logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
Genel

Kategori: Genel

turhan-guldas-kisisel-gelisim-gunluk-tutmak
Genel
Şubat 9, 2026by turhanguldas

‘An’da Yaşamak

‘An’da Yaşamak

Anın içinde olmak, anda yaşamak aslında şöyle tanımlanabilir: Kendinin farkında olmak, diğer insanların farkında olmak, çevrenin, olayların farkında olmak, her şeyin farkında olmak… Farkında olmanın tek yolu; herkes yürürken, hayat devam ederken, her şey akarken durup analiz etmektir.

Yarını kim yapıyor? Biz yapıyoruz. Ne zaman yapıyoruz? Şimdi yapıyoruz. Seçimlerimiz, düşüncelerimiz, karakterimiz her an geleceğimizi inşa ediyor. O yüzden anda yaşamak, mutluluğun ve başarının anahtarıdır.

Geçmişe takılmış bir insan sürekli yaşadığı negatif şeyleri düşünür. Bu düşünceler de onun ayağında gün geçtikçe bir prangaya dönüşür. Veya sadece gelecekte yaşayan bir insanı düşünelim. Şunu yapacağım, bunu yapacağım diyerek her şeyi erteler. Şimdi gerekli olanları yapmazsan, gerekli yolu almaya çalışmazsan oraya varamazsın ki. Sen şimdi burada olacaksın, yarın için gerekli olan adımları atacaksın ki o yarına varabilesin. Yerinde durarak ilerleyemezsin, yarına varamazsın.

AKLINIZDA DERSLER KALMALI

Başarının, iyi bir yaşam sürmenin, insanlarla daha iyi iletişim kurmanın, mutlu olmanın sırrı anda yaşamaktır. Geçmişte yaşayanlar çoğu zaman mutsuzdur. Çünkü geçmişte yaşadığı olayları özellikle olumsuzları, devamlı kafasında kurup, hayalinde tekrar tekrar canlandırıp bugünü kaçırıyordur. Geçmişteki bir olayı tekrar tekrar zihnimizde canlandırdığımız zaman, beyin sadece olayı hatırlatmakla kalmaz, o andaki duyguları da hissettirir. Hissettiğiniz olumsuz duyguların etkisinde bedene aynı hormonları salgılar. Siz geçmişte korktuğunuz bir olayı hatırladığınız zaman kalp atışınız hızlanır, vücudunuzda adrenalin yükselir. Tekrar tekrar aynı etkileri bedeninize de yaşatmış olursunuz. Hücrelerinize kadar aynı olaylar tekrarlanmış olur. Hem mental olarak hem de fiziken defalarca mutsuz olursunuz. Geçmişte yaşadığınız olumlu bir olayı devamlı hatırlamak bazen iyidir, bazen de değildir. Eskiden çok zengindim ama şimdi değilim ya da eskiden çok mutlu bir ilişkim vardı ama şimdi yalnızım diye düşünmeniz de hiçbir işe yaramayacak ve sizi mutsuz edecektir. Geçmişteki olaylardan ister olumlu olsun ister olumsuz, dersinizi alıp, gerisini öylece bırakmalısınız. Geçmişle ilgili aklınızda sadece aldığınız dersler kalmalı.

‘Bana fark etmez’ modundaki karakter geçmişteki olaylara takılmaz. Ne zaman aklına gelse relaks modda kalır. Kendi içinde tekrar tekrar yaşamadan, hatıraları sakince aklından gönderir. Her zaman aldığı dersleri hatırlar. Geçmişin, bugünü ve yarını zedelemesine, olumsuz etki etmesine izin vermez.

BUGÜNÜ HARCAYANLARDAN OLMAYIN

Geçmişle yaşayanlardan başka bir de gelecek kaygısı ile bugünü harcayanlar var. Gelecekten korkanlar, her an korkarak yaşarlar. Pesimist düşüncelerle bugün yaşananları değerlendiremeden yarın ne olacağını kafaya takarlar. Ya şöyle olursa, ya böyle olursa diye endişelenip bugünlerini mahvederler. Pesimist yapıdaki insan geleceğin belirsiz olduğunu ve hep kötü şeyler getireceğini düşünür. Bu kanısını hayatındaki her şeye projekte eder. Gelecekten asla iyi bir şey beklemez. Bir adım sonrasından kuşku duyar. Şu an ekonomi iyi ama ya ileriki günlerde kötü olursa… Şu an ilişkim iyi ama ya beni aldatırsa ve mutsuz olursam… Arkadaşımla aram çok iyi ama ya bana kazık atarsa… Bu düşünceler özgüvenini de zedeler, bugün yapması gerekenleri de yapamaz en önemlisi de bugün mutlu olamaz. Gelecek kaygısı, kimseyi bugün de mutlu etmez.

Hâlbuki ‘bana fark etmez’ modunda olan bir karakter geleceğin belirsizliğini iyi yönde yorumlar. Gelecekten hep iyi şeyler bekler. Umut doludur. Asla geleceğin getireceği güzel şeylerden kendisini mahrum etmek istemez ve fırsatlara açık olmak için her zaman uyanık ve farkında olur. Dünün yaşanmışlığı, bugünün getirdiği, geleceğin verecekleri onu her zaman heyecanlandırır ve mutlu eder. Geleceğini düşündükçe içinde hep bir neşe olur.

‘Bana fark etmez’ modundaki bir karakter geleceğiyle ilgili bir adım atması gerektiğinde ne pesimist bir tavırla yaklaşır ne de toz pembe gerçek dışı hayaller kurar. Geleceğine karşı her zaman gerçekçi tahminlerde bulunur ve ona göre hedefler koyar. Gelecekten beklentisi de objektif ve gerçekçi olur. Gelecek kaygısı olmaz çünkü kendisine güveni tamdır. “Eğer bir sorun olursa da daha önce nasıl çözdüysem yine çözerim, bana fark etmez” der.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-sakin-olan-kazanir
Genel
Şubat 2, 2026by turhanguldas

Günlük Tutun, Farkı Görün

Günlük Tutun, Farkı Görün

Kişisel gelişim yöntemleriyle insan kendi kendini teda­vi edebilir, içine attığı zehri azaltabilir, olumlu düşünce­ler ekebilir, hastalıklardan bile kurtulabilir. Hastalıkların yüzde 90’ını beyin üretir. Eğer biz beynimize güzel şeyler ekersek o zaman biz daha sağlıklı bir hayata, kişiliğe ve bedene kavuşuruz. Tabii ki bu yöntemler üç günde sonuç vermez.

İlk günden itibaren yavaş yavaş etkilerini görme­ye başlarız ama tam etki için en az üç-dört hafta geçmesi gerekir. Bu süreç sonunda artık hayatımızda ciddi karar­lar aldığımızı ve bunlarla ilgili ciddi etkiler olduğunu gö­rürüz. Bu gelişimi gözlemlemek için en güzel uygulama “not almak”tır.

YENİ DEFTER, YENİ HAYAT!

Her yeni konuyla ilgili kendinize yeni bir defter açın. Programa başladığınız ilk gün, ilk sayfaya, konuyla ilgi­li şöyle düşünüyorum, bunları yapıyorum, şu kadar saat uyuyorum gibi notlar alın. Diyelim ki bedeninizle ilgili değiştirmek istediğiniz taraflar var. Defterinize, ben … ki­loyum, günde … dakika yürüyorum, haftada … kez spor yapıyorum, aldığım besinlere dikkat ediyorum, ekmek yemiyorum… gibi notlar alın.

Hiçbir şeyi atlamadan, her gün, bütün gelişmeleri detaylı bir şekilde yazarak kendi­nizi takip ederseniz, bir ayın sonunda geldiğiniz noktanın başlangıçtaki noktadan kesinlikle çok ileride olduğunu gö­receksiniz. Çünkü birçok insan başlangıç günlerini unu­tur. Yakın geçmişi bile çok çabuk unutuyoruz. Geçmişi unutmak iyidir, kafaya takmamak iyidir ama gelişimimizi izlemekte fayda vardır. Gelişimi gözlemlemek ve gelinen noktayı anlayabilmek için günlük tutmak çok faydalıdır.

KENDİNİZİN PSİKOLOĞU OLURSUNUZ

Günlük tutmak hayatınızdaki diğer gelişmeleri gör­mek için de önemlidir. Gözlemleriniz sayesinde kendi kendinizin psikoloğu olursunuz. Nasıl ki bir psikolog sorunlarınızı açığa çıkartmak için geçmişinizle ilgili soru­lar sorar ve elde ettiği cevaplarla olumlu telkinlerle fark­lı düşünmenizi sağlar. Günlük tutmak ya da düzenli not almak da aynı etkiyi gösterir. Hatta daha da fazlasını… Çünkü psikolog ile bir saat birlikteyken, kendinizle 24 saat berabersiniz. Muhteşem bir şey!

İşte buradaki sır, kendi kendinizin psikoloğu olmak; kendi içinizdeki blokajları, olumsuz düşünceleri atmak, kendinize doğru ve ideal bir yol çizmektir.

 

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-sakin-olan-kazanir
Genel
Ocak 26, 2026by turhanguldas

Sakin Olan Kazanır

Sakin Olan Kazanır

‘Bana fark etmez’ modundaki insan vurdumduymaz değildir. Çözüm üretebilecek bir ruh hâlindedir. “Bir şişe düştü kırıldı. Dünyanın sonu değil. Bu durumda yapacak bir şey yok. Bu duruma da çözüm üretiriz. Bu sorunları çözerim, birlikte çözeriz, merak etme, rahat ol” der.

Bir kişi sinirli ise, her durumda tansiyonu yükseltiyor ise, problem çözme yeteneği yoktur. Kafasında sisler vardır. O bulanık, tansiyonu yüksek pozisyonda çözüm üretebilmek, sorunları aşabilmek mümkün değildir. Kesinlikle çözüm yolunu bulamaz.

ORTAK BİR YOL BULUR

‘Bana fark etmez’ modundaki insan hayat tecrübesi olan bir kişidir. Bir sorun olduğunda, kavga etmeden konuşur, çözmek için ortak bir yol bulur. Hiçbir zaman sorundan kaçmaz. Böyle davranan kişi özgüveni olan kişidir. Kendisine güvenen, çözüm üretebilen kişidir.

‘Bana fark etmez’ modu ilişkilerdeki sorunları halının altına süpürmek değildir. Aksine sakin bir şekilde yüzleşip yanlış anlamaları çözebilen bir moddur. Bu ruh hâlindeki insan iletişim kurabildiği için, rahatlıkla tartışabildiği için kesinlikle karşısındaki kişiyi de ikna edebilir. Karşısındakini sakin bir ruh hâliyle dinler. Sorunlar bazen karşımızdakini dinlememekten kaynaklanır. Dinlemenin, sorunları çözmek için iyi bir yol olduğunu bilir.

ANLAMAYA ÇALIŞIR

Egolu insan haklıya hakkını teslim etmez. Çünkü o zaman egosunu ayaklar altına almış olur. Böyle davranmaya cesaret edemez. Haksız olduğu durumlarda bile devam eder ve sonuna kadar ısrar eder. Bunu fark etse bile geri dönmez. Gergin durumlarda karşısındaki kişiye nasıl acı verebilir, hangi kelimelerle onu nasıl incitebilir, yarasına nasıl tuz basar derdine düştüğü için kulaklarını kapatır, onu hiç dinlemez. Karşısındaki doğru şeyler söylese dahi egosuna yenik düşer.

