logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
Genel

Kategori: Genel

turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog2
Genel
Şubat 3, 2025by turhanguldas

Ben’den Biz’e Nasıl Ulaşırız?

Kişisel gelişimde odaklanılması gereken en önemli kavram: BİZ. En büyük eksikliklerimizden biri, “ben” merkezli bir yaşam sürmemiz. Oysa gerçek mutluluk ve başarı, “biz” olabildiğimizde ortaya çıkıyor. Peki “ben”den “biz”e nasıl bir yolculuk yapılabilir ve bu yolculukta mantraların rolü ve gücü nedir?

Çoğumuz, farkında olsak da olmasak da, ego tarafından yönetiliyoruz. “Ben, ben, bence” dediğimizde, etrafımızdaki insanlarla ve dünyayla olan bağımızı zayıflatıyoruz. Kişisel hırslarımız, önyargılarımız ve korkularımız, bizi “biz” olmaktan alıkoyuyor. “Biz” dediğimizde ise, bambaşka bir enerji ortaya çıkıyor. “Biz” demek, ailemiz, dostlarımız, yaşadığımız toplum, hatta tüm canlılar demek. “Biz” demek, empati kurmak, başkalarının duygularını anlamak ve onlara değer vermek demek.

“Biz” olgusunu nasıl içselleştirebiliriz? İşte burada mantraların gücü devreye giriyor. Uzun yıllardır üzerinde çalıştığım ve binlerce farklı versiyonunu oluşturduğum mantralar sayesinde, insanların bilinçaltını olumlu yönde etkilemenin mümkün olduğuna inanıyorum. Özellikle bir mantra var ki, benim için çok özel bir anlam taşıyor: “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.”

Bu mantra, üç önemli kelimeden oluşuyor: “Bugün,” “daha mükemmel” ve “biz.”

  • Bugün: Bu kelime, erteleme alışkanlığımızla yüzleşmemizi sağlıyor. Başarıya giden yolda en büyük engellerden biri ertelemedir. “Bugün” dediğimizde, harekete geçme ve değişim için doğru zamanın şimdi olduğunu anlıyoruz.
  • Daha Mükemmel: Bu ifade, hepimizin zaten mükemmel olduğunu ve potansiyelimizi daha da geliştirebileceğimizi hatırlatıyor. Mükemmellik bir varış noktası değil, sürekli bir gelişim sürecidir.
  • Biz: Bu kelime, işin özünü oluşturuyor. “Biz” dediğimizde, sadece kendimizi değil, içimizdeki altmış trilyon hücreyi de kapsıyoruz. Biliyoruz ki, her bir hücremizin kendi bilinci ve duyguları var. Onlara saygı duyduğumuzda, onlarla uyum içinde çalıştığımızda, daha güçlü ve daha sağlıklı oluyoruz. “Biz” aynı zamanda, etrafımızdaki insanlarla ve tüm canlılarla olan bağımızı da güçlendiriyor. Empati yeteneğimizi artırıyor ve dünyayı daha kapsayıcı bir şekilde algılamamızı sağlıyor.

Bu mantrayı her gün düzenli olarak tekrarladığımızda, bilinçaltımızda olumlu bir etki yaratıyoruz. Düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız değişmeye başlıyor. Daha empatik, daha anlayışlı ve daha yapıcı insanlar haline geliyoruz.

“Ben”den “biz”e giden yolculuk, kişisel gelişimimizin en önemli adımlarından biri. Bu yolculukta mantraların gücünden yararlanarak, daha iyi bir versiyonumuza dönüşebilir ve daha mutlu bir gelecek inşa edebiliriz. Unutmayın, “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.”

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog6
Genel
Ocak 27, 2025by turhanguldas

Kompleks Kamburundan Kurtulun!

Aşağılık kompleksi, kişinin kendini bazı yönlerden diğer insanlardan daha aşağıda hissetmesine neden olan karmaşık bir zihinsel ve duygusal durumdur. Genellikle çocukluk döneminden itibaren şekillenen bu duygu, kişinin kendini statü, fiziksel görünüm, eğitim seviyesi gibi çeşitli konularda yetersiz hissetmesine yol açar. Bu hisler, kişinin özgüvenini zedeler ve gerçek potansiyelini ortaya çıkarmasını engeller.

