazın. Bu doğru mudur diye düşünmeyin. Aynı anda sevdiğiniz müzikleri dinleyerek bilinçaltınızın derinlerine inerseniz daha etkili olabilir.

Mantra yazma konusunda küçük bir tüyo vereyim. Diyelim ki kendi kendinize “mükemmelim” diyorsunuz. Ama iç sesiniz, yani bilinciniz “Sen mükemmel değilsin, fazla kiloların var, burnun düzgün değil, doğru dürüst bir işin yok…” gibi olumsuz karşılıklarla önünüze bir sürü engel koymaya çalışıyor.

Bilinç, Gardiyan Gibidir

Bilinç, kapıdaki gardiyan gibi içeri giren düşünceleri önce süzgeçten geçirir ve çoğu zaman da dirençli yorumlarla geri çevirir. Bu tip yorumlarla karşımızda bir bariyer oluşturan bilincimizle mücadele etmek için birtakım yollar deneyerek başarıya ulaşabiliriz. Örneğin mantra yazarken kulaklığımızı takalım ve sevdiğimiz müzikleri dinleyelim. Bu yöntemle bilinci oyaladığımız için düşüncelerimizi yan kapıdan içeri sokarız. “Ben muhteşemim, İngilizceyi çok iyi konuşuyorum, mükemmel bedenimi yaratıyorum.” gibi mantraları söylediğiniz zaman bilinciniz direnç gösteriyorsa onu oyalamanın en keyifli taktiği budur.

Müzik, bilincinizi meşgul ederken, bilinçaltınıza ulaşmanız daha kolay olur. Düşünmeden yazdığınız zaman bilinçaltına rahatlıkla girebilirsiniz. Bilinçaltı çocuk gibi olduğu için söylediğimiz her şeyi kabul etmeye, inanmaya yatkındır. Söylediğimiz şeyleri yorumlamadan, analiz etmeden olduğu gibi kabul eder.

İnsanın İçi Yalan Söylemez

Auranızla yaydığınız mesajları düşünün. İnsanlarla karşılaştığınızda, güzel bir insan olduğunuza dair bir enerji yayarsanız onlar da öyle düşünür. Çünkü bir insanın içi yalan söylemez; o öyle diyorsa doğrudur. Bir de tersini düşünün. Kendinize güveniniz yoksa, siz içinizdeki o özgüven eksikliğini, kafanızdaki soru işaretlerini auranız aracılığıyla dışarı yansıtırsınız.

“Ben güzel değilim, ben akıllı değilim, ben aptalım.” gibi içinizden kendi kendinize yaptığınız yorumlar ve benzetmeler, olduğu gibi dışarı yansır ve insanlar siz kendinizi nasıl görüyorsanız öyle görürler. Düşüncelerinizin yansımasını çevrenizdeki insanlardan her zaman alırsınız; olumlu ya da olumsuz!

Read More
ideal-bir-gun-yasamak
Genel
Eylül 1, 2025by turhanguldas

İdeal Bir Gün Yaşamak

İdeal Bir Gün Yaşamak

Her sabah yeniden doğuyoruz. Her yeni gün, yeni bir doğuştur. Önyargılardan, geçmişin olumsuz birikimlerinden arınmış olarak ve o günü sanki “ömrünüz sadece bir günmüş” gibi yaşayın. Ne demek bu; sevginizi dile getirin, duygularınızı dile getirin, yapmak istediklerinizi yapın, ertelemeyin, yaşamak istediklerinizi, görmek istediklerinizi görün ve o günün her saniyesini mükemmel kullanın.

Uyuduğunuzda, “Ben bugün çok güzel bir gün geçirdim” deyin. Hayat amacımızın püf noktası gelişimdir. Amacımız her gün kendimizi bir tık daha yukarı taşımak, mental olarak, maddi olarak, duygusal olarak geliştirmek olmalıdır. Her konuda kendimizi geliştirmek için, çıtamızı yukarı çekmek için potansiyelimizi kullanmalıyız.

Video İzler Gibi

Aslında başarının sırrı çok basit. Diyelim ki günü yaşadık, akşam oldu, yatağa girdik ve meditasyon yapıyoruz. Uzanıyoruz ve günü gözden geçiriyoruz. Yapılması gereken şey günü sabahtan itibaren her saatini, her dakikasını, her saniyesini bir video izliyor gibi kafamızda izlemektir. Ondan sonra idealde nasıl olması gerekiyordu diye düşünüp videoyu geri saralım.

Şöyle düşünebiliriz: Aslında idealde saat sekizde uyanmamız gerekiyordu? Biz dokuzda kalktık. Neyi kaçırdık? Spor yapmayı kaçırdık, tamam. Peki, şimdi videoyu geriye sarıp şöyle düşünelim: Sabah sekizde kalktık, spor yaptık, sağlıklı, zinde bir şekilde güne başladık, güzel bir kahvaltı yaptık, yemememiz gereken besinler varsa onları yemedik. Ve ideal günü kafamızdaki ideal şekliyle yazdık. O günü yaşadık, onu öyle canlandırdık ve evrene o haliyle gönderdik.

Eksiklerimizi Görebilmeliyiz

Bir gün sonrayı da planlarken yapacaklarımızı bu şekilde planlamalıyız. Akşam olduğunda bir gün öncesinin muhasebesini yapmalıyız. O gün birileriyle tartıştıysak, onları affedip, olumsuz senaryoları zihnimizden atmalıyız. Sorunları kronik bir hale getirmemek için beynimizde tutmayıp, henüz tazeyken sistem dışına, çöpe atmalıyız. Ve olması gerektiği gibi, hayalimizdeki, idealimizdeki gibi canlandırıp yaşayarak beyne ideal senaryoyu vermeliyiz. Yani evrene ideal senaryoyu göndermeliyiz. Böylece her gün bir tık daha artırarak “ideal ben olmaya” yaklaşırız. Eksiklerimizi görerek onları tamamlamaya yöneliriz.

Başarı böyle bir şeydir, her gün küçük adımlar ile gerçekleşebilen bir olgudur. Hiçbir zaman bir insan bir günde başarılı olamaz. Eğer başarılı olursa da bir temeli olmadığı için, o bina kısa zaman içinde çöker. Kalıcı bir başarı için her gün üzerine biraz daha koymak gerekir.

Daha iyisini yapmak için daha çok çalışmak lazım, diğerlerinden öne geçmek için daha çok ve daha çok… Başarı fedakarlık ister. Bizim kendi planımız olacak, kendi planımızın ve hayallerimizin peşinden koşacağız ama evrenin bizim için yapmış olduğu planlara da saygı duyacağız. Onları almaya da her zaman açık olacağız.

Read More
cocuk-akvaryumda-yetistirmeyin
Genel
Ağustos 25, 2025by turhanguldas

Çocuğunuzu Akvaryumda Yetiştirmeyin

Çocuğunuzu Akvaryumda Yetiştirmeyin

Anne ve babalar, çocukların bu dünyadaki gardiyanları değildir. Siz çocuğunuzun sadece rehberisiniz. Onun yerine yapmaktansa, ona rehberlik edin. Sorumluluklar verin. Yaşı küçük diye göz ardı etmeyin. Yardımcı olun ama yol gösterici anlamda… O kendi başına, kendi ayakları üzerinde durmasını öğrenecek ve siz ona her zaman rehberlik edeceksiniz.

Çocuğunuzun bir birey olduğunu sakın unutmayın. Kendi karakteri, kendi duyguları, kendi istekleri, kendi genetik yapısı, kendi beyni ve kişiliği olan bir birey… Onun isteklerine, onun kişiliğine saygı duymalısınız. Ne yazık ki ailelerin en çok yaptığı hata fazla korumacılıktır. Fanusta ve pamuklar içerisinde çocuk yetiştirilmez.

Çocuğunuz akvaryum içerisinde yetişmesin. Örneğin, akvaryumda bir balığımız var. Akvaryumda yetişmiş, hiç okyanus tecrübesi olmamış o balığı okyanusa bırakın… Hayatta kalmayı becerebilir mi? Akvaryum içerisinde yetişen balıklar okyanusa bıraktığınız zaman bir dakika içerisinde ölür. İşte, siz de çocuğunuzu her şeyden izole ederek ona farklı bir ortam yarattığınız zaman çocuğunuz asosyal olabilir.

O da Bir Gün Dışarı Çıkacak!

Çocuklarımızı da aynı bu örnekteki gibi; sokakta kirlenmesin, kavga etmesin gibi nedenlerle dışarı çıkartmazsak, hayat deneyimlerini edinmesini engellersek, gerçek yaşama adapte olmasını zorlaştırmış oluruz. Bilin ki çocuğunuz bir gün büyüyecek ve dışarı çıkacak.

Çocuğunuz küçük yaşlardan itibaren paylaşmasını öğrensin, sevgiyi öğrensin, diyaloğu öğrensin, başka insanlarla iletişim kurmasını öğrensin. Bunların hepsi küçük yaşlarda sağlanır.

Siz çocuğunuzu koruma güdüsüyle onu bir cam fanusta yetiştirirseniz ona hiçbir faydası olmaz. Aksine sonradan özgüveni olmayan, asosyal, topluma uyum sağlayamayan bir çocuk yetiştirmiş olursunuz. Korumacı davranışlarla yetiştirme tarzı, ileride çocukları olumsuz etkileyebilir. Bırakın çocuklar “kötü” olarak anlamlandırdığımız gerçek yaşamı deneyimlesinler. Çocuk zorluk çekerse daha sonra yükselir. Gerçek yaşamla mücadele edebilecek güce erişmiş olur. Unutmayın, kötü aslında iyidir!

Siz Sadece Rehbersiniz

Aşırı korumacı olmak çocuğun kişisel gelişimine çok büyük zarar verir. Bir kuşu kafeste büyütüp sonra doğal hayatına bırakırsanız yaşayamaz. Kurda kuşa yem olur. Çocuk da öyledir. Çocuğu kapalı bir ortamda büyütüp kimseyle görüştürmezseniz, insanlarla iletişimini kesip kötü şeyler öğrenir diye engellerseniz, çocuk sonradan asosyal olur ve hiçbir şeye uyum sağlayamaz. Normal ve doğal ortamlarında çocuk yetiştirmek gerekir. Çocuk kavga da edecek, yeri gelecek kendisini savunacak… Çocuğunuza kendini savunmasını siz öğreteceksiniz.

Ders çalışırken ona yardım edin ama siz o dersi çözmeyin. Ödevi çocuk yapacak. Siz ödevi yapmak için orada değilsiniz. Siz sadece rehbersiniz, siz sadece destek veren birisiniz. Siz ödevi yapacak kişi değilsiniz, onun yapması gerektiğini, nasıl bir yol izlemesi gerektiğini öğretmelisiniz. Çoğu zaman anne babalar kolayına kaçıyor, ödevi kendisi yapıyor. Çocuk ondan bir fayda sağlayamaz. Elbise mi giyecek bırakın kendisi giysin, sadece nasıl giyeceğini gösterin. Yemek yerken üstüne mi döküyor, bırakın döksün. Belli bir süre sonra öğrenecektir. Kendi yaptığı zaman, başarma duygusu güçlenir.

Read More
mantra
Genel
Ağustos 18, 2025by turhanguldas

Mantra Kelimelerinin Gücü

Mantra Kelimelerinin Gücü

Mantra kelimeleri üzerine çokça yazılıyor, söyleniyor. Peki ama neden yazıyoruz? Neyi niçin yazdığımızı gerçekten biliyor muyuz? Her gün tekrar ettiğimiz bu kelimeler, yalnızca bir alışkanlık mı yoksa bilinçli bir seçim mi?

“Bugün”, “daha mükemmel” ve “biz” kelimeleri; bu üçlü, aslında yaratım sürecimizin merkezinde yer alıyor. Bu yazıda, bu kelimeleri neden seçtiğimizi, neyi temsil ettiklerini ve bilinçaltımız üzerindeki etkilerini açıklayacağız.

Neden “Bugün” Diyoruz?

Bilinçaltı, beş yaşındaki bir çocuk gibidir. Bir çocuğun anlayabileceği türden basit, sade, kısa ve somut cümleler kullanmalıyız. Uzun ve karmaşık cümleler bilinçaltı tarafından anlaşılmaz. Bu nedenle, mantralar mümkün olduğunca net ve doğrudan olmalıdır.

“Bugün” kelimesi, bu netlik içinde özel bir yere sahiptir. Çünkü bir gün, bir ömür gibidir. İnsan sabah uyandığında doğar, gün boyunca yaşar, gece uyurken ise ölür. Her gün bu döngüyü tekrar ederiz. Bu yüzden “bugün” çok önemlidir. Bugünü iyi değerlendirmek, bir ömrü iyi değerlendirmek gibidir.

Geçmişi ve geleceği bir kenara bırakır, sadece bugünü yaşarsak, anda kalırsak, yaratım gücümüzü tam olarak kullanabiliriz.

“Daha Mükemmel” Olma Hali

“Daha mükemmel” kelimesi, geçmişte yaptıklarımızı küçümsemek ya da değersizleştirmek anlamına gelmez. Tam tersine, bugüne kadar yaptıklarımızla gurur duyarız. Ancak insan her zaman daha iyisini yaratabilir.

Sadece “mükemmel” diyerek noktayı koymak, gelişimi durdurur. Oysa “daha mükemmel” diyerek kendimize alan açarız. Bu ifade, potansiyelimize ulaşma yolculuğumuzu destekler.

İnsan, dünyadaki en mükemmel varlıktır. Ancak önemli olan, bu mükemmelliği kullanabiliyor muyuz? Potansiyelimizin her noktasına erişebiliyor muyuz? “Daha mükemmel” ifadesi, bu potansiyeli harekete geçiren bir kapıdır.

Neden “Biz”?

Vücutta yaklaşık 60 trilyon hücre vardır. Her hücre, kendi bilincine sahiptir ve komut bekler. Bu hücreler, “biz” dendiğinde birleşir, toplanır ve senin gücüne saygı göstererek seni desteklemeye başlar.

“Biz” kelimesi, sadece zihne değil, aynı zamanda kalbe de seslenir. Kalp, düşünce ve duyguları organize eden merkezlerden biridir. “Biz” dediğimizde beynimizi, kalbimizi, bedenimizi, hücrelerimizi, ruhumuzu ve evrenin gücünü bir araya getiririz.

Bu bir bütünlüktür. Artık yalnız değiliz. Ailemiz, çevremiz, iş arkadaşlarımız, şehirdeki ve dünyadaki insanların enerjileri de bizimle birlikte çalışmaya başlar. “Biz” sadece bir zamir değil, aynı zamanda kolektif gücün çağrısıdır.

Yaratım Gücünü Hatırlamak

“Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz” dediğimizde, aslında içimizdeki yaratıcı gücü aktive ederiz. Çünkü bizi yaratan güç, ruhumuza kendi parçasından bir kıvılcım koymuştur.

İnsan, yaşadığı evi yaratır, kendisinin daha iyi bir versiyonunu yaratır, eserler yaratır, müzikler, tablolar, mimari yapılar ortaya koyar. Yaratıcılık insanın doğasında vardır. Elbette bu, Tanrısal yaratımla karıştırılamaz. Ama insanın yaratma gücü, kendi potansiyelini gerçekleştirme gücüdür.

35 Yıllık Birikimin Özeti

Bu kelimeleri seçmemin ardında 35 yıllık deneyim, tekrar ve gözlem var. Defalarca denedim, her saniye, her salise tekrar ettim. Bugün, biz, daha mükemmel… Ve sonunda bu cümlede karar kıldım: “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.”

Bu cümleyle sonuç aldım. Bu mantıkla, bu yapı ile sonucu gördüm. Başka hiçbir yöntemle bu denli güçlü bir karşılık alamadım. Bu yüzden paylaşmak zorundaydım. Çünkü bu bilgi sadece bana ait olamazdı. Evren sana bir bilgi gönderiyorsa, onu paylaşmazsan sana bir daha göndermez. Paylaşım bereketi getirir. Güç paylaşılınca çoğalır.

Her şey “biz” kelimesinin etrafında şekilleniyor. “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz” demek; hem bir niyet, hem bir enerji, hem de bir eylem çağrısıdır. Bu cümle, sadece bir mantra değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir.

Bugün, birlikte daha mükemmel bir “biz” yaratmak dileğiyle…

Read More
negatif-bilic-alti
Genel
Ağustos 11, 2025by turhanguldas

Negatif Bilinçaltı Hayatınızı Nasıl Mahveder?

Negatif Bilinçaltı Hayatınızı Nasıl Mahveder?

Bilinçaltının gücünü ve özelliklerini defalarca anlattık. Özellikle negatif düşünmenin ve negatif bilinçaltının hayatımızda nasıl etkiler yarattığına şimdi birlikte bakacağız. Öncelikle sağlıktan başlamak istiyorum. Düşünebiliyor musunuz, gün boyunca sürekli hastalıklarla ilgili negatif düşünceler besleyen biri sağlıklı olabilir mi? “Ben hastayım, ailemde şu hastalıklar var, tansiyonum var galiba, şekerim var galiba, bağışıklık sistemim çok düşük” gibi negatif düşünceleri tekrar edip durdukça, aslında hayatımıza bu olumsuzlukları çekiyoruz.

Bilinçaltımız, farkında olmadan ona gönderdiğimiz mesajları bizim isteğimiz olarak algılar. Hastalık iyi ya da kötü fark etmez, sadece “hastalık istiyorum” diye düşünür. Siz neyi tekrar ederseniz, neye odaklanırsanız hayatınıza onu çekersiniz. Bu, mıknatıs gibi bir mekanizmadır. Bu yüzden düşüncelerinize dikkat etmek zorundasınız. Negatif düşünceler hayatımızda zehir etkisi yapar, günbegün elimizden hayatımızın damla damla akıp gitmesine neden olur.

Sağlıkta olduğu gibi, ilişkilerde de negatif bilinçaltı birikimleri bizi olumsuz etkiler. “Eşim beni sevmiyor, kimse beni sevmiyor” gibi takıntılarla dolu bir zihin, mutlu olmayı zorlaştırır. İnsanlar iletişimde en çok sözlere önem verir diye düşünür ama aslında durum farklıdır. Beynimizin 60 trilyon hücresine gönderdiğimiz sinyaller, salgılar, beden dili, duruş ve enerjimizle karşı tarafa sürekli mesaj göndeririz. Konuşurken bu enerjiyi de yansıtırız.

Mesela “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz” gibi pozitif mantralar kullandığınızda, bu “biz” kelimesinin gücüyle eşinizle bir bütün olduğunuzu fark eder ve size saygı duyar. Sadece “ben” diyerek, bencil ve egoistçe düşünerek ilişkide başarılı olamazsınız. Karşınızdakinin rolünü anlamak ve “biz” olabilmek çok önemlidir. Böylece bilinçaltındaki pozitif düşünceler karşı tarafa yansır.

Karşınızdaki Kişi Hisseder

Tersi durumdaysanız, örneğin kıskançlıkla dolu, sürekli “beni aldatıyor, beni sevmiyor” gibi negatif düşüncelerle kafanızı meşgul ediyorsanız, karşınızdaki kişi bunu hisseder. Ağzınızdan tek kelime çıkmasa bile, o negatif enerjiyi algılar. Bu yüzden beyninizden geçen düşüncelere dikkat edin; negatif düşünceler karşı tarafa yansır ve size aynen geri döner. Birisi size saygısızlık ediyorsa, biraz da sizin hatanız olabilir.

Negatif düşüncelerin hayatımıza pozitif katkısı olmaz. Örneğin bir üniversite öğrencisi, “Bu sınavdan geçemem, bu dersi anlayamam” derse, beynine engel koymuş olur ve gerçekten anlamakta zorlanır. Oysa, “Bunu yaparım, bilmiyorsam öğrenirim, sabah akşam çalışırım” diyerek kendinizi programlayabilirsiniz. Başarı ya da başarısızlık, sizin bilinçaltınıza gönderdiğiniz komutlarla şekillenir.

Negatif komutlar verdiğinizde başarısız olma ihtimaliniz çok yüksektir. Bu yüzden negatif düşünceleri kafanıza sokmayın, geçmiş negatif düşünceleri ise mantranızla silin. “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz” diye her gün en az 100 kere tekrar edin. Böyle yapan birinin negatif sonuç alma ihtimali yok denecek kadar azdır.

Hayatta her zaman sorunlar çıkacaktır ama önemli olan onlara nasıl baktığınızdır. Problemleri negatif olarak değil, “Bu benim gelişmem için çözmem gereken bir ödev” olarak görmek, çözümü kolaylaştırır. Negatif duygularla sarmalarsanız, işin içinden çıkamazsınız çünkü baştan mağlupsunuzdur.

Unutmayın, bilinçaltımız bizim gönderdiğimiz komutlara tepki verir. Pozitif düşünürseniz, pozitif yaşarsınız. Negatif düşünürseniz, negatif sonuçlarla karşılaşırsınız. Seçim sizin.

Read More
umutsuzluk-tuzagindan-kurtulun
Genel
Ağustos 4, 2025by turhanguldas

Umutsuzluk Tuzağından Nasıl Kurtuluruz?

Umutsuzluk Tuzağından Nasıl Kurtuluruz?

Hayatın içinde bazen öyle anlar olur ki, umutsuzluk kaplar insanı. Ama bence umutsuz olmak için hiçbir neden yok. Benim bir yöntemim var; bir şey olduğunda hep şunu düşünüyorum: Buradaki en kötü senaryo nedir? Gerçekten en kötü ne olabilir?

Mesela ticaret yapıyorsun, zor durumdasın. En kötü senaryo nedir? Ben defalarca batmış bir adamım. Kaç kere bu sorunla karşılaştım ama şimdi buradayım. Eğer batmak dünyanın sonu olsaydı, ben burada olmazdım.

Biliyorum, çok hata yaptım, zor günler geçirdim ama umutsuzluğa kapılmak çözüm değil. Bazen insanlar “intihara gidiyorum, umutsuzum, ne yapacağım?” diyor. Belki birkaç ay sonra yeni bir hayat, yeni bir imtihan vardır. En kötü ihtimalle dünyanın sonu değil bu.

Akılı İnsan, Önlem Alandır

Sağlık sorunları da zorlayabilir. Ama bence hastalıkların yüzde doksanını beyin yaratıyor. Fiziksel problemler azdır, çoğu beynimizin ürettiği bir durumdur. Eğer pozitif düşünürsek, sağlıklı beslenirsek, o umutsuzluk noktasına gelmeyiz.

Akıllı insan problem çözendir ama daha akıllısı problem olmadan önlem alandır. Problemi yarattığında çözüyorsun ama esas olan, problem çıkmadan önce önlem almak.

