MUTLULUK HERKESİN HAKKI
Mutluluk herkesin hakkıdır. Eğer mutsuzsanız aynanın karşısına geçip ilk olarak, “Ben neden mutsuzum? Hangi bakış açısıyla baktığım için mutsuzum? Hangi hatalı tercihlerde bulunduğum için mutsuzum? O tercihleri yaparken neden hata yaptım?” diye kendinize sormanız lazım. Mutsuz olduğunuzda kimseyi suçlamayın. Mutsuzluğunuzun sebebini dışarıda aramayın. Kendi içinize dönün. Mutluluk bir seçimse, neleri tercih edeceğinizi kendi içinizdeki cevaplarda bulmalısınız.
“Ayşe benim arkamdan iş çevirdi, işimden oldum. O yüzden şimdiki mutsuzluğumun sebebi odur” dediğiniz an mutlu olmanıza imkân yoktur. Çünkü Ayşe’ye müdahale edemezsiniz, Ayşe’yi değiştiremezsiniz. Ama kendinizi değiştirebilirsiniz. “Ben neden Ayşe’nin yaptıklarını fark edemedim? Nasıl onun arkamdan iş çevirdiğini anlayamadım? Ben Ayşe’yi neden tanıyamadım?” diye sorarsanız bir çözüm bulma ve tekrar mutlu olma şansınız olur. Bu demek değildir ki kendinizi suçlayın.
Sadece kötü olaylardan nasıl ders alacağınızı öğrenin. Eğer başınıza gelen bu kötü olaydan ders almazsanız, iki gün sonra da Fatma sizi kandıracaktır. Kendinize kızmadan, kendinizi yargılamadan, nerede hata yaptığınızı anlayın. Kötü olaylardan ders aldıkça güçlenirsiniz. Güçlendikçe bir daha aynı kötü olayları yaşamazsınız ve aynı şekilde mutsuz olmazsınız. ‘Bana fark etmez’ modundaki karakter kötü olaylardan sadece ders çıkarır. Olaylara takılıp mutluluk yolunda ilerlemekten vazgeçmez.
Her zaman, “Ben başıma gelen bu kötü olaydan ders aldım, ilerlemek için, yükselmek için evrenin bana gönderdiği bu dersi anladım, kabul ettim. Ben bu dersi hayatıma tecrübe olarak katacağım. Ve bu tecrübe sayesinde kendime daha güzel bir dünya yaratacağım” der.
YENİ NESİL, AYDINLIĞIN MÜJDELEYİCİSİ
Bazı insanlar kendilerini günlük olaylara fazla kaptırıyorlar. Her şeyin kötü olacağına dair bir inançla gelecek kaygısını had safhada yaşıyorlar. İnsanlar arasındaki yaygın bu negatif tutumları, doğum öncesi sancılara benzetiyorum. Dünya, gecenin karanlığını yaşıyor olabilir. Ama çok zeki bir neslin geldiğini de gözden kaçırmamak lazım. Ve bu gençler çok pozitif bir tutumdalar. Bence bu nesil yarınlