logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
Genel

Kategori: Genel

turhan-guldas-mantra-yazmayi-ogren-blog
Genel
Nisan 7, 2025by turhanguldas

Hemen Mantra Yazmayı Öğrenin!

Mantra yazmak, bilinçaltındaki eski ve yerleşik programları silip yerine yenilerini yerleştirmek için kullanılan hızlı ve etkili bir yöntemdir. Bu yöntemi uygulamak, özellikle zihin yapısındaki değişimleri hızla gerçekleştirmek isteyenler için büyük fayda sağlar. Beynimiz her gün 70 bin fikirle karşı karşıya gelir ve bu fikirlerin çoğu bizim kontrolümüz dışında gelişir. Ancak, bir fikri sürekli ve ısrarla düşündüğümüzde, beynimiz bunu ciddiye alır ve bu yeni düşünceyi, programı benimsemeye başlar.

Odaklanın

Mantra yazarken en önemli nokta, hedefinize dair güçlü bir odaklanma sağlamaktır. Günde en az 100 kez, maksimum 200 kez yazmak yeterli olacaktır. Beyin, bu kadar tekrarla yeni bir programı kabul eder ve eski alışkanlıkları geride bırakır. Bununla birlikte, mantra yazmanın amacı sadece hedefe ulaşmak değil, aynı zamanda bilinçaltımızı programlamaktır.

Bunun için bir defter ya da kağıt kullanmanız yeterlidir. Hangi defteri seçtiğinizin önemi yok; çizgili defter, kareli defter ya da düz bir kağıt, hepsi kullanılabilir. Kendi tarzınıza en uygun olanı seçin ve yazmaya başlayın. Yazma işlemine başladığınızda, her gün düzenli olarak bu pratiği yapmanız çok önemlidir. Çünkü bilinçaltımız her gün yenilenmeye ihtiyaç duyar. Bu yüzden, “bugün” kelimesi mantra yazarken çok kritik bir kelimedir. Beyin, her yeni günle birlikte taze bir başlangıç yapar, dolayısıyla her gün yazmak, yenilikleri sürekli hale getirir.

Mantra yazma işlemini gün içinde istediğiniz bir saatte gerçekleştirebilirsiniz. Bazı insanlar sabahları yazar, bazıları öğlen ya da akşam yazar. Hangisi size uygunsa, o zaman dilimini tercih edebilirsiniz. Özellikle sabahları ve öğle saatlerinde yazmak, günün geri kalanında zihni temizler ve olumlu bir enerjiyle devam etmenizi sağlar. Akşamları ise yatmadan önce 15-20 kez mantra yazmak, uyku sırasında bilinçaltınızın bu mesajları kabul etmesine yardımcı olabilir.

Ritüel Haline Getirin

Her insanın kendi organizması ve ritmi farklıdır. Kimisi sabahları daha verimli olabilirken, kimisi akşamları daha yaratıcıdır. Bu nedenle, hangi saatte yazacağınızı, yaşadığınız deneyimlere göre kendiniz belirleyebilirsiniz. Önemli olan, günlük bir ritüel haline getirmenizdir. Düzenli olarak her gün yazmak, beyin ve bilinçaltı üzerinde güçlü bir etki yaratır.

Mantranızı yazarken dikkat etmeniz gereken bir diğer önemli nokta ise, yazıyı küçük harflerle mi yoksa büyük harflerle mi yazacağınız. Her iki şekilde de yazabilirsiniz, ancak küçük harflerle yazmak, beynin konsantrasyonunun artırılmasına yardımcı olur. Bu, beyninizin o düşünceye odaklanmasını sağlar ve yazıya daha fazla konsantre olmasını sağlar. Ayrıca, cümledeki anlamdan çok, yazı sürecinin kendisi beyninizin bu düşünceyi kabullenmesine yardımcı olur.

İlk Adımı Atın

Eğer yazma işlemi size zor geliyorsa veya zaman bulamıyorsanız, o zaman basitçe yazmaya başlamak en iyisidir. Hiç yazmamaktan çok daha faydalıdır. Her gün yazmaya başladığınızda, kendinizdeki değişimi fark edeceksiniz. Yazma işlemi, hayatınızı değiştirmek için atacağınız ilk adımdır ve zamanla bu değişimlerin etkisi artacaktır.

Mantra yazma pratiğini, yalnızca kişisel gelişim amacıyla değil, aynı zamanda her alanda faydalı hale getirebilirsiniz. İster iş hayatınızda, ister ilişkilerinizde, ister sağlığınızda, her alanda bu pratiği kullanarak olumlu sonuçlar elde edebilirsiniz. Beyninizi doğru şekilde programladığınızda, hayatınızdaki her şeyin daha iyiye gittiğini göreceksiniz.

Her gün mantra yazmayı ihmal etmeyin ve hayatınızı bu basit ama güçlü yöntemle dönüştürmeye başlayın!

Read More
turhan-guldas-puf-noktalar-blog
Genel
Mart 31, 2025by turhanguldas

Mucizevi Değişimlere Giden Yolda Püf Noktalar

Mantra yazmak, hem ruhsal hem de zihinsel dengeyi sağlamanın en önemli ve en güçlü yollarından biridir. Mantra yazma pratiğinden maksimum fayda sağlamanın yollarını öğrenmeyi ve bu süreçte dikkat edilmesi gereken püf noktalarını keşfetmeyi ister misiniz?