Umutsuzluk noktasına gelmemek için çok çalışmak, imtihanlardan ders almak gerekiyor. Mesela iş görüşmesine son dakikaya bırakmadan hazırlanmak, firmayı araştırmak, kendini pozitif motive etmek lazım. Çünkü umutsuzluk, çoğunlukla son dakika hazırlıksızlığıyla gelir.

Bütçe yönetimi de önemli. Kazancından fazla harcamak, borçlanmak, kredi kartları derken iş büyür, haciz kapıya dayanır. Çözüm var mı? Var. Ama önce mantıklı bir yol haritası çıkarmak, beklentileri akıllıca yönetmek gerek.

Umutsuzluk panik halidir. İnsan en kötü senaryoyu düşünür, korkar. Ama mantra yazmak, farkındalık oluşturmak, düşünceleri sakinleştirmek en azından pozisyonu değerlendirmemizi sağlar.

Bence en akıllı davranış, umutsuzluğa düşmeden önce önlem almaktır. Ama düşersen de soğukkanlı kalıp, mantıklı düşünüp, kendini o durumdan çıkarma yolları aramak gerekir. Çünkü dünyanın sonu değil yaşananlar.

Çıkış Yolu

En kötü senaryo nedir? Ölüm. Ama ölüm dışında hiçbir şey kalıcı değil. Çok borcun olabilir, hapse düşebilirsin, hata yapabilirsin ama dersini alıp hayata devam edersin.

Bazen bir ayrılık, bir kayıp, umutsuzluk getirir. Ama o ayrılık, sana daha iyi fırsatlar açabilir. İyi ki eskisiyle yollar ayrılmıştır diyeceğin günler mutlaka gelir.

Önemli olan, olumsuz duruma düşmemek, önlem almak, aklı ve mantığı kullanmak. Bazen farkında olmadan gereksiz harcamalar yapıyoruz, borçlanıyoruz. Oysa en başta tedbirli olmak gerekir.

Umutsuzluğa düştüğünde ise bir mantra yaz, odaklan, 2-3 hafta içinde etkisini göreceksin. Disiplinle ve doğru yöntemlerle çalışırsan, çıkış yolu mutlaka vardır.

Unutma, umutsuzluk geçicidir ve sen güçlüsün! Kendine inan, yoluna devam et.

Read More
kac-like-aldiniz
Genel
Temmuz 28, 2025by turhanguldas

Kaç ‘like’ Aldınız?

Kaç ‘like’ Aldınız?

Günümüzde insanların yüzde 70-80’i için sosyal medya çok önemli. “Bugün paylaşımım kaç tane ‘like’ almış, kaç kişi yorum yapmış, kaç kişi izlemiş?” Bu sorular, bazı insanlar için artık çok önemli. Hayatlarını aldıkları ‘like’lara göre planlıyorlar, mutlu ya da mutsuz oluyorlar, kendilerini ona göre yönlendiriyorlar. Paylaşımlarının kaç tane ‘like’ aldığı çok önemli.

İnsanların onlara verdikleri değeri bile paylaşımlarını beğenip beğenmediklerinden, takip edip etmediklerinden anlıyorlar. Hatta abartıp ilgilendikleri insanları ‘stalk’layarak tanımaya çalışıyorlar. Bunu sadece özel hayatlarında da yapmıyorlar. Artık iş hayatında bile insanlar birlikte çalışacakları kişileri ‘stalk’layarak tanımaya çalışıyorlar. Birbirimizin dünya görüşünü, eğilimlerini, aile hayatını, siyasi görüşlerini… hakkımızdaki her şeyi sosyal medya aracılığıyla deşifre ediyoruz.

Parametreleri İyi Kavrayın

Sosyal medya, alışkanlıklarımızı değiştiren, hayatımıza yön veren, bizi tanımlayan bir platform oldu. Bunun ne demek olduğunun farkında mısınız? Artık birbirimizi tanımak için ya da kendimizi ifade etmek için yeni ve oldukça popüler bir yol var demek. Sosyal medyayı bu anlamda nasıl kullanacağınız size kalmış. Ama ideal hayatımızı yaratmak için doğru bir şekilde kullanmayı öğrenmemiz gerekiyor. Kendinizi olduğunuzdan farklı gösterin demiyorum. Ya da açık seçik ortaya koyun demiyorum. İdeal olanı, insanlara kendinizle ilgili neyi ne kadar göstereceğinizi bilmektir.

Yüz yüze gelişen iletişimden farklı olarak, sosyal medya iletişiminin parametrelerini iyi kavrayın. Sosyal medyada istediğiniz ya da istemediğiniz herkes size ulaşabilir. Bunun farkında olun. Eğer sadece sizin istediğiniz kişilerin sizi takip etmesini ve tanımasını istiyorsanız hesaplarınızı gizlersiniz. İnsanların sizin iç dünyanızı değil de sadece dış dünyanızı algılayabileceği paylaşımlarda bulunursunuz.

Bana Fark Etmez Modu

‘Bana fark etmez’ modundaki bir insanın farkındalığı, sosyal medyanın hayatındaki yerini ve sosyal medyayı nasıl kullanması gerektiğini bilecek kadar yüksektir. Kendini kaptırmadan, insanlarla neyi paylaşıp neyi paylaşmayacağını bilerek sosyal medyayı kullanır. ‘Bana fark etmez’ modunda olduğunuzda ölçünüzü bilirsiniz. Sosyal konumunuza en uygun içerikleri paylaşırsınız.

Eğer bir öğretmenseniz, öğrencilerinize, meslektaşlarınıza, velilerinize, okul yöneticilerinize ilham verecek, örnek olacak paylaşımlarda bulunursunuz. ‘Bana fark etmez’ modunda olduğunuzda sorumluluklarınıza göre paylaşımlar yaparsınız. Böylelikle sosyal medya kullanmaktan muzdarip olmazsınız.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-beyni-kullanmak
Genel
Temmuz 21, 2025by turhanguldas

Her Saniye Beyni Mükemmel Kullanmak

Her Saniye Beyni Mükemmel Kullanmak

Her saniye beyni mükemmel kullanmak demek, her saniye evrenden gelebilecek olan her mesaja açık olmak demektir. Evren bize her saniye binlerce şans ve fırsat göndermektedir. Eğer beynimizi uyanık tutarsak, bu şansları, fırsatları değerlendirmeye hazır vaziyette beklersek, bunları alabiliriz. Ama evren bu bilgileri gönderdiği sırada biz farkında değilsek, beynimiz uyuyorsa, zihnimiz olumsuz düşüncelere, inançlara takılıp kaldıysa, bunları göremeyiz.

Beynimizi her saniye mükemmel kullanarak insanlarla iletişimimizi en sağlıklı seviyeye çıkarabileceğimiz gibi, böylelikle her fırsatın da farkına vararak her gün yeni ve küçük başarılar elde edebiliriz. Sonunda da istediğimiz mutluluğa ulaşabiliriz: Ertelememek, dürüst olmak, sevgi ile bakmak, beyni her saniye mükemmel kullanarak farkında olmak ve devamlı her gün gelişmek, bir bina yapıyormuşuz gibi geleceğimizi inşa etmek; her gün yeni bir tuğla daha üstüne koymak…

Değişim Küçük Adımlarla Başlar

Biz her gün kendimizi geliştirirsek mükemmel bir birey oluruz. Her gün kendimizi geliştirirsek mükemmel bizler oluruz. Her gün kendimizi geliştirirsek mükemmel bir toplum oluruz. Her gün kendimizi geliştirirsek mükemmel bir dünya olur.

Değişime, küçük adımlar atarak başlamak gerekir. Bugün içinde yaşadığımız dünya bir günde yaratılmadı. İnsanlar her gün bir şeyler yaparak, üstüne bir şeyler koyarak, bir şeyler daha ekleyerek, bu birikimleri geliştirerek, bu dünyayı yarattılar. Yüzyıllarca emek verdikten sonra şu andaki noktaya gelindi. Onun için biz de idealimizdeki hayatı yaşamak istiyorsak, her günü, her anı olumlu değerlendirmemiz gerekir. Madem bu dünyaya geldik, bu serüveni dibine kadar yaşamak varken, neden istediğimiz gibi yaşamayalım, neden ideal bir hayata sahip olmayalım?

Bir tatil programı aldığımızı düşünelim. Bunu nasıl değerlendiriyoruz? Maksimum dinlenerek, maksimum eğlenerek, maksimum zevk alarak, maksimum yer görerek, maksimum çevre bilgisi edinerek. Farz edin ki bu dünyaya 70-80 yıllığına gezmeye gönderildiniz, o zaman tadını çıkartın. Niye o kadar çok ciddiye alıyorsunuz her şeyi, sonsuza kadar yaşayacakmış gibi kendinizi parçalıyorsunuz? Biraz rahat olun. Sadece beynimizin alışkanlıklarını ve programlarını değiştirerek her sorunumuzu çözebiliriz. Bunları yaparak beynimize bir görev vermiş oluruz. Zaten onun en önemli görevlerinden biri, bizim yani efendisinin talimatlarını yapmaktır.

Beynimiz Bir Mıknatıs Gibidir

Biz mantralarımızı gün içerisinde fırsat bulduğumuz her an yazılı ya da sözlü olarak beynimize hatırlattığımız zaman, beynimiz de amacımıza ulaşmayı hızlandırmayı kendisine görev bilir ve isteklerimizi hayatımıza çekmek için ne gerekirse yapar. Kol kola girmiş iki arkadaşın ekip çalışması gibi beynimizle uyum içinde amaçlarımıza doğru ilerleyebiliriz. Unutmayın; beynimizin desteği olmadan tek başımıza hiçbir sonuç alamayız.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-toplumicinde-konusmak
Genel
Temmuz 14, 2025by turhanguldas

Toplum İçinde Kendini Nasıl Dinletirsin

‘Bana fark etmez’ modundaki bir insan farkındalığı yüksek, özgüven sahibi, komplekssiz, takıntıları olmayan, kaygısız, korkusuz, telaşsızdır. Böyle insanları herkes dinler. Peki “Toplum İçinde Kendini Nasıl Dinletirsin?”sorusuna gelecek olursak; toplumda sözünüzün geçmesi hayatınızda birçok alanda size avantaj sağlar. İş hayatınızda kariyer ve başarı basamaklarını hızla çıkarsınız. Aile hayatınızda sevilen, sayılan bir aile ferdi olursunuz. Hitap etmek istediğiniz her alanda rahatlıkla sözünüzü geçirebilirsiniz.

‘Bana fark etmez’ modundaki insan yalındır. Hayatının her alanında nettir. Kendisinden emindir, düşünceleri nettir. Bir şey anlatırken paniklemeden, telaşa düşmeden anlatır. En önemlisi egoist tavırları olmadığı için karşısındakini aşağılamadan, yargılamadan konuşur. Hitap ettiği topluluğa karşı saygılıdır.

‘Bana fark etmez’ modundaki insan dolu dolu konuşur. Toplum karşısında sözü geçen birisi olmak için önce kendini geliştirmesi gerektiğini bilir. Kendisini, özellikle sözünü dinletmek istediği konuda geliştirir. Bilgi birikimi ve kendinden emin tavırlarıyla istediği her konuda kolaylıkla sözünü dinletebilir. Çevresindeki insanlar da böyle bir insanı dinlemekten keyif alırlar.

Bilgiyi Panik Yapmadan Aktarabilmeli

Her bilgili olan insanın sözünü dinletemediğini fark etmişsinizdir. Buradaki püf noktası, insanın karakteridir. Toplumda sözünün geçmesini isteyen insanın toplumu sevmesi gerekir. Hitap etmek istediği toplumu anlaması ve onlarla bütün olması gerekir. Örneğin, üniversitede profesörsünüz. Öğrencilerinizin, meslektaşlarınızın, mesleğinizle ilgili kurumların sizin sözünüzü dinlemesini istiyorsunuz. Bilgilisiniz, profesör olduğunuz için de tecrübelisiniz ama kimse size itibar etmiyorsa ortada bir yanlış var demektir. Buradaki yanlış da sizdedir. Kişisel olarak kendinizi geliştirmemiş olabilirsiniz. Hitap yeteneğiniz iyi değildir, bildiklerinizi aktarırken yeteri kadar emin konuşmuyorsunuzdur, özgüveniniz yoktur, bilgilerinizi karşınızdakilerin bilgi seviyesine göre aktarma sorunu yaşıyor olabilirsiniz ya da mesleğinizi, meslektaşlarınızı, öğrencilerinizi sevmiyorsunuzdur. Bu sebeplerden herhangi birine sahipseniz sözünü dinletmeniz mümkün olmaz.

‘Bana fark etmez’ modundaki bir insan kendini yüzde 100 ifade edebilir. Düşündüklerini panik yapmadan rahatlıkla anlatabilir. Ve hedefe, söylemek istediği şeye istediği şekilde varabilir. Takıntıları olmadığından beyninde ne düşünüyorsa doğrudan, hiçbir gereksiz süzgeçten geçirmeden, insanlar ne diyecek, karşımdakiler nasıl bir tepki verecek gibi kaygıları olmadan en saf hâliyle fikirlerini insanlara aktarabilir.

‘Bana fark etmez’ modundaki insanlar sevilen karakterlerdir. Toplumun sempatisini kazanmışlardır. Düşüncelerini en açık, en direkt şekilde söyledikleri takdirde bile itici gelmezler. Açık sözlü fikirleri toplum tarafından dışlanmadan kabul edilir. Toplum onları oldukları hâliyle kabul eder. Çünkü bu moddaki insanlar egodan arınmış, yalın karakterleriyle insanlara yaklaşırlar. İnsanlara karşı olumsuz eleştirilerde bulunsa bile, insanlar bu eleştirinin toplumun iyiliği ve gelişimi için yapıldığını bilirler.

Değişik Fikirlere Açıktırlar

‘Bana fark etmez’ modundaki insanlarla her şey konuşulabilir. Her şey tartışılabilir. Onlara her türlü soru sorulabilir. Farklı düşüncelere, değişik fikirlere açıktırlar. Yargılamadan anlamak için dinlerler. Farklı düşüncelerin sentezini yapabilmek için ne kadar çok fikir varsa araştırırlar. Farklı düşüncelerden ortak fikirler ve yollar edebilmek için gayret gösterirler. Bu nedenle ‘bana fark etmez’ modu günümüzün, çağımızın sorunlarını çözen bir hayat felsefesi, bir bakış açısıdır, yaşam tazıdır, bir karakterdir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-gemiler-yak
Genel
Temmuz 7, 2025by turhanguldas

Gemileri Yakın

Gemileri yakın diyerek hayatınızda geri dönüşsüz bir adım atmanın, kararlılıkla hedefe yürümenin ve değişime cesaret etmenin yollarını keşfedin.

Bazen dönüş şansınızın olmaması kötü bir şey değildir, yeter ki fırsatlar sizi motive etsin… Gemileri yaktığınız zaman artık tek şansınız vardır; ya kaybet ya da kazan!

İspanyol kaşif Hernán Cortés 1519 yılında Meksika kıyılarına ayak bastığında, ordusunun o toprakları İspanya için fethetmesini istiyordu. Şartlar çok zordu, içlere doğru ilerlerken sürekli olumsuz şartlarla, bitmek bilmeyen hastalıklarla karşılaştı. Askerleri pes edip ülkelerine dönmek için fikir ayrılıklarına düştüğü sırada yaverine şunu söyledi: “Gidip şimdi gemileri yakmanı istiyorum.” Böylece, askerlerine Meksika kıyılarını fethetmek dışında başka bir şans bırakmadı. Başarılı olmak istiyorsak, gemileri yakmamız lazım! Gerçekten başarıya ulaşmak istiyorsak, var gücümüzle tek yönde ilerlememiz gerekir. Dönüşümüz yoksa tek seçeneğimiz başarılı olmaksa, o zaman var gücümüzle başarılı olmak için çalışmalıyız. Peki, gemileri nasıl yakarız?

Zihninizi Şartlayın!

Diyelim ki bir hedef koyduk; ideal kilomuza ulaşacağız! “Ben ideal kiloma ulaşacağım, hedefim ideal bedenime ulaşmak!” gibi cümlelerle bunu her yerde dillendirin ki başaramazsanız mahcup olasınız. İşte gemileri yaktınız, artık söylediniz bir kere. Bu ve buna benzer söylemler ile hem motive olursunuz hem zihninizi şartlarsınız hem de gemileri yakarsınız.

Kendi başımdan geçmiş bir olayı anlatayım; 80’li yılların sonunda ticarette başarısız bir dönem geçirdim ve kelimenin tam anlamıyla battım. Kendi paramı kaybetmekle kalmadım, sağa sola da borçlanmış durumdaydım ve artık dönüşüm yok diye düşündüm. Akrabalarım Fransa’ya gidebileceğimi söylediler. Tek kurtuluşum orada çalışıp borçlarımı ödeyip ondan sonra rahatlamaktı. Gideceğiz fakat paramız yetmiyordu. Zar zor bulduğumuz uçak parası bizi Fransa’ya kadar götürmüyordu bile. Avusturya’ya kadar uçak ile sonra Fransa’ya kadar da tren yolu ile gittik. Bizi tren garından akrabalar almasa gideceğimiz adrese taksiyle bile gidemiyorduk. O an başımıza gelen bu olumsuz olaylarda büyük resme baktığımda fark ettim ki aslında bunlar beni arzularıma yönlendirmişti; farklı dünya kültürlerinin peşine düşmek…

Kriz Fırsata Dönüştü

Olumsuz koşullar sayesinde farklı bir kültürü deneyimleme, yeni bir dil öğrenme ve mesleğimde ilerlememi sağlayacak eğitimleri alma fırsatı yakalamıştım. Hayatımdaki kriz çok büyük bir fırsata dönüşmüştü. Fransa’da çok zor şartlar ile karşılaştım ama yılmadım.