‘Bana fark etmez’ modundaki bir karakter için önemli olan karşısındaki insanın ne demek istediğini anlamaktır. Empatiyle yaklaşarak olayları ve insanları anlamaya çalışır. Kendi kişiliğinden, tarzından ödün vermeden konuları değerlendirir. Hatanın kendisinde olduğu ya da haksız olduğu durumlarda, hatasını kabul eder. Karşısındakiyle inatlaşmadan, sakince hatasını telafi etmeye çalışır. Bu karakterdeki insanlar her zaman her türlü durumda karşısındaki insanla anlaşmanın bir yolunu bulduğu için ilişkilerinde huzurludur.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-mutluluk-herkesin-hakki
Genel
Ocak 19, 2026by turhanguldas

MUTLULUK HERKESİN HAKKI

MUTLULUK HERKESİN HAKKI

Mutluluk herkesin hakkıdır. Eğer mutsuzsanız aynanın karşısına geçip ilk olarak, “Ben neden mutsuzum? Hangi bakış açısıyla baktığım için mutsuzum? Hangi hatalı tercih­lerde bulunduğum için mutsuzum? O tercihleri yaparken neden hata yaptım?” diye kendinize sormanız lazım. Mut­suz olduğunuzda kimseyi suçlamayın. Mutsuzluğunuzun sebebini dışarıda aramayın. Kendi içinize dönün. Mutluluk bir seçimse, neleri tercih edeceğinizi kendi içinizdeki cevap­larda bulmalısınız.

“Ayşe benim arkamdan iş çevirdi, işimden oldum. O yüz­den şimdiki mutsuzluğumun sebebi odur” dediğiniz an mutlu olmanıza imkân yoktur. Çünkü Ayşe’ye müdahale edemezsiniz, Ayşe’yi değiştiremezsiniz. Ama kendinizi de­ğiştirebilirsiniz. “Ben neden Ayşe’nin yaptıklarını fark ede­medim? Nasıl onun arkamdan iş çevirdiğini anlayamadım? Ben Ayşe’yi neden tanıyamadım?” diye sorarsanız bir çö­züm bulma ve tekrar mutlu olma şansınız olur. Bu demek değildir ki kendinizi suçlayın.

Sadece kötü olaylardan nasıl ders alacağınızı öğrenin. Eğer ba­şınıza gelen bu kötü olaydan ders almazsanız, iki gün sonra da Fatma sizi kandıracaktır. Kendinize kızmadan, kendinizi yargılamadan, nerede hata yaptığınızı anlayın. Kötü olaylar­dan ders aldıkça güçlenirsiniz. Güçlendikçe bir daha aynı kötü olayları yaşamazsınız ve aynı şekilde mutsuz olmazsı­nız. ‘Bana fark etmez’ modundaki karakter kötü olaylardan sadece ders çıkarır. Olaylara takılıp mutluluk yolunda iler­lemekten vazgeçmez.

Her zaman, “Ben başıma gelen bu kötü olaydan ders aldım, ilerlemek için, yükselmek için evrenin bana gönderdiği bu dersi an­ladım, kabul ettim. Ben bu dersi hayatıma tecrübe olarak katacağım. Ve bu tecrübe sayesinde kendime daha güzel bir dünya yaratacağım” der.  

YENİ NESİL, AYDINLIĞIN MÜJDELEYİCİSİ

Bazı insanlar kendilerini günlük olaylara fazla kaptı­rıyorlar. Her şeyin kötü olacağına dair bir inançla gelecek kaygısını had safhada yaşıyorlar. İnsanlar arasındaki yaygın bu negatif tutumları, doğum öncesi sancılara benzetiyorum. Dünya, gecenin karanlığını yaşıyor olabilir. Ama çok zeki bir neslin geldiğini de gözden kaçırmamak lazım. Ve bu gençler çok pozitif bir tutumdalar. Bence bu nesil yarınla­rımızın çok daha aydınlık olacağının şifresi, müjdeleyicisi şimdiden.

İnsanlar dibe vurduklarında en gerçekçi analizleri ya­pıp en doğru kararları alırlar. Toplumlar da dibe vurdukça çok daha iyi düzenler kurabileceklerdir. Çok daha mutlu olacaklar. İnsanlar umduklarından daha büyük sıçramalar göstereceklerdir. Yeni çağların başlangıçları böyle dönemle­re denk gelmektedir. Bize daha 50 yıl önce cep telefonlarını anlatsalardı inanamazdık. Ama şimdiki nesil için bu tekno­lojiler çocuk oyuncağı gibi. Bu çocukların yaratacağı dün­yayı bir düşünün. Biz şu anda onu hayal bile edemiyoruz. Biz sadece geçmişteki tecrübelerimizden oluşan bir gelecek hayal edebiliyoruz. Ama yeni nesil, bizden daha çok imkâ­na sahip bir geçmiş gördü. O yüzden bizden de daha farklı, daha ileri bir gelecek hayal edebiliyorlar. Bizim neslin dibe vuruşu, yeni neslin aydınlığıyla sıçrayacak. Biraz sabırlı ol­mak lazım. Biraz daha sakin…

Daha paylaşımcı, daha adil, herkesin birbiriyle empati yaparak mutlu olacağı bir düzen kurulacağına inanıyorum. Hiçbir zaman devamlı gece olmamıştır. Gece olduğu gibi gündüz de vardır. Biz hem ülkemizde hem de dünyada bir gece döneminden geçiyoruz. Ama gündüz kesinlikle olacak. Ve güneş ışınlarının sıcaklığını hissediyorum, kendisini he­nüz göremesem bile. Evrende bizim için yaratılan ışığı, ço­cuklarımızın, yeni nesillerin zihninde, beyninde şimdiden fark ediyorum. Çocuklarımız bizim yaşadığımız dünyadan çok çok güzel bir dünya yaratacaklar, bunu biliyorum.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-reddedilme-korkusu
Genel
Ocak 12, 2026by turhanguldas

Reddedilme Korkusu Nasıl Aşılır

Reddedilme Korkusu Nasıl Aşılır

Reddedilme korkusu yüzünden baştan kaybederiz. Nasılsa reddedilirim düşüncesiyle daha hiç denemeden, isteklerimizden vazgeçeriz. Reddedilme korkusu özgüven eksikliğinden kaynaklanır. Her korkunun arkasında bir güvensizlik hissi vardır. Kendine güvenmemek, hayata güvenmemek korku yaratır. Reddedilme korkunuzu da aşmak için tek ihtiyacınız olan şey özgüvendir.