Kompleks, kişinin sırtında bir kamburdur. İnsanın yürümesine, ilerlemesine ve yükselmesine izin vermez. Çünkü kişi hedefe ilerlemek yerine kompleksinin ağırlığını taşımak zorundadır. Bu kambur, kişinin ilerlemesini, hedeflerine ulaşmasını ve özgürce hareket etmesini zorlaştırır. Kompleks sahibi bireyler, sürekli olarak kendilerini başkalarına ispatlama ihtiyacı hissederler. Onlara göre, ancak bu şekilde kabul görebilirler. Ancak bu çaba, kişinin enerjisini tüketir ve daha büyük hedeflere yönelmesini engeller.

Çoğu aşağılık kompleksi, çocukluk döneminde şekillenir. Ebeveynlerin ve çevrenin destekleyici, olumlu bir dil kullanmaması bu kompleksin oluşmasına neden olabilir. Çocuklar, duydukları olumsuz ifadeleri (örneğin, “Sen aptalsın”, “Salaksın”, “Kepçe kulaklısın”) içselleştirerek özgüvenlerini kaybedebilir ve bu duyguyu yetişkinliklerine taşır. Aşağılık kompleksinin oluşmasını engellemek için kişi, çocukluk döneminden itibaren özgüven gelişimi konu­sunda desteklenmelidir. Çocuklarla konuşurken ileriki yaşlarda gelişecek muhtemel aşağılık kompleksinin bilin­cinde olarak, destekleyici, olumlu ve sevgi dolu kelimeler kullanmalıyız

Tedavi, kişinin aşağılık kompleksi olduğunu fark et­mesinden sonra başlayacaktır, durumunu kabul etmediği sürece çözüm bulunamaz. Sonrasında terapiler, özgüven çalışmaları ve öz farkındalık gelişimiyle kişi, kendini kı­yaslamadan, potansiyelini keşfetmeye başlar. Kişi, kimse­nin mükemmel olmadığını, herkesin artılarının ve eksi­lerinin olduğunu kabul ederek sorunlarına çözüm bulur. Eksilere odaklanmak yerine artıları ön plana çıkarmanın ve geliştirmenin çözüme etkisi olacaktır.

Kişi tedavi sürecinde küçük hedefler koymalı, her he­defi başardığında kendine olan güvenini biraz daha geliş­tirmelidir. Özgüven arttıkça aşağılık kompleksine sebep olacak kıyaslamalar ortadan kaybolacaktır. Özgüven ile kompleks bir arada barınamaz. Tedavi sürecinde aile ve çevre desteği önemlidir. Arkadaşlar, aile ve çevre kişinin psikolojik gelişimine yardımcı olacak şekilde davranmalı­dır. Bazı durumlarda ise tedavi için uzman kontrolünde psikolojik terapi gerekebilir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog4
Genel
Ocak 20, 2025by turhanguldas

Her Sorun Gelişmemiz İçindir

Hayatta karşılaştığımız her sorun ve her olumsuz durum, aslında gelişmemiz için bir fırsattır. Ömrümüz boyunca başımıza gelen olaylar, kendimizi değiştirmek ve daha ileriye taşımak için gereken dersleri içerir.  Sorunlara bu perspektiften bakmayı öğrenmek, hem iç huzurumuzu hem de motivasyonumuzu artırabilir.

Karşılaştığımız sorunları birer engel olarak değil, bizi daha iyiye taşımak için karşımıza çıkan sınavlar olarak görmeliyiz. Önümüze çıkan her engel sorun değildir; performan­sımızı bir tık yükselten, daha başarılı olmamıza olanak sağlayan sınavlardır. Bunları, evrenin bize verdiği bir me­saj diye algılarsak bizim için her şey çok daha kolay olur. Böyle düşündüğümüz andan itibaren gerekli adımları daha rahat, daha gerçekçi bir şekilde atabiliriz.