Yıllar içinde edindiğimiz deneyimler gösteriyor ki, doğru bir yaklaşımla mantra yazma pratiği hayatınızda büyük değişimlere yol açabilir. Peki, bu değişimlerin sırrı nedir? İşte mantra yazmanın püf noktaları:

Sorgulamadan Yazın

Mantra yazmanın etkili olması için kendinizi tamamen sürece bırakmanız gerekiyor. İlk etapta mantık aramak ya da sonuçları hemen görmeyi beklemek süreci baltalayabilir. Mantra yazan bir dostumuzun dediği gibi: “Sorgusuzca sadece yazın; mucizelere inanamayacaksınız!”

Bu durum, pratiğin en önemli sırrıdır. Mantranın size ne getireceğini önceden tahmin etmeye çalışmadan, sadece yazmaya devam edin.

Küçük ve İstikrarlı Adımlarla Başlayın

Mantra yazmak bir maraton gibidir, bir “kısa mesafe” değildir. Kendinizi yormadan ve zorlamadan yazmayı alışkanlık haline getirmeniz gerekiyor. Büyük hedeflerle başlamak yerine, küçük ve sürdürülebilir bir hedef belirlemek önemlidir.

Örneğin, 500 kez yazmaya çalışmak, özellikle yeni başlayanlar için göz korkutucu olabilir ve motivasyon kaybına yol açabilir. Bunun yerine, daha az sayıda ama düzenli olarak yazmak, hem motivasyonu artırır hem de uzun vadede daha etkili sonuçlar almanızı sağlar.

Anda Kalın ve Farkındalıkla Yazın

Mantra yazmak, aynı zamanda farkındalık kazanmak için harika bir araçtır. Anda olmak, geçmişin yüklerinden kurtulmak ve geleceğin belirsizliklerinden arınmak demektir. Bir başka katılımcımızın sözleri, bu noktayı çok güzel özetliyor:

“Hayatımda hızlı değişimler oldu. Geçmişi düşünmeye ya da geleceği planlamaya fırsatım yok. Sadece anı yaşıyorum.”

Farkındalık, şu anda olmaktır. Anda kalmaya başladığınızda, hem yazdığınız mantraların hem de hayatınızın etkilerini daha net görebilirsiniz.

Mantra yazmak, düzenli ve doğru bir şekilde yapıldığında hayatınızda mucizevi değişimlere yol açabilir. Bunun için süreci sorgulamadan kabul etmeli, istikrarlı bir şekilde yazmalı ve farkındalığınızı artırmalısınız.

Unutmayın, bu bir yolculuk. Kendinize güvenin ve mantralarınızla hayatınızın dönüşümüne tanıklık edin.

Read More
turhan-guldas-fiziksel-enerjinizi-yukseltin-blog
Genel
Mart 24, 2025by turhanguldas

Fiziksel Enerjinizi Yükseltin

Bir atasözümüz vardır: “Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” Sağlıklı bir zihne ve sağlıklı bir beyne sahip olmak istiyorsak her şeyden önce vücudumuzun da sağlıklı olması gerek. Bunun için de yapmamız gereken şey sağlıklı beslenmek, vücuda zararlı yiyecek ve içeceklerden uzak durmak ve hareket etmektir. Çünkü insan, koşmak, atlamak, zıplamak için programlanmıştır. Ama bugün yaşadığımız dünyaya baktığımız zaman, teknoloji sayesinde her yere araba ile gidiyoruz. Teknolojinin verdiği rahatlık sayesinde az enerji tüketiyoruz.

Yüksek kalorili beslenmenin sonucunda yakamadığımız kaloriler, obezite hastalığını en yaygın sağlık problemlerinden biri olarak karşımıza çıkarıyor. Bunu aşmak için yapmamız gereken şey hareket, yani spordur. Tabii ki profesyonel sporcular gibi her gün 10-20 kilometre koşmanıza gerek yok. Sadece kalbinizi çalıştıracak hızlı ve tempolu bir yürüyüş yeterli olur. Ama bunu düzenli ve programlı şekilde yapmak gerekir. Bazen yürümek bile yeterli olabilir. Yeter ki hareket edin.

Spor Olmazsa Olmazdır

Gün içinde yediğimiz her şey kanımıza karışır. Hücrelerimiz kana karışmış bu besinlerle beslenir. Hücrelerin yeterli beslenmesi bizi ayakta tutar, zinde olmamızı sağlar. Zinde kalabilmemiz için de spor olmazsa olmazdır. Çok yüksek hedefler koymadan, bize en uygun spor türünü; koşmak, yürümek, tenis, yüzmek v.b. seçmeliyiz.

Kimi zaman insanlar bir iki egzersizden sonra yorulmaya başladıklarında beyinleri devreye girer ve olumsuz mesajlar gönderir. Ve mazeretler ardı ardına sıralanır: “Bugün geç uyandım, bugün çok işim var, bugün yorgunum, yarın yaparım!” Halbuki öncelikle spor yapma alışkanlığı kazanacağım diye başlansa bu yorgunluklar, bu mazeretler ortaya çıkmaz. Büyük hedefler belirlemeden, “Önce spor alışkanlığı kazanacağım, düzenli spora gideceğim, kendimi yormayacağım” demek başladığınız sporun devam edebilmesi için en ideal yöntemdir. Böylece spordan soğumamış, bilinçaltımızda bariyerler oluşturmamış oluruz.

