Gemileri yakın diyerek hayatınızda geri dönüşsüz bir adım atmanın, kararlılıkla hedefe yürümenin ve değişime cesaret etmenin yollarını keşfedin.
Bazen dönüş şansınızın olmaması kötü bir şey değildir, yeter ki fırsatlar sizi motive etsin… Gemileri yaktığınız zaman artık tek şansınız vardır; ya kaybet ya da kazan!
İspanyol kaşif Hernán Cortés 1519 yılında Meksika kıyılarına ayak bastığında, ordusunun o toprakları İspanya için fethetmesini istiyordu. Şartlar çok zordu, içlere doğru ilerlerken sürekli olumsuz şartlarla, bitmek bilmeyen hastalıklarla karşılaştı. Askerleri pes edip ülkelerine dönmek için fikir ayrılıklarına düştüğü sırada yaverine şunu söyledi: “Gidip şimdi gemileri yakmanı istiyorum.” Böylece, askerlerine Meksika kıyılarını fethetmek dışında başka bir şans bırakmadı. Başarılı olmak istiyorsak, gemileri yakmamız lazım! Gerçekten başarıya ulaşmak istiyorsak, var gücümüzle tek yönde ilerlememiz gerekir. Dönüşümüz yoksa tek seçeneğimiz başarılı olmaksa, o zaman var gücümüzle başarılı olmak için çalışmalıyız. Peki, gemileri nasıl yakarız?
Zihninizi Şartlayın!
Diyelim ki bir hedef koyduk; ideal kilomuza ulaşacağız! “Ben ideal kiloma ulaşacağım, hedefim ideal bedenime ulaşmak!” gibi cümlelerle bunu her yerde dillendirin ki başaramazsanız mahcup olasınız. İşte gemileri yaktınız, artık söylediniz bir kere. Bu ve buna benzer söylemler ile hem motive olursunuz hem zihninizi şartlarsınız hem de gemileri yakarsınız.
Kendi başımdan geçmiş bir olayı anlatayım; 80’li yılların sonunda ticarette başarısız bir dönem geçirdim ve kelimenin tam anlamıyla battım. Kendi paramı kaybetmekle kalmadım, sağa sola da borçlanmış durumdaydım ve artık dönüşüm yok diye düşündüm. Akrabalarım Fransa’ya gidebileceğimi söylediler. Tek kurtuluşum orada çalışıp borçlarımı ödeyip ondan sonra rahatlamaktı. Gideceğiz fakat paramız yetmiyordu. Zar zor bulduğumuz uçak parası bizi Fransa’ya kadar götürmüyordu bile. Avusturya’ya kadar uçak ile sonra Fransa’ya kadar da tren yolu ile gittik. Bizi tren garından akrabalar almasa gideceğimiz adrese taksiyle bile gidemiyorduk. O an başımıza gelen bu olumsuz olaylarda büyük resme baktığımda fark ettim ki aslında bunlar beni arzularıma yönlendirmişti; farklı dünya kültürlerinin peşine düşmek…
Kriz Fırsata Dönüştü
Olumsuz koşullar sayesinde farklı bir kültürü deneyimleme, yeni bir dil öğrenme ve mesleğimde ilerlememi sağlayacak eğitimleri alma fırsatı yakalamıştım. Hayatımdaki kriz çok büyük bir fırsata dönüşmüştü. Fransa’da çok zor şartlar ile karşılaştım ama yılmadım.
Yeniden öğrenci oldum, yeniden üniversiteye gittim, Sorbonne’da Fransız Dili ve Edebiyatı eğitimi aldım. Yabancı dil öğrendim, kendi mesleğimi geliştirdim. Bu arada benim aşkım olan kişisel gelişimle ilgili hazinenin içine düştüm. O zaman Türkiye’de kişisel gelişim çok bilinmiyordu. 80’li yılların sonlarında Fransa bu konuda en iyi dönemlerini yaşıyordu. Her yerde kurslar vardı; yoga, meditasyon, yaratıcı imgeleme, mantra nasıl yazılır…
Eğitimler veriliyordu ve yüzlerce kitap yayınlanıyordu. Özetle, hayatımı değiştiren bir hazinenin içine düşmüştüm. Ama eğer ben gemileri yakmasaydım ve krizi bir fırsat olarak görmeseydim, normal şartlarda bir hafta sonra Türkiye’ye dönebilirdim. İşte böyle bir durumda savaşıyorsun, başarılı olmak için elinden gelen her şeyi yapıyorsun.