Reddedilme korkusu olan bir insan istediği işe başvuramaz, hoşlandığı bir insana yaklaşamaz… Yani adım atamaz. Nasılsa reddedileceğim düşüncesiyle en baştan kaybeder. Ya reddedilmezse? Bunu hiç düşünemez bile. Reddedilmediği zaman yaşayacağı mutluluğu elde edeceği başarıyı hesaplamadan sadece reddedilmeye odaklanır. Reddedildiğinde yaşayacağı hayal kırıklığına odaklanır. Utanç duygusu, mutlu olma ihtimalini elinden alır.

Kendinize Şans Verin

Denesek ne kaybederiz? Zaten denemediğimiz için kaybetmiş olmuyor muyuz? Bu durumdan daha kötüsü yok ki zaten. Denediğimiz takdirde en kötü senaryo ne? Kaybetmek. Birinci seçenekteki sonuca ulaşırız. Deneyip kaybettiğiniz zaman en azından ben elimden geleni yaptım dersiniz. Hiç denememek sizin kendinize hiç şans vermemeniz demektir. Reddedilme korkusunu aşmak için kendinize şans verin.

Dış görünüşüyle değerlendirip, yaklaşmaktan çekindiğimiz kişinin hayata bakış açısı beki bizimki ile uyuşuyordur. Hayata karşı tavrı, duruşu hiç beklemediğimiz bir tarzda olabilir. O kişi ile ilgili yarattığınız imaj ya da kişiden size yansıyan imaj yanıltıcı olabilir. Bazı insanlar çok soğuk durabilir ama yakınlaştıkça aslında ne kadar sıcakkanlı, sempatik bir insan olduğunu görüp şaşırabilirsiniz. İşi gereği çok bilgili, entelektüeldir, benim gibi biriyle konuşmaz. Bana cevap bile vermez diye düşündüğünüz kişiyle ortak noktalar bulup saatlerce sohbet edebilirsiniz. İnsanların dış görünüşlerine aldanıp yargılamayın. İnsanları tanımak için çaba gösterin. Bu çaba size olumlu sonuçlar verecektir.

Dünyanın Sonu Değil!

Rahat olduğunuz zaman ‘bana fark etmez’ dediğiniz zaman, en kötü ihtimalle reddedilirim diye düşünüp denemekten vazgeçmezsiniz. En kötü ihtimalle reddedilirsiniz ve dünyanın sonu değildir. Hemen başka bir şey denersiniz, başka seçeneklere yönelirsiniz. Aklınızda “Deneseydim ne olurdu?” gibi zihninizi devamlı kurcalayan kuşkular kalmamış olur.

Her başvurunuzda, her iş görüşmenizde işe girmeniz mümkün değildir ya da her hoşlandığınız insanın size “evet” demesi… Böyle düşündüğünüz zaman daha rahat adım atarsınız. Siz de herkesin her istediğini her zaman kabul edemezsiniz, siz de reddetmek zorunda kalabilirsiniz. Reddedilmenin de reddetmenin de çok doğal bir şey olduğunu kabul etmeniz gerekir. Her zaman kendinizden pay biçin. Sizden her hoşlanandan hoşlanmanız ya da her iş isteyene iş vermeniz mümkün mü? Aynı şekilde karşı taraf da her şeye “evet” diyemez. Reddetmek ve reddedilmek çok doğaldır.

Eleştirilere Açık Olun

Satış işlerinde başarılı olan kişiler her zaman reddedilmenin doğal olduğunu düşündükleri için başarılıdırlar. Ürünlerini müşteriye sunduklarında her müşterinin kabul etmeyeceğini bilirler. On kişiyle görüşme yaparlarsa beş altı kişiye ürünlerini satabilirler. “Bu müşteri beni reddetti ya diğeri de reddederse?”, “Ya bu müşteri satın almazsa beni reddederse?” demezler. Zaten müşteri onu değil ürünü reddediyor. Bunun farkında olur. Ürünlerini satmak için en uygun müşteri kitlesini araştırmaya, pazarın özellikle hangi alanlarda yoğun olduğuna bakıp sistemli bir program yapabilir. Ürünü reddedenlere değil, alabilecek kitleye ulaşmaya çalışır. Reddedilmeye takılmaz. “Bu müşterilere satamadım, satabileceğim müşterilere yoğunlaşmalıyım.” diye düşünüp çalışmaya devam eder, vazgeçmez.

Reddedilme korkusunu aşabilmeniz için özgüvenli, eleştirilere açık bir insan olmalısınız. Kaygılarınız olmaz, çünkü herkesin reddedilebileceğini bilecek kadar olgun bir karakteriniz olur. Attığınız adımlardan, aldığınız olumsuz karşılıklardan utanç duymazsınız. “Ben çaba gösterdim en azından denedim, yine de denemeye devam edeceğim, bana fark etmez.” dersiniz.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-dost-edinme
Genel
Ocak 5, 2026by turhanguldas

Dost Edinme Kaygısı Yalnızlığa Sürükleyebilir

Dost Edinme Kaygısı Yalnızlığa Sürükleyebilir

Bir insanın dostlarının olması çok güzel bir şeydir. İnsan, mutluluğunu da mutsuzluğunu da paylaşabileceği, her konuda güvenebileceği bir dostu ya da dostları olsun ister. İnsan sosyal bir varlıktır. Sağlıklı bir insanın sosyal ve çevresiyle iletişim hâlinde olması gerekir. Kendisiyle ve çevresiyle barışık bir iletişimde kalarak insanlarla hayatını paylaşması kadar normal bir ihtiyaç yoktur.