Sabır, Sabır, Sabır!

Sporda her gün biraz ilerleme kaydedilir. Yaptığımız spor dalına uygun beslenip, her gün bir önceki gün yaptığımızdan daha fazla ağırlık, tekrar gibi fiziksel arttırımlar yapıp vücudumuzu geliştirebiliriz.

Olumlu düşünce devamlı olmazsa, alışkanlığa dönüşmezse hiçbir yarar sağlamaz. Sporda da durum aynen böyledir. Eğer gerçekten daha iyi, daha güzel, daha mutlu bir hayat düşünüyorsak spora, programlı bir şekilde zaman ayırmalıyız. Beden yapımıza ve gücümüze uygun olmayan ağır fiziksel antrenmanlar yapmadan, bize uygun egzersizlere yönelmeliyiz. Spor yapmayı, hareket etmeyi yaşam şekli haline getirmeliyiz. Spor yapmak beynin mutluluk hormonu olarak bilinen endorfin hormonunun salgılanmasını sağlar. Bu sayede hem sağlıklı hem de mutlu oluruz.

Sağlıklı fiziksel enerji elde etmenin en önemli unsurlarından birisi de kaliteli ve verimli uykudur. Bedenimiz gün içerisinde harcadığı enerjiyi yeniden elde etmek için uykuya ihtiyaç duyar. Uyku esnasında vücut için tamir ve şarj sistemleri devreye girer ve bizi yeni güne hazırlar. Uyku kalitesinde yatak, yastık seçimi, ortamın havalandırılması, ışıklandırılması gibi durumlar etkilidir. Uyku süremiz 6-7 saatten az olmamalıdır.

Read More
kisisel-gelisim-blog-soz-ucar-yazi-kalir
Genel
Mart 17, 2025by turhanguldas

Söz Uçar Yazı Kalır

Birçok kitapta telkinlerin ya da mantraların sözsel olarak tekrarlanması önerilir ama yazmak çok çok daha etkilidir. Bir kere yazdığımız zaman düşüncelerimizi somutlaştırdığımız için, o kağıt parçası bir delildir. Bizde yazmanın önemini çok iyi anlatan bir söz vardır: “Söz uçar, yazı kalır.”

Yazmak konuşmaktan daha yavaş gerçekleşen bir eylemdir. Harf harf yazdığımız için beynin yavaşlamasını ve daha uzun süre harfler, kelimeler ve cümleler üzerine konsantre olmasını sağlarız. Bilindiği gibi yavaşlama konsantrasyonu artırır.

BEYİNLE ELLER ARASINDA BAĞLANTI

Böylelikle mantramızı oluşturan cümlelerimiz beyne daha iyi kazınır. Mantralarımızı motamot ezberlenmiş cümleler gibi söyleyerek hızlı bir şekilde geçmeden, yazarak daha verimli sonuçlar alırız. Ellerimiz, beyin üzerinde en etkili organlarımızdandır. Beyinle eller arasında direkt bir yol, direkt bir kanal vardır.

Bildiğiniz gibi sağır ve dilsizler bu kanalı kullanarak iletişimlerini el hareketleri yardımıyla sağlarlar. Vücut dilini okumak için de en önemli faktörlerden biri ellerdir. Ellerin kapalı olması, açık olması ya da yumruk haline getirilmesi kişinin düşüncelerini okumak için çok önemli ipuçları verir.

PARMAK İZLERİ EŞSİZDİR

Hayvanları kontrol etmek istediğimiz zaman da çoğu zaman el hareketlerini kullanırız. Çünkü direkt olarak onların beyinlerine bu şekilde sinyal göndeririz. Hiçbir parmak izi birbirine benzemez, her biri eşsizdir. İmzalar taklit edilemez, taklit edilirse fark edilir. Bir insanın el yazısından onun karakterini okuyabiliriz. Yaşam kalitesini, dünya görüşünü, sağlığını vb. analiz edebiliriz.

Yazı yazarken dokunma duyumuzu yani ellerimizi kullanırız. Yazarken dokunuyoruz, bunu unutmamalıyız. Ellerle beyin arasındaki iletişim yolunu direkt kullanıyoruz. Bu iletişimi gözlerimiz de görüyor ve onların yardımıyla yazdığımız şeyi hafızamıza kaydediyoruz. Bu arada tabii ki bir de düşünüyoruz.