Yeniden öğrenci oldum, yeniden üniversiteye gittim, Sorbonne’da Fransız Dili ve Edebiyatı eğitimi aldım. Yabancı dil öğrendim, kendi mesleğimi geliştirdim. Bu arada benim aşkım olan kişisel gelişimle ilgili hazinenin içine düştüm. O zaman Türkiye’de kişisel gelişim çok bilinmiyordu. 80’li yılların sonlarında Fransa bu konuda en iyi dönemlerini yaşıyordu. Her yerde kurslar vardı; yoga, meditasyon, yaratıcı imgeleme, mantra nasıl yazılır…

Eğitimler veriliyordu ve yüzlerce kitap yayınlanıyordu. Özetle, hayatımı değiştiren bir hazinenin içine düşmüştüm. Ama eğer ben gemileri yakmasaydım ve krizi bir fırsat olarak görmeseydim, normal şartlarda bir hafta sonra Türkiye’ye dönebilirdim. İşte böyle bir durumda savaşıyorsun, başarılı olmak için elinden gelen her şeyi yapıyorsun.

Read More
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
Bu bağlantılardan Dr. Turhan Gülaş hakkında daha fazlasını keşfedin ve bizimle iletişime geçin. Düzenli güncellemeler için hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hızlı Erişim

Dr. Turhan Güldaş Hakkında
Kişisel Gelişim
TV Media
Basında

Bizi Takip Edin

Instagram
Facebook
YouTube

Copyright © 2025 Dr. Turhan GÜLDAŞ. All Rights Reserved

Yaşam Sihirbazı

back to top
@dr.turhanguldas
18.04.2026 günün mantrası. 18.04.2026 günün mantrası.
17.04.2026 günün mantrası. 17.04.2026 günün mantrası.
Bazı kitaplar okunur, bazıları ise gerçekten bakış Bazı kitaplar okunur, bazıları ise gerçekten bakış açısını değiştirir.

Parayı Sen Yaratırsın, sadece para hakkında değil;
cesaret, düşünce ve harekete geçme üzerine güçlü bir rehber.

Turhan Güldaş, sade ama etkileyici anlatımıyla insanı “Artık yapmalıyım” noktasına getiriyor.
Hayatta bazı şeyleri tekrar tekrar hatırlamak gere Hayatta bazı şeyleri tekrar tekrar hatırlamak gerekir.
Belki bugün bu cümlelerden biri sana iyi gelir.

Kaydetmeyi unutma.
Küçük bir farkındalık her şeyi değiştirebilir. Vi Küçük bir farkındalık her şeyi değiştirebilir.

Videonun sonundaki cümle tam olarak bununla ilgili.
Sonuna kadar izle, ne demek istediğimi anlayacaksın.
Mantra mucizelerinden sadece birkaç tanesi 😊 Mantra mucizelerinden sadece birkaç tanesi 😊
İnsanların %90’ı mutluluğu yanlış sırayla arıyor. İnsanların %90’ı mutluluğu yanlış sırayla arıyor.

Önce hayatın değişmesini bekliyorlar.
Oysa gerçek dönüşüm zihinde başlar.

Zihin değişir → Hayat değişir.

Bunu fark edenlerden misin?

👇 “Fark ettim” yaz.
Canlı yayını kaçıranlar için… 👀 Kaydı bıraktık. En Canlı yayını kaçıranlar için… 👀 Kaydı bıraktık.
En çok hangi kısmı sevdiniz?🎈
Her şeyi planlamaya çalıştıkça anı kaçırıyoruz. Bı Her şeyi planlamaya çalıştıkça anı kaçırıyoruz.
Bırak biraz da hayat seni götürsün.

✨ Her şeyin kontrolü sende olmak zorunda değil.
Bazen bir kitap karşınıza çıkar ve tek bir sayfası Bazen bir kitap karşınıza çıkar ve tek bir sayfası bile uzun zamandır ihtiyacınız olan şeyi söyler…

“Bana Farketmez” tam olarak böyle bir kitap.
Hayatı neden bu kadar ciddiye aldığımızı, başkalarının düşüncelerinin bizi neden bu kadar etkilediğini ve geçmişte yaşadıklarımızın bugünümüzü nasıl şekillendirdiğini düşündüren cümlelerle dolu.

Okurken kendinize şu soruyu soruyorsunuz:
Gerçekten bu kadar yük taşımak zorunda mıyım?

Bazı kitaplar sadece okunur.
Bazıları ise insanın zihninde küçük bir kapı açar.

Bu kitap ikinci türden olabilir…
Herkes görünmeyen bir savaş veriyor. Nazik ol. Çün Herkes görünmeyen bir savaş veriyor.
Nazik ol.
Çünkü herkes bir şeylerle mücadele ediyor.
Geçmişte yaşamak zihni yorar. Gelecekte yaşamak ka Geçmişte yaşamak zihni yorar.
Gelecekte yaşamak kaygı yaratır.

Huzur çoğu zaman başka bir yerde değil,
tam şu anın içinde saklıdır.

Bazen sadece durup nefes almak gerekir.
Ve kendine hatırlatmak:

Mantrayla anda kalabilirsin
Instagram'da takip et