Bu sınavlar, potansiyelimizi ortaya çıkaran ve performansımızı bir üst seviyeye taşıyan katalizörlerdir. Eğer her zorluğu evrenin bize verdiği bir mesaj olarak algılarsak, hayatı çok daha kolay ve anlamlı bir şekilde yaşayabiliriz. Eğer gerçekten istersek, başımıza gelen her olumsuz olayda olumlu bir şey bulabiliriz. Bunun için yeter ki ob­jektif bir gözle bakabilmek için çaba gösterelim. Her gün kazandığımız deneyimlerden birikim yapıp bu deneyim­lerden yeni şeyler inşa edelim; sürekli üst üste koyarak, deneyimlerimizi üst üste dizelim.

Bu bakış açısını benimsediğimiz andan itibaren, gerekli adımları daha rahat ve gerçekçi bir şekilde atabiliriz. Çünkü asıl gelişim, zorlukları doğru değerlendirdiğimizde başlar. Unutmayalım, her olumsuz olayın içinde bir olumlu yan bulmak mümkündür. Yeter ki, olaylara objektif bir gözle bakmayı başarabilelim.

Hayatta karşılaştığımız her deneyim, birikimimizin bir parçasıdır. Bu birikimleri bir araya getirerek, yeni şeyler inşa edebiliriz. Tıpkı bir bina gibi, deneyimlerimizi üst üste koyarak büyütmeliyiz. Her gün öğrendiğimiz küçük dersler, bizi bir adım daha ileri taşıyacak bir yapı taşıdır.

Yaşadığımız dünyadaki her şeyin, yaşadığımız ortamın, insanın düşünce gücüyle yaratılmış şeyler olduğunu ke­sinlikle unutmayalım. Yaşadığımız dünya, düşünce gücü­müzün sonucudur. Eğer şu anda yaşadığınız ortamdan, hayatınızdan memnun değilseniz düşüncelerinizi ve tüm bakış açınızı değiştirmeniz gerekir. Hayat, zihnimizin bir yansımasıdır. Düşüncelerimizi değiştirdiğimizde, yaşamımızı da dönüştürmeye başlarız.

Read More
turhan-guldas-dileklerinizi-kagida-yazin
Genel
Ocak 13, 2025by turhanguldas

Dileklerimizi Neden Kağıda Yazmalıyız?

Dileklerimizi yazmak, hayatımıza yön verebilecek etkili bir yöntemdir. Bu basit alışkanlık, hem bilinçaltımızı hem de evrene gönderdiğimiz enerjiyi harekete geçirir. Beynimiz, düşüncelerimizi ve hislerimizi hayatımıza çekme gücünü barındırır. Yazı yazarak bu süreç daha bilinçli bir hale gelir.

Dileklerin yazılmasının altında yatan bilimsel ve manevi güç, beynin potansiyelini etkin bir şekilde kullanmaya dayanır. Beynimiz, düşüncelerimizi somut bir forma dönüştürdüğünde, bilinçaltımızı programlar ve evrene net mesajlar iletir. Bu mesajlar, evrenin enerjileriyle uyumlu bir şekilde çalışır ve dileklerimizin gerçekleşme ihtimalini artırır.

Bilinçaltımız, inanılmaz bir güce sahiptir. Bu gücü etkin kullanmayı başardığımızda, hayatımızı istediğimiz yönde dönüştürebiliriz. Bilinçaltını aktif hale getirmenin en etkili yollarından biri ise dilekleri yazmaktır. Bu yöntem, enerjimizi doğru yönlendirmemizi ve beynimizi dış etkilere karşı daha dayanıklı hale getirmemizi sağlar. Üstelik bunu başlatmak için meditasyon ya da karmaşık tekniklere ihtiyacımız yok; sadece bir defter ve kalemle harekete geçebiliriz.

Dilekleri Yazmanın Faydaları

Dileklerin yazılması, sadece onları gerçekleştirmekle kalmaz; aynı zamanda kişinin kendi hayatına ve bilinçaltına odaklanmasını sağlar. Bu yöntemin başlıca faydaları şunlardır:

Enerji Yönlendirme: Yazma süreci, düşünceleri somutlaştırır ve evrene net bir mesaj gönderir.

Bilinçaltı Programlama: Beyni dilekler doğrultusunda çalışmaya yönlendirir.