Dost kazanmak için özverili, paylaşımcı, dürüst, sevgi dolu olmamız gerekir. Dostluk bu kavramları karşılıklı yaşadığımız durumlarda gerçekleşen bir ilişki türüdür. Dost olmak için her iki tarafın da birbirine karşı aynı tutumlarda olması önemlidir.

İnsanları Kendinizden İtmeyin

Dost kazanmak için aşırı çabaya girmek sizi yalnız bırakır. “Çevremde insanlar olsun, ben yalnız kalmayayım. Yalnız kalmaktan korkuyorum.” düşünceleriyle dost edinemezsiniz. Yalnız kalmayın diye kimse sizinle dost ya da arkadaş olmak istemez. Yalnızlığınızı gidermek için sosyalleşmeye, arkadaş/dost edinmeye çalıştığınızda zayıf ve kendine güvensiz bir imaj yaratırsınız. Yarattığınız bu imaj hiç çekici değildir. İnsanları kendinizden itersiniz.

Her tanıdığı insanla samimi olan, en özel durumlarını anlatan, gereğinden fazla samimi olan insanlar kolay kolay dost sahibi olamazlar. Dostluk hemen herkesle kurulabilen bir ilişki değildir. Zaman ister, emek ister en önemlisi de karşılıklı güven ister. Siz, önüne gelen tanıdığı herkesle samimi olursanız kolay kolay kimse sizi ciddiye almaz ve size güvenmez. Çok fazla tanıdığınız, geniş bir çevreniz olabilir ama güveneceğiniz dostlarınız olmaz. Genelde çevrenizde sizi kullanmaya çalışan, hatta arkanızdan sizinle dalga geçen insanlarla sağlıksız ilişkiler yaşarsınız.

Sabırlı ve Soğukkanlı Olun

Dost edinmek için sabırlı ve soğukkanlı olmak lazım. Karşınızdaki insanı iyice ölçüp tartmanız gerekir. Ama siz “Yalnız kalmayım, yeter ki hayatımda birisi olsun” diye düşünürseniz dost kazanmak için de sabırsız olursunuz. Sırf arkadaşı olsun diye gereksiz ve abartılı bir şekilde çevresine eli açık davranan insanları görürsünüz. Her yerde hesabı onlar öder. Devamlı çevresindekilere bir şeyler ısmarlar… Sanki bunları yapmazsa kimse onunla arkadaş olmayı istemeyecekmiş gibi hisseder. Değerli olmak için abartılı davranışlarda bulunur.

Kendini geliştiren insan, arkadaş ya da dost edinmek için acele etmez. Önce kendisiyle barışıktır ve yalnız kalmaktan da korkmaz. Arkadaşlarını, dostlarını özenle seçer. Herkesle her şeyi paylaşmaz. Kim dostu kim dostu değil iyi gözlemleyebilir. Arkadaş edinmek için gereksiz ve abartılı davranışlarda bulunmaz. Birisi onunla arkadaş olacaksa gerçekten ona değer verdiği için onunla arkadaş olmasını ister.

Dost kazanmak için en önemli şart insanları dinlemektir. Karşınızdaki konuşurken onu dinleyin. Karşınızdakinin nasıl biri olduğunu, neleri sevdiğini, ortak noktalarınızı anlayabilmeniz için dinlemeniz gerekir. Dinlemek karşınızdakini anlamanızı sağlar. Düşüncelerini, duygularını anlamadığınız bir insanla dost da olamazsınız. İnsanlar çoğu zaman birbirini dinlemiyor. Unutmayın; değer verildiğini gören kişi sizin dostunuz olmak ister ve bundan da mutlu olur.

Dost edinme kaygısı olan insanlar dost edinemezler. Çünkü devamlı bir çaba içindedirler. Kendilerini sevdirmek için gülünç duruma düşecek çaresiz hareketler yaparlar. Kim benim dostum olur diye çabaya ve arayışa girmeden önce siz iyi bir dost olabilecek bir insan olun.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-çocuklarin-hayal-kurmasi
Genel
Aralık 29, 2025by turhanguldas

Bırakınız, Hayal Kursunlar!

Bırakınız, Hayal Kursunlar!

Çocuğunuzun beyin gelişiminin ideal bir şekilde oluşmasını istiyorsanız, çocuğunuza hayal kurma yeteneği kazandırın. Doğumundan itibaren anlatacağınız hikayeler, masallar, vereceğiniz örnek ve tanımlamalar ile çocuğun hayal dünyasını geliştirebilirsiniz. Bugün yaşadığımız dünyada gördüğünüz her şey bir hayal olarak başlamıştır. Yaşadığınız evi düşünün. Bu ev önce bir mimarın kafasında şekillenir. Ondan sonra o kağıda dökülür. Sonra gerekli malzemeler alınır. Ve en sonunda o ev inşa edilir. Ve belli bir zaman sonra o ev ortaya çıkar.

Her şeyin başlangıcı hayal etmeye dayanır. Dolayısıyla çocuklarda hayal gücünü artıracak, hayal kurmayı hızlandıracak, onu bir alışkanlık haline getirecek bir eğitim vermemiz gerekecek. Küçük yaşlardan itibaren çocuklara bu yönde eğitim vermeyi başarırsanız farklı düşünen, farklı hayaller kurabilen, farklı projeler üretebilen, farklı bakabilen bir çocuk yaratırsınız. Bir nevi geleceğin süper çocuklarını yetiştirirsiniz.