Ve en önemlisi, bunların hepsini aynı anda yapıyoruz. Dolayıyla da yazmanın etkisi, sözel tekrar yapmakla kıyaslandığında katbekat daha fazladır. Bu yöntem sayesinde bilinçaltına iletmek istediğimiz düşünceler en derine iner. Kısacası; yazarak hayatınızın direksiyonuna geçer, onu ellerinizin içine alır ve çok rahat bir şeklide kontrol edersiniz.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog-sukrettikce
Genel
Mart 10, 2025by turhanguldas

Şükrettikçe Şükredeceğimiz Şeyler de Artar

Kendi halinizden memnun olmazsanız mutlu olamazsınız. Elinizde olanların farkında olmazsanız mutlu olamazsınız. Birçok insan, maalesef çok doyumsuz bir karaktere dönüşmüş, bir türlü doymuyor. Tabii ki her zaman daha iyisini, daha güzelini istemek yanlış değil. Ama önce bir sakinleşip elimizdeki nimetlere bir bakalım. En önemli nimet sağlığımız. Hepimizin etrafında o kadar çok sağlığını kaybetmiş insan var ki. Mutsuzum diyen insanlar hastaneleri gezseler, ellerinde ne gibi bir nimet olduğunu çabucak kavrarlar. Şükretmeyi unuttuk. Bütün dualarda da “estağfurullah” ve “elhamdülillah” derken “özür dilerim”, “teşekkür ederim Allah’ım” deriz. Tabii bunları ezberlenmiş lakırdı gibi tekrarlarsanız anlamsızlaşır. İşte bunları papağan gibi özünü anlamadan değil de gerçekten anlamının farkında olarak tekrarlamak lazım. Tabii ki hayallerimiz yüksek olmalı, tabii ki daha iyisini isteyelim ama bununla beraber şükredelim. Şükretmiyor ve elimizdekilerle tatmin olmuyoruz artık. Yıllar boyu hayal ettiğimiz evi satın alıyor ama satın aldığımızda heyecanımızı yitiriyoruz. Her şey hemen anlamını yitiriyor.    

Tüketim çılgınlığı, insanları her geçen gün biraz daha fazla harcamaya itiyor. İnsan kendi öz duygularını kaybetmemeli. O noktayı kaybettikten sonra artık bunun geri dönüşü yok, sınırsızca istemeye başlıyoruz, doyumsuzlaşıyoruz. Freni patlamış kamyon gibi oluyoruz. Biraz sakin olmak lazım. Durmak, gözlemlemek lazım. Farkındalık burada başlar. Elimizde neler var, bunlara bakmalıyız. “Sağlıklıyım, ailem var, kariyerim iyi… Ama arkadaşımın sahip oldukları daha çok, benimkiler az!” diye düşünerek panik oluyoruz. Kendimizi, güzelliğimizi bir başka resimle, bir başka kişiyle kıyaslıyoruz. Dış görünüşümüzü, evimizi, arabamızı, taktığımız takıyı, hatta çocuklarımızı bile kıyaslıyoruz. Ancak sakinleşirsek hayatın farkına varabiliriz. Bunu hiçbir zaman unutmamak gerek. Yıllar geçip gittikten sonra neden elimdekilerin kıymetini fark edemedim dememek için bizi kontrolden çıkaran hırslarımızdan kurtulmalıyız. Sağlıklı, iyi bir aileye sahip, kariyeri yüksek, iyi okullardan mezun olmuş ama sadece bardağa boş tarafından bakarak fazla kiloları yüzünden hayatını sorun haline getiren kişilere ve benzerlerine sık rastlarız. Bardağın üst tarafında bir miktar boşluk kalmış, o kadar da olsun yani! Kimse dört dörtlük değildir. Zaten her şey nasıl dört dörtlük olabilir ki?

Uçan kuşları, hışırdayan yaprakları, sabah uyanan güneşi hissettiğimizde hayatın anlamını fark edebiliriz. Beş duyu organımızı biraz daha bilinçli kullanıp yanımızdan akıp giden hayatı fark etmeye başlayalım. Biz dünyaya sadece çalışmak, para kazanmak için gelmedik. Başarılı olmak tabii ki hoş bir şey. Ama hayatı yolculuk olarak düşüneceksiniz, o yolculuktan zevk alacaksınız. Bir otobüs yolculuğu düşünün. Siz yol boyunca gözlerinizi kapatıp son durağa geldiğinizde gözlerinizi açarsanız, bütün yol-culuk boşa gitmiş olacak. Boşuna yolculuk etmeyin, zevk alın.

Mutlu olanlarla olmayanlar arasındaki tek fark “yapmak”tan geçiyor. Kıyaslamamalı, şükretmeli, sakinleşip durabilmeli ve kendimize şöyle bir bakmalıyız. “Şu anda, şimdi hayatımda neler oluyor?” diye sorabilmeliyiz. Mutsuzluğun en büyük nedeni elimizdekilerin farkında olmamaktır. Şükretmezsek evren bize şükredeceğimiz şeyler vermez. Sen onu takdir etmiyorsan, teşekkür etmiyorsan, şükranlarını belli etmiyorsan, o da sana aynı şekilde takdir göremeyeceğin, hak ettiğini alamayacağın olaylar verir. “Evren ayna gibidir. Sen neysen, sana onu verir.”

Biz bu evrende misafiriz, buraya geldik ve bize verilen nimetlere teşekkür etmeliyiz. Bir eve gittiğimiz zaman bize bir şey ikram edildiğinde teşekkür ediyorsak, evrenin bize verdiği nimetlere de teşekkür etmeliyiz, şükretmeliyiz. Şükrettikçe şükredeceğimiz şeyler de artar!

Read More
turhan-guldas-parayi-kendinize-cekin
Genel
Mart 3, 2025by turhanguldas

Parayı Kendinize Çekin!