Dengeli Bir Yaklaşım: Evrene “benim için en iyisini gönder” mesajı verdiğinizde, hayatın size sunduğu sürprizlere açık olursunuz.

Sonuç olarak, dilekleri yazmak sade bir alışkanlık gibi görünse de arkasında güçlü bir bilimsel ve manevi altyapı barındırıyor. Kendi hayatında olumlu değişiklikler yaratmak isteyen herkes bu yöntemi denemeli ve etkilerini gözlemlemeli. Kalem ve kağıtla başlayın, dileklerinizi yazın, evrenin yanıtlarını bekleyin.

Read More
insan-beyni-blog
Genel
Kasım 25, 2024by turhanguldas

İnsan Beyni, Hastalıkların Yüzde 90’ının Suçlusu!

Hastalıkların çoğunun beynimizin bir ürünü olduğunu biliyor muydunuz? İnsan beyni, bedenimizdeki hastalıkların yüzde 90’ından sorumludur. Ancak bu durumun üstesinden gelmek ve daha sağlıklı bir yaşam yaratmak için, bireysel çıkarlarımızı bir kenara bırakarak “ben” yerine “biz” demeyi öğrenmeliyiz.

Kişisel gelişim kitaplarında, sorunların teşhisi güzel bir şekilde ele alınsa da, çoğu zaman çözüm yolları eksik kalır. Oysa çözüm, “biz” zihniyetine geçişte ve beyinle barış yapmada saklıdır. Beyin, dünyadaki en güçlü varlıktır ve her kelime, her düşünce onun üzerindeki etkisini gösterir. Olumlu düşüncelerle, bugünü bir ömür gibi değerlendirmek elimizdedir.

Beynin Gücü ve Pozitif Düşüncenin Etkisi

Düşüncelerimiz, hislerimiz ve sonuçlarımız beynimizde şekillenir. Eğer düşüncelerimizi yapılandırmayı başarabilirsek, beynimizin yaşamımıza olumlu etkilerde bulunmasını sağlayabiliriz. Unutmayın, her saniyeyi pozitif kullanma fırsatına sahibiz. Bugün, geçmiş mücadelelerinizi geride bırakıp daha aydınlık bir gelecek için adım atabileceğiniz en iyi gündür.

Bir hekim olarak, teşhis koymanın ardından tedavi sürecine geçilmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak bu süreç, bireysel mükemmellikten ziyade toplumsal bir anlayışla mümkün olabilir. “Biz” dediğimizde, sadece çevremizle değil, beynimizle de barış içinde oluruz. Bu, hem bireysel hem de toplumsal dayanışma için büyük bir adımdır.

“Biz” Demenin Önemi

“Biz” kelimesini hayatımıza dahil ettiğimizde, sadece insan ilişkilerimizi değil, doğayla olan bağlarımızı da güçlendirmiş oluruz. Dünya, sadece bizim değil; hayvanlar, bitkiler ve doğanın diğer unsurları da bu büyük denklemin birer parçasıdır. Eğer onlarla uyum içinde olmayı öğrenirsek, pek çok sorunu çözebiliriz.

İnsan vücudunda bulunan 60 trilyon hücrenin her biri, bir “beyin” gibidir ve bu hücreler bizim “biz” dememizi bekler. Çünkü “biz” dediğimizde beyin huzur bulur ve hastalık üretmez. Daha az bencil, daha paylaşımcı bir yaşam tarzı benimseyerek sevgi ve paylaşımı öğrenmeliyiz. Böylece hem bireysel hem de toplumsal yaşamımızda sorunların üstesinden daha kolay gelebiliriz.

Daha Pozitif Bir Gelecek İçin

Bugünün değeri, bir ömür gibi değerlidir. Bugün, kendimizle ve çevremizle barış yaparak daha sağlıklı bir yaşam yaratabileceğimiz bir fırsattır. “Biz” demeyi öğrenerek, hem bireylerin hem de toplumun yaşam kalitesini artırabiliriz. Haydi, kolları sıvayalım ve birlikte daha mükemmel bir “biz” olma yolunda ilerleyelim!