Karar Vermek, Büyük Bir Yetenektir

Başarı için önemli faktörlerden biri, karar verme yeteneğini geliştirmektir. Hayal kuran insanlar yaratıcı olurlar. Hayal kurma yeteneği farkındalık sağlar ve doğru karar verme yeteneğini de beraberinde getirir. Böylelikle çocukken karar verme gücüne sahip olurlar. Böylece yetişkin olduklarında tereddüt etmeden ne yapacaklarını bilirler. Hedefleri ve amaçları uğrunda nasıl ve hangi yollardan ilerleyeceklerini bilirler, emin olurlar. Başarılı olmanın formülü de işte burada yatmaktadır.

Hayal kurmak insanların en büyük gücüdür. Başarılı insanlar, hayal kurarak hedeflerine ulaşmışlardır. Bunun için yaratıcı imgeleme tekniği, yani hayal gücü çok önemlidir. Evrende çekim gücü dediğimiz bir yasa vardır. Hayal edip düşünüyorsunuz ve ne düşünüyorsanız evrenden de onu kendinize çekiyorsunuz. Çocuklara küçük yaştan itibaren bu çekim gücünü öğretirsek, çocukların zihinsel gücü de açık olduğu için bunları da oyun gibi algılattırarak yaratıcılıklarını geliştirmiş oluruz.

Dar Kalıpların Dışına Çıkın

Siz de çocuklarınızın hayal gücünü geliştirici oyunlar bulabilirsiniz. Çocuğunuzla dışarı çıkın, gideceğiniz yeri hayal etmesini sağlayın ya da birlikte gözlerinizi kapatın ve hayalinizde bir oyun canlandırın. Detayları çocuğunuzla paylaşın, ardından o da paylaşsın…

Hayal olmazsa motivasyon olmaz. Hayal kuran insanlar, geniş ufuklarda, geniş amaçlarda gezer. Çocuğunuza, kendisine küçük küçük hedefler koymasını öğretin. Küçük küçük hedeflerden büyük hedeflere ulaşmasını sağlayabilirsiniz.

Çocukların büyük hedeflerini, anne-babanın dar kalıpları da sınırlayabilir. “Biz kazanamıyoruz” diyen ebeveynlerin çocukları da yerinde sayan çocuklar olur. Ancak hayal kurmayı öğretirken sınırlar koymayı da bilmelisiniz. Gerçek hayata hazırlıklı olmalılar. Hayalin sınırı yok ancak gerçek hayatta sınırlar vardır. Bunları bilmeli. Bilerek hedeflerini belirlemeli ve hayallerinin sınırlarını koyabilmeli…

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-imaj-hic-birseydir
Genel
Aralık 22, 2025by turhanguldas

İmaj Hiçbir Şeydir!

İmaj Hiçbir Şeydir!

Günümüz dünyasında imaj her şeymiş gibi gösteriliyor. Çok iyi bir imaj yaratmış olan bir insanı sonra yakından tanıdığınızda bir bakıyorsunuz içi boş, imajıyla alakasız bir insan… Yakından tanıdığınızda hüsran ve hayal kırıklığı…

Benim bir Amerika deneyimim oldu. İmaj konusunda dünyada üstlerine yoktur. Her şeyin çekim merkezi olmak tek hedefleridir. Ambalaj yapmak en büyük başarılarıdır. Mesela New York bir ambalaj benim gözümde. Güzel bir şehir ama o filmlerde abartıldığı gibi bir şehir değil. Anlatıldığı gibi hiç değil…

İnsanlar için de öyle. Dışarıdan gördüğümüz bazı insanlar mükemmel imajlar yaratıyorlar. Bir bakıyorsunuz iki kelime konuşuyor, ne kadar boş olduğunu hissediyorsunuz. Öyle bir dünya düzenine doğru gidiyoruz ki insanlar imaja gereğinden fazla değer veriyorlar. Sevilen, beğenilen insanlara benzemek için herkes kendine yakışıp yakışmadığına bakmadan boş imajlar peşine düşüyor. İnsanların çoğunluğu birbirine benzeyen tipler haline geliyorlar.

Kopya Hayatlar

Fabrikadan çıkmışçasına aynı tip insanlar her yerde… Moda diye herkes aynı şeyi yapmak zorunda değil. Siz kendinizle nasıl barışıksanız, aynaya baktığınızda “Ben böyle mutluyum.” diyebiliyorsanız ne mutlu size. Bazı imajlar resmen algı yönetimiyle dayatılıyor. “Herkes sakal bıraktı ben de bırakacağım, Kısa saç moda bütün ünlü kadınlar saçını kestirdi ben de kestireceğim…” gibi takıntılar bizi özümüzden, gerçek karakterimizden uzaklaştırır. Bizi başkalarını kopyalayan biri haline getirir. Biz, başkalarının takdir etmesine muhtaç hale geliriz. Diğerleri gibi görünme isteği bağımlılık haline gelir. Bazen toplum dışlamasın diye, fark etmeden kopya etmek zorunda kalırız. Bana fark etmez modu, kendinle barışık olmak, istediğin gibi olmak halidir. Takıntı olmaz.

Bedeniniz Sizindir

Fiziksel görünümde dayatılan imajlardan biri de beden ölçüleridir… Şu kiloda bu vücut şeklinde bu boyda olunmalı diye dayatmalar çoğalıyor. Beden ölçüleri o kadar önemli bir hale geliyor ki insanlar sağlığını hiçe sayarak diyet uyguluyorlar hatta operasyon geçiriyorlar. Bedeniniz sizindir. Onun nasıl olmasına siz karar verirsiniz. Eğer zayıflamak istiyorsanız bunu kendiniz istiyorsunuz diye en önemlisi sağlığınız için sağlıklı yollarla yapın. Ayrıca sadece beden ölçüleri önemli değildir. Bir taraftan da karakterinize özen göstermeniz gerekir. Kişisel gelişiminiz, insani değerleriniz de en az beden ölçüleriniz kadar önemlidir.