Para, hayatımızın önemli bir parçası ve çoğumuz onun hayatımıza nasıl gireceğini, nasıl daha fazla kazanacağımızı düşünüyoruz. Ancak, para ve zenginlik konusunda yanlış bir düşünce yapısına sahip olmak, parayı çekmek yerine ondan uzaklaşmamıza sebep olabilir. Bu makalemizde, parayı kendimize çekmenin ve ona doğru bir şekilde yaklaşmanın yollarını paylaşacağız.

Para Bir Araçtır, Amaç Değil

Öncelikle, parayı bir araç olarak görmek çok önemlidir. Birçok kişi, para bir hedef ya da amaç olarak bakar, ancak bu yaklaşım çoğu zaman ters teper. Parayı fazla istemek, onu sıkça düşünmek, aslında evrendeki dengenin bozulmasına neden olabilir. Bu tıpkı aşık olduğumuz bir kişiyi fazla istemek gibi, ne kadar çok isterseniz o kişi o kadar uzaklaşır. Aynı şey para için de geçerlidir. Evrende her şeyin bir dengesi vardır ve kurallar sabittir. Eğer parayı bir amaç olarak görmek yerine, onu hayatınızda bir araç olarak kabul ederseniz, para size doğal bir şekilde gelir.

Parayı Çekmek İçin Düşünce Yapınızı Değiştirin

Peki, para nasıl gelir? Parayı çekmek için düşünce yapınızı değiştirmek ve ona negatif enerji göndermemek gerekir. Birçok kişi, paraya odaklandığında stres yaratır, sürekli nasıl kazanacağına dair düşüncelerle meşgul olur. Ancak, bu tür düşünceler genellikle paranın sizden uzaklaşmasına yol açar. Yani parayı sürekli istemek, ona olan ihtiyacı fazla vurgulamak yerine, ona olan yaklaşımınızı değiştirmek gerekir.

İşte bu noktada mantra devreye giriyor. Bizim sürekli kullandığımız “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz” cümlesini düzenli olarak, günde en az 100 kez yazmak, düşünce yapınızı olumlu yönde değiştirir. Bu mantrayı uygulayanlar, hayatlarında pozitif değişimler yaşadıklarını belirtiyorlar. Çünkü her yazdığınız kelime, bilinçaltınızda bir değişim yaratır ve size ihtiyacınız olan ortamı sağlar.

Parayı Doğru Niyetle İsteyin

Para kazanma amacınız çok önemli. Eğer parayı yalnızca kişisel çıkarlar için istiyorsanız, o zaman bu süreç daha uzun sürebilir. Ancak parayı başkalarına faydalı şeyler için kullanma niyetindeyseniz, örneğin ailenize yardımcı olmak, topluma katkıda bulunmak, kendinizi geliştirmek gibi niyetlerle para kazanmak istiyorsanız, parayı çekme süreciniz çok daha hızlı olur. Bu, hem kişisel gelişiminize katkı sağlar hem de size finansal anlamda destek olur.

Mantrayı yazarken, parayı sadece kendi çıkarınız için değil, çevrenize faydalı olma amacıyla istediğinizde, evren size artarak gelir. Çünkü evren, sadece egoist bir şekilde istenen parayı değil, aynı zamanda başkalarına da fayda sağlayacak şekilde kazanılan parayı size gönderir.

Düzenli Uygulama ile Hızlı Sonuçlar

Bu süreci düzenli bir şekilde uyguladığınızda, hayatınızda nasıl değişiklikler olacağını şaşkınlıkla izleyebilirsiniz. Mantrayı yazmak, aslında yalnızca parayı çekmekle kalmaz, aynı zamanda hayatınızdaki diğer tüm alanlarda da pozitif değişimlere yol açar.

Örneğin, paraya olan bakış açınız değiştikçe, ona odaklanmak yerine ona rahatlıkla yaklaşabilir ve hayatınıza girmesine izin verebilirsiniz. Ve unutmayın, para sadece beklenmedik yerlerden gelmekle kalmaz, düzenli yazım ve olumlu düşünce yapısıyla artarak gelir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog-korkunun-ecele
Genel
Şubat 24, 2025by turhanguldas

Korkunun Ecele Faydası Yok

Bir insanın başarısını engelleyen ana faktörlerin başında korku gelir. Çok güzel bir söz vardır; “Korkunun ecele faydası yok.” Bir şey olacaksa olur, korkmamız onun olmasını engellemez. Aksine korkularımızı biz kendimize çekeriz, mıknatıs gibi… Ne ekersek, beynimize ne verirsek, onu biçeriz. Beynimiz, korkularımız nedeniyle sanki olumsuz şeyler istiyormuşuz gibi düşünür ve istediğimiz senaryoları gerçek hale getirir. Biz istemeden de olsa beynimizi, o gösterdiğimiz resimlerle, senaryolarla, küçük sahnelerle olumsuz bir şekilde yönlendirmiş oluruz. Beynimiz de şöyle düşünür; “Benim efendim demek ki benden böyle olmamı, böyle yapmamı istiyor. Biz böyle olacağız o kadar!” Ve sonrasında o senaryoları çeker, bizi o ortama götürür.