Read More
  • 1
  • …
  • 5
  • 6
  • 7
Bu bağlantılardan Dr. Turhan Gülaş hakkında daha fazlasını keşfedin ve bizimle iletişime geçin. Düzenli güncellemeler için hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hızlı Erişim

Dr. Turhan Güldaş Hakkında
Kişisel Gelişim
TV Media
Basında

Bizi Takip Edin

Instagram
Facebook
YouTube

Copyright © 2025 Dr. Turhan GÜLDAŞ. All Rights Reserved

Yaşam Sihirbazı

back to top
@dr.turhanguldas
18.04.2026 günün mantrası. 18.04.2026 günün mantrası.
17.04.2026 günün mantrası. 17.04.2026 günün mantrası.
Bazı kitaplar okunur, bazıları ise gerçekten bakış Bazı kitaplar okunur, bazıları ise gerçekten bakış açısını değiştirir.

Parayı Sen Yaratırsın, sadece para hakkında değil;
cesaret, düşünce ve harekete geçme üzerine güçlü bir rehber.

Turhan Güldaş, sade ama etkileyici anlatımıyla insanı “Artık yapmalıyım” noktasına getiriyor.
Hayatta bazı şeyleri tekrar tekrar hatırlamak gere Hayatta bazı şeyleri tekrar tekrar hatırlamak gerekir.
Belki bugün bu cümlelerden biri sana iyi gelir.

Kaydetmeyi unutma.
Küçük bir farkındalık her şeyi değiştirebilir. Vi Küçük bir farkındalık her şeyi değiştirebilir.

Videonun sonundaki cümle tam olarak bununla ilgili.
Sonuna kadar izle, ne demek istediğimi anlayacaksın.
Mantra mucizelerinden sadece birkaç tanesi 😊 Mantra mucizelerinden sadece birkaç tanesi 😊
İnsanların %90’ı mutluluğu yanlış sırayla arıyor. İnsanların %90’ı mutluluğu yanlış sırayla arıyor.

Önce hayatın değişmesini bekliyorlar.
Oysa gerçek dönüşüm zihinde başlar.

Zihin değişir → Hayat değişir.

Bunu fark edenlerden misin?

👇 “Fark ettim” yaz.
Canlı yayını kaçıranlar için… 👀 Kaydı bıraktık. En Canlı yayını kaçıranlar için… 👀 Kaydı bıraktık.
En çok hangi kısmı sevdiniz?🎈
Her şeyi planlamaya çalıştıkça anı kaçırıyoruz. Bı Her şeyi planlamaya çalıştıkça anı kaçırıyoruz.
Bırak biraz da hayat seni götürsün.

✨ Her şeyin kontrolü sende olmak zorunda değil.
Bazen bir kitap karşınıza çıkar ve tek bir sayfası Bazen bir kitap karşınıza çıkar ve tek bir sayfası bile uzun zamandır ihtiyacınız olan şeyi söyler…

“Bana Farketmez” tam olarak böyle bir kitap.
Hayatı neden bu kadar ciddiye aldığımızı, başkalarının düşüncelerinin bizi neden bu kadar etkilediğini ve geçmişte yaşadıklarımızın bugünümüzü nasıl şekillendirdiğini düşündüren cümlelerle dolu.

Okurken kendinize şu soruyu soruyorsunuz:
Gerçekten bu kadar yük taşımak zorunda mıyım?

Bazı kitaplar sadece okunur.
Bazıları ise insanın zihninde küçük bir kapı açar.

Bu kitap ikinci türden olabilir…
Herkes görünmeyen bir savaş veriyor. Nazik ol. Çün Herkes görünmeyen bir savaş veriyor.
Nazik ol.
Çünkü herkes bir şeylerle mücadele ediyor.
Geçmişte yaşamak zihni yorar. Gelecekte yaşamak ka Geçmişte yaşamak zihni yorar.
Gelecekte yaşamak kaygı yaratır.

Huzur çoğu zaman başka bir yerde değil,
tam şu anın içinde saklıdır.

Bazen sadece durup nefes almak gerekir.
Ve kendine hatırlatmak:

Mantrayla anda kalabilirsin
Instagram'da takip et