Bir imaj yaratacaksınız gerçekten sağlıklı ve sizi yansıtan bir imaj yaratın, en önemlisi özgün ve orjinal olun.  Ben ne kadar kendimim diye sorun. İmaj değil, sizin kendinizi bulmuş olmanız önemlidir.

Siz kendinizle barışık olun, siz kendinizin farkında olun. Kendinizi tanıyor musunuz, aynaya baktığınızda bu siz misiniz? Yoksa çevrenin yarattığı bir imaj mısınız? İmaj hayal gibi bir şeydir. Gerçek insanı veya nesneyi olayı yakından tanıdığımız zaman gerçek değerini veririz. Kendimize de ancak kendimizi yakından tanıdığımız zaman gerçek değerimizi verebiliriz.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-aceleetmek
Genel
Aralık 15, 2025by turhanguldas

Acele Etmek Yavaşlatır!

Acele Etmek Yavaşlatır!

‘Bana fark etmez’ modu zamanı doğru bir şekilde kullanmanızı sağlar. Relaks bir ruh durumunda olduğunuzda panikten ve karmaşadan uzak olursunuz. Zihniniz bulanık olmaz. Programlarınızı planlı bir şekilde düzenleyebilirsiniz. Takıntılarınızdan kurtulmuş olursunuz. Özgüveniniz sizi yapabilecekleriniz konusunda doğru yönlendirir ve ne zaman, nerede, hangi adımları atacağınızı bilirsiniz.

Kendine güvenen, kapasitesinin farkında bir insan, işlerini ne kadar sürede yapabileceğini bilir ve ona göre planlamasını yapar. En önemlisi ‘bana fark etmez’ modundaki bir insan sorumluluklarının farkındadır ve sorumluluklarını yerine getirebilmek için zamanını verimli bir şekilde kullanması gerektiğini bilir.

Panik Hataya Neden Olur

Ne kadar acele ederseniz işiniz o kadar uzar hatta aksiliklerle karşılaşırsınız. Zamanınız herhangi bir sebepten kısıtlı olabilir. Zaman yönetimi zaten kısıtlı zamanlar için söz konusudur. Geniş vaktiniz olduğunda zaman yönetimi yapmanıza gerek yoktur. Kısıtlı vakitte yapmanız gereken işler sizde stres yaratabilir. Olumlu bir stres, zamanı iyi değerlendirebilmek için güçlü bir motivasyon bile olabilir. Zamanınız kısıtlı diye acele etmeniz ise işinizi baltalayabilir. Panik bir halde alelacele iş yapmak hatayı da beraberinde getirir.

Hayatımda birkaç tane trafik kazam vardır. Hepsinde de ortak hatam, acelem olmasıydı. Gerçekten acele ediyordum. Acele etmem benim hiçbir işime yaramadı. Ne yetişmem gereken randevuma zamanında gidebildim ne de halletmem gereken işlerimi zamanında halledebildim. Geciktiğim yetmezmiş gibi üzerine başka sorunlarla uğraştım. Belki de beş dakika gecikeceğim yere beş saat geciktim. Sakin olsaydım, yetişebileceğim yerlere yetişebilirdim.

Acele ettiğiniz zaman yapabileceğiniz şeyleri bile yapamazsınız. Gözünüzün önündeki şeyi bile göremezsiniz. Aceleden eliniz ayağınız titrer, fiziken dengenizi bile sağlayamazsınız. Kan basıncınız bile değişir. Bu halde nasıl zaman yönetimi yapabilirsiniz ki? Ama ‘bana fark etmez’ modunda olduğunuz zaman soğukkanlılıkla en kritik durumları bile tersine çevirme imkânınız vardır. Kolaylıkla risk alabilirsiniz. Çünkü yapabileceklerinizden emin olursunuz.

Her Şey Kontrol Edilemez

Bir randevuya geç kalmak üzere misiniz? Sakince düşünür ne yapmanız gerektiğini bulursunuz. Belki arabanızı bırakıp metroyla geçersiniz. Sakin olduğunuz için yarattığınız çözümle hem kaza yapmazsınız hem de randevunuza yetişirsiniz. ‘Bana fark etmez’ modu size çözüm bulma yeteneği kazandırır. Aceleden ve panikten uzak, soğukkanlı bir şekilde en kısıtlı zamanlarda bile başarılı olursunuz.

Belki her şeyi kontrol edemezsiniz. Yetişebilirim sandığınız yere giderken sizinle alakasız aksilikler olur gidemezsiniz. Ya da sınav gününden önce hastalanabilirsiniz ve birkaç gün kaybedebilirsiniz. Bunlar sizin dışınızda olabilecek normal şeylerdir. Böyle durumlarda da relaks olmanız yani ‘bana fark etmez’ modunda olmanız önemlidir. Çünkü relaks olduğunuzda zihninizdeki gerginlik azalır. Berrak ve akıcı düşüncelere sahip olursunuz. Az zamanda nasıl çok iş yapacağınıza ya da işlerinizi nasıl yetiştireceğinize konsantre olursunuz. Elinizdeki süreyi sizin avantajınıza olacak şekilde değerlendirmek üzere yeni planlar yapabilirsiniz. Yeter ki soğukkanlı olarak kendinize güvenin.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-mutluluk
Genel
Aralık 8, 2025by turhanguldas

Mutluluk Bir Tercihtir

Mutluluk Bir Tercihtir

Karşınızda iki ekran hayal edin, yan yana durmuşlar, biri sağda diğeri solda… Sağdaki ekranda devamlı olumsuz haberler var. Her gün ekonominin kötü gittiğini, hayat şartlarının zorlaştığını, trafik kazalarının ve suç oranlarının arttığını, toplumun nasıl yozlaştığını, çevre kirliliğini vb. anlatıyor. Hiç aralıksız bir şekilde en iç karartıcı haberleri veriyor.

İki Ekrandan Hangisi!