İnsanlar genellikle bir başarısızlık yaşadıkları zaman hayatın anlamını kaybederler. İş hayatı, ekonomik parametreler, kariyer, eğitim ya da romantik ilişkiler kişinin başarısız olmaktan korktuğu konulardır. Ancak başarısızlık dünyanın sonu değildir. Aksine dünyanın en başarılı insanları defalarca başarısızlığa uğramış ve hata yapmış kişilerdir. Başarısız ol, tekrar dene, başarısız ol, tekrar dene! Bu zincir bir noktada kırılır ve başarı ortaya çıkar. Başarısızlık, yeterli motivasyon elde edildiğinde başarılı olmanın habercisidir.

Başarısızlık insanın inancını kırmamalı, hayata küsme-sine neden olmamalıdır. Aksine elde edilen deneyimlerden dolayı insanın daha hırslı ve motive olmasını sağla-malıdır. Edison dünyada en fazla patenti (1903 adet) olan üçüncü kişidir. Edison bir soya fasulyesinden kauçuk üretebilmek için 10 bin başarısız deney yapmıştır. “Hiç yanılmadım, 10 bin işe yaramayan yol buldum” diyerek sentetik kauçuk üretmeyi başarmıştır.

Başarısızlık korkusu bizim gelişimimizi engelleyen, yaratıcılığımızı frenleyen çok önemli bir zehirdir. Başarısızlık korkunuzla yüzleşin, farkındalığınızın gücüyle aşamayacağınız korkunuz yoktur. Ne istediğinizi bilirseniz, her gün devamlı idealinizin yönünde daha iyisini yapmak için odaklanırsanız, beynini de verimli kullanırsanız, içinizdeki dehayı ortaya çıkarabilirsin.

İşte size çarpıcı bir örnek: Amerikalı bilim adamları bir araya gelmişler ve bir araştırma yapmışlar. “Biz insan beyninin yaptığı işi yapan bir bilgisayar yapabilir miyiz?” diye düşünmüşler, çalışmışlar, günlerce kafa yormuşlar ve ‘evet’ sonucu çıkmış. Ama iki problemle karşılaşmışlar: Birincisi bu bilgisayar çok büyük bir bilgisayar olacakmış. İngiltere toprakları kadar alan lazım… İkincisi: New York kentinin elektrik enerjisinin on katı kadar bir elektrik lazımmış ki bu bilgisayar çalışabilsin. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Böyle bir güç sizin kafanızın içinde, siz bu gücü içinizde taşıyorsunuz. Ama kullanmasını bilmediğiniz için hayatınızı yönlendirmesine, idealinizdeki hayatı yaşamanızı sağlamasına, size yardımcı olmasına izin vermiyorsunuz. Kısacası bu muazzam şeyi kullanamıyorsunuz. Altınızda bir Ferrari var ama sizin ehliyetiniz yok ya da çok yavaş bir hızla ilerliyorsunuz… Çok acı bir durum. Sahip olduğunuz bir Ferrari. Farkında olun!

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog-hayal-etmek
Genel
Şubat 10, 2025by turhanguldas

Hayal Etmekle Başla!

İnsanoğlunun yarattığı her şey önce hayal edildi, sonra yaratıldı. Siz hayatınızda ne olmasını istiyorsanız önce hayal etmesini öğreneceksiniz, hayal edemediğiniz bir şeyi yaratamazsınız. Hayal bile edemiyorsanız nasıl yaratacaksınız? Hayal bile edemediğiniz evi yapamaz, hayal edemediğiniz bir arabaya sahip olamazsınız. Önce hayal edeceğiz, ardından hayal ettiğimiz şeyler somut bir şekilde hayatımızda olacak, gerçek hayatta önümüze çıkacak. Önce hayal edeceğiz, sonra onları kendimize çekeceğiz, yani biz onları yaratacağız. Örneğin insanoğlu Ay’a gitmeyi hayal etti ve bunu başardı. Aya gidebileceğimize inanmayıp nasıl gideceğimizi hayal edip planlama-saydık gitmemiz mümkün olur muydu?

Hayal gücü, her zaman çok güçlüdür. Yapılması gereken tek şey devamlı hayal etmek ve gözümüzde canlandırmak. Böylece bilincimizin her türlü blokajını kaldırır ve hayal ettiklerimizi kendimize çekeriz. Yaşadığımız mevcut hayatı biz hayal ettik. Hayatımız, bilinçaltımıza yüklediğimiz düşüncelerin sonucunda elde ettiğimiz sonuçlardır. Kötü bir hayatımız varsa, bilinçaltımıza olumsuz düşünceler ektiğimizdendir. Maydanoz ekip, nane biçemeyiz. Ne ektiysek onu biçeriz, ne hayal ettiysek onu yaşarız.

Hayallerimizin kalitesini, olumlu şekilde artırdıkça, hayatımız da olumlu yöne doğru kanalize olur. Çünkü evren bir mıknatıs gibidir. Biz, bir enerjiyiz ve evren de düşüncelerimiz doğrultusunda bizim istediklerimizi bize getirir. “Beni kimse sevmiyor, hayat beni sevmiyor, benim her işim ters gidiyor, ben hep başarısız oluyorum, ben bir şey başaramam” diye düşünüp içsel olarak devamlı tekrar ettiğimiz zaman sevgi, başarı gibi olumlu durumları hayatımıza çekmemiz mümkün olmaz.