Soldaki ekranda ise hep olumlu haberler sunuluyor. İnsanların birbirlerine nasıl yardım ettiklerini, azimle çalışanların nasıl başarıya ulaştıklarını, toplumdaki olumlu gelişmeleri vb. anlatıyor. Bu iki ekrandan hangisini seyretmeyi tercih edersiniz?

Devamlı olarak sağdaki ekranı izlerseniz neler hissedersiniz? Soldaki ekranı izlemek size neler katar? İşte bu sorulara vereceğiniz cevaplar hayatınızın nasıl olduğunun yanıtını verir size. “Ben devamlı olumsuz olaylara konsantre olup hayatımı da olumsuz bir şekilde yaşıyorum.” ya da “Ben devamlı olumlu olaylara konsantre olup hayatımı da hep olumlu bir şekilde yaşıyorum.”

‘Bana fark etmez’ modunda olduğunuzda hayattaki negatif olaylarında farkında olursunuz ama kendi hayatınıza bu negatif olayları dahil etmezsiniz. En önemlisi hayata siz negatif tarafından bakmazsınız. Evet, ister bizim hayatımızda olsun ister başkalarının hayatında olsun, olumsuz olaylar olabilir. Kimsenin hayatı mükemmel değil. Ama yine de pozitif bir hayat görüşüne sahip olabilirisiniz. Hangisini tercih ederseniz onu yaşarsınız.

Küçük Seçimlerle Hayatını İnşa Et

Bizi mutlu ya da mutsuz eden şeyler tercihlerimizdir. Hangi ekrana bakmayı seçiyorsak öyle yaşıyoruz. Her an, küçük tercihlerle geleceğimizi inşa ediyoruz. Mutlu olmak ya da mutsuz olmak, ikisinden birini seçiyoruz. Mutluluğun bir tercih olduğunu anladığınızda mutlu olmak daha kolay olur.

Sıklıkla söylediğim bir şey var: Kötü aslında iyidir. Kötü nasıl iyi olabilir? Eğer ders çıkarabiliyorsak çok iyidir. Bazen de beklediğimiz şeyler olmaz ve biz bu duruma kötü diyebiliriz. Ama sonra, zaman geçince anlarız ki aslında olmaması hayrımıza olanmış ve iyi ki olmamış deriz. Önemli olan kötü bir olay karşısında hayrı görebilmek ve ondan ders alabilerek yolumuza devam edebilmektir. İşte bu mutluluğu seçmektir.

Daha paylaşımcı, daha adil, herkesin birbiriyle empati yaparak mutlu olacağı bir düzen kurulacağına inanıyorum. Hiçbir zaman devamlı gece olmamıştır. Gece olduğu gibi gündüz de vardır. Biz hem ülkemizde hem dünyada bir gece döneminden geçiyoruz. Ama gündüz kesinlikle olacak. Ve güneş ışınlarının sıcaklığını hissediyorum, kendisini henüz göremesem bile. Evrende bizim için yaratılan ışığı, çocuklarımızın, yeni nesillerin zihninde, beyninde şimdiden fark ediyorum. Çocuklarımız bizim yaşadığımız dünyadan çok çok güzel bir dünya yaratacaklar, bunu biliyorum.

Read More
  • 1
  • 2
  • 3
  • …
  • 6
Bu bağlantılardan Dr. Turhan Gülaş hakkında daha fazlasını keşfedin ve bizimle iletişime geçin. Düzenli güncellemeler için hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hızlı Erişim

Dr. Turhan Güldaş Hakkında
Kişisel Gelişim
TV Media
Basında

Bizi Takip Edin

Instagram
Facebook
YouTube

Copyright © 2025 Dr. Turhan GÜLDAŞ. All Rights Reserved

Yaşam Sihirbazı

back to top
@dr.turhanguldas
Bazen tek gereken şey: Zihnine yazdığın doğru cüml Bazen tek gereken şey:
Zihnine yazdığın doğru cümle.
12.02.2026 12.02.2026
Kendimle aram düzeldikçe, içim bahar 🌸 Kendimle aram düzeldikçe, içim bahar 🌸
Bugün kendime bunları yapmıyorum. Sen hangisini bı Bugün kendime bunları yapmıyorum.
Sen hangisini bırakmaya hazırsın?
Mantra yazdıktan sonra olanlar bir şarkı olsaydı… Mantra yazdıktan sonra olanlar bir şarkı olsaydı…
Adı ne olurdu?😊
İçimden gelmedi sandım. Meğer içimden gelmeyen şey İçimden gelmedi sandım.
Meğer içimden gelmeyen şey cesaretmiş.
Her durmak istemek vazgeçmek değil.
Bazen bırakmak rahatlamaktır.. Bazen bırakmak rahatlamaktır..
Herkes gelişmek istiyor ama çoğu kişi aynı yerde s Herkes gelişmek istiyor ama çoğu kişi aynı yerde sayıyor.
Sence sebep ne? 👇
Para kazanmak değil… Parayla olan düşünce biçimini Para kazanmak değil…
Parayla olan düşünce biçimini değiştirmek her şeyi dönüştürüyor.

Parayı Sen Yaratırsın tam olarak bunu anlatıyor.

Zenginlik dış koşullarla değil, içsel farkındalıkla başlar diyenler için.

📘 Hayatına yeni bir bakış açısı eklemek istiyorsan, kitap seni bekliyor
Bu bir film sahnesi değil. Eski benle vedalaşırken Bu bir film sahnesi değil.
Eski benle vedalaşırken ortalık biraz karıştı😊
Zenginlik sadece para olsaydı, parası olup huzuru Zenginlik sadece para olsaydı,
parası olup huzuru olmayan bu kadar insan olmazdı.
Peki sence zenginlik ne?
Bugün değişmeye değil, dönüşmeye niyet ediyoruz. K Bugün değişmeye değil, dönüşmeye niyet ediyoruz. Küçük adımlar, büyük farklar yaratır. 🦋
Instagram'da takip et