İşin sırrı; kendimizi sevmekte, kendimize güvenmekte ve devamlı olumlu şeyleri ekmektedir. Tabii ki sadece hayal ederek hiçbir şey elde edemeyiz. Hayal edince beynimiz gideceğimiz güzergahı bize gösterir. Biz de bu yolda giderek idealimize ulaşırız. Herkes her şeyi biliyor, fark yaratanlar yapanlardır. Siz de yapanlar grubuna terfi edin!

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog2
Genel
Şubat 3, 2025by turhanguldas

Ben’den Biz’e Nasıl Ulaşırız?

Kişisel gelişimde odaklanılması gereken en önemli kavram: BİZ. En büyük eksikliklerimizden biri, “ben” merkezli bir yaşam sürmemiz. Oysa gerçek mutluluk ve başarı, “biz” olabildiğimizde ortaya çıkıyor. Peki “ben”den “biz”e nasıl bir yolculuk yapılabilir ve bu yolculukta mantraların rolü ve gücü nedir?

Çoğumuz, farkında olsak da olmasak da, ego tarafından yönetiliyoruz. “Ben, ben, bence” dediğimizde, etrafımızdaki insanlarla ve dünyayla olan bağımızı zayıflatıyoruz. Kişisel hırslarımız, önyargılarımız ve korkularımız, bizi “biz” olmaktan alıkoyuyor. “Biz” dediğimizde ise, bambaşka bir enerji ortaya çıkıyor. “Biz” demek, ailemiz, dostlarımız, yaşadığımız toplum, hatta tüm canlılar demek. “Biz” demek, empati kurmak, başkalarının duygularını anlamak ve onlara değer vermek demek.

“Biz” olgusunu nasıl içselleştirebiliriz? İşte burada mantraların gücü devreye giriyor. Uzun yıllardır üzerinde çalıştığım ve binlerce farklı versiyonunu oluşturduğum mantralar sayesinde, insanların bilinçaltını olumlu yönde etkilemenin mümkün olduğuna inanıyorum. Özellikle bir mantra var ki, benim için çok özel bir anlam taşıyor: “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.”

Bu mantra, üç önemli kelimeden oluşuyor: “Bugün,” “daha mükemmel” ve “biz.”

  • Bugün: Bu kelime, erteleme alışkanlığımızla yüzleşmemizi sağlıyor. Başarıya giden yolda en büyük engellerden biri ertelemedir. “Bugün” dediğimizde, harekete geçme ve değişim için doğru zamanın şimdi olduğunu anlıyoruz.
  • Daha Mükemmel: Bu ifade, hepimizin zaten mükemmel olduğunu ve potansiyelimizi daha da geliştirebileceğimizi hatırlatıyor. Mükemmellik bir varış noktası değil, sürekli bir gelişim sürecidir.
  • Biz: Bu kelime, işin özünü oluşturuyor. “Biz” dediğimizde, sadece kendimizi değil, içimizdeki altmış trilyon hücreyi de kapsıyoruz. Biliyoruz ki, her bir hücremizin kendi bilinci ve duyguları var. Onlara saygı duyduğumuzda, onlarla uyum içinde çalıştığımızda, daha güçlü ve daha sağlıklı oluyoruz. “Biz” aynı zamanda, etrafımızdaki insanlarla ve tüm canlılarla olan bağımızı da güçlendiriyor. Empati yeteneğimizi artırıyor ve dünyayı daha kapsayıcı bir şekilde algılamamızı sağlıyor.

Bu mantrayı her gün düzenli olarak tekrarladığımızda, bilinçaltımızda olumlu bir etki yaratıyoruz. Düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız değişmeye başlıyor. Daha empatik, daha anlayışlı ve daha yapıcı insanlar haline geliyoruz.

“Ben”den “biz”e giden yolculuk, kişisel gelişimimizin en önemli adımlarından biri. Bu yolculukta mantraların gücünden yararlanarak, daha iyi bir versiyonumuza dönüşebilir ve daha mutlu bir gelecek inşa edebiliriz. Unutmayın, “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.”

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog6
Genel
Ocak 27, 2025by turhanguldas

Kompleks Kamburundan Kurtulun!

Aşağılık kompleksi, kişinin kendini bazı yönlerden diğer insanlardan daha aşağıda hissetmesine neden olan karmaşık bir zihinsel ve duygusal durumdur. Genellikle çocukluk döneminden itibaren şekillenen bu duygu, kişinin kendini statü, fiziksel görünüm, eğitim seviyesi gibi çeşitli konularda yetersiz hissetmesine yol açar. Bu hisler, kişinin özgüvenini zedeler ve gerçek potansiyelini ortaya çıkarmasını engeller.

Kompleks, kişinin sırtında bir kamburdur. İnsanın yürümesine, ilerlemesine ve yükselmesine izin vermez. Çünkü kişi hedefe ilerlemek yerine kompleksinin ağırlığını taşımak zorundadır. Bu kambur, kişinin ilerlemesini, hedeflerine ulaşmasını ve özgürce hareket etmesini zorlaştırır. Kompleks sahibi bireyler, sürekli olarak kendilerini başkalarına ispatlama ihtiyacı hissederler. Onlara göre, ancak bu şekilde kabul görebilirler. Ancak bu çaba, kişinin enerjisini tüketir ve daha büyük hedeflere yönelmesini engeller.

Çoğu aşağılık kompleksi, çocukluk döneminde şekillenir. Ebeveynlerin ve çevrenin destekleyici, olumlu bir dil kullanmaması bu kompleksin oluşmasına neden olabilir. Çocuklar, duydukları olumsuz ifadeleri (örneğin, “Sen aptalsın”, “Salaksın”, “Kepçe kulaklısın”) içselleştirerek özgüvenlerini kaybedebilir ve bu duyguyu yetişkinliklerine taşır. Aşağılık kompleksinin oluşmasını engellemek için kişi, çocukluk döneminden itibaren özgüven gelişimi konu­sunda desteklenmelidir. Çocuklarla konuşurken ileriki yaşlarda gelişecek muhtemel aşağılık kompleksinin bilin­cinde olarak, destekleyici, olumlu ve sevgi dolu kelimeler kullanmalıyız

Tedavi, kişinin aşağılık kompleksi olduğunu fark et­mesinden sonra başlayacaktır, durumunu kabul etmediği sürece çözüm bulunamaz. Sonrasında terapiler, özgüven çalışmaları ve öz farkındalık gelişimiyle kişi, kendini kı­yaslamadan, potansiyelini keşfetmeye başlar. Kişi, kimse­nin mükemmel olmadığını, herkesin artılarının ve eksi­lerinin olduğunu kabul ederek sorunlarına çözüm bulur. Eksilere odaklanmak yerine artıları ön plana çıkarmanın ve geliştirmenin çözüme etkisi olacaktır.

Kişi tedavi sürecinde küçük hedefler koymalı, her he­defi başardığında kendine olan güvenini biraz daha geliş­tirmelidir. Özgüven arttıkça aşağılık kompleksine sebep olacak kıyaslamalar ortadan kaybolacaktır. Özgüven ile kompleks bir arada barınamaz. Tedavi sürecinde aile ve çevre desteği önemlidir. Arkadaşlar, aile ve çevre kişinin psikolojik gelişimine yardımcı olacak şekilde davranmalı­dır. Bazı durumlarda ise tedavi için uzman kontrolünde psikolojik terapi gerekebilir.

Read More
  • 1
  • …
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
Bu bağlantılardan Dr. Turhan Gülaş hakkında daha fazlasını keşfedin ve bizimle iletişime geçin. Düzenli güncellemeler için hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hızlı Erişim

Dr. Turhan Güldaş Hakkında
Kişisel Gelişim
TV Media
Basında

Bizi Takip Edin

Instagram
Facebook
YouTube

Copyright © 2025 Dr. Turhan GÜLDAŞ. All Rights Reserved

Yaşam Sihirbazı

back to top
@dr.turhanguldas
13.01.2026 günün mantrası. #mantra #kişiselge 13.01.2026 günün mantrası.

#mantra #kişiselgelişim #pozitifdüşünce 
#bugündahamükemmelbiziyaratıyoruz
12.01.2026 günün mantrası. #mantra #kişiselge 12.01.2026 günün mantrası.

#mantra #kişiselgelişim #pozitifdüşünce 
#bugündahamükemmelbiziyaratıyoruz
“Parayı Sen Yaratırsın” kitabını okudukta “Parayı Sen Yaratırsın” kitabını okuduktan sonra para benden kaçmıyor, ben kendimden kaçıyormuşum diyeceksiniz!

#parayısenyaratırsın
Bir tane de sen ekle💃😊 Bir tane de sen ekle💃😊
Mantra ne kadar sürede etkisini gösterir diye so Mantra ne kadar sürede etkisini gösterir diye soranlar burada mı? 🙋‍♀️👋
Aşırı düşünmeyi bırakmak kontrol etmekle ol Aşırı düşünmeyi bırakmak
kontrol etmekle olmaz.
Cevap vermemekle olur.
🎧 Videonun sonunda hissedeceksin.

#overthinking
Merhabalar, hepinize iyi yıllar diliyorum herşey Merhabalar, hepinize iyi yıllar diliyorum herşey gönlünüzce olsun 🌸
Mantra yazmaya başlamadan önce nasıldın, başladıktan sonra sende ne değişti?
Deneyimlerinizi bizimle yorumlarda paylaşır mısınız?
Yazacaklarınız hem bana, hem size hem de yeni başlayanlara motivasyon kaynağı olacak.
Her yeni gün, yeni bir başlangıç☀️ Bugün Her yeni gün, yeni bir başlangıç☀️
Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.
Yeni bir yıl, yeni umutlar… 2026 hepimize sağl Yeni bir yıl, yeni umutlar…
2026 hepimize sağlık, huzur ve güzel başlangıçlar getirsin.
İyi ki varsınız 🤍✨
Yeni yılın herkese güzellikler getirmesi dileğ Yeni yılın herkese güzellikler getirmesi dileğiyle! 

2026’dan bir dileğin varsa, yoruma bırak 👇

#2026 #yeniyıl
Alarm çaldı.
Bahane mi, rutin mi?
Turhan Güldaş rutiniyle güne 1–0 önde başla. ⏰

#motivasyon
2026’da seni ne bekliyor? Ekranı durdur, çıka 2026’da seni ne bekliyor?
Ekranı durdur, çıkan kelimeyi yorumda bizimle paylaş😎

#2026
Instagram'da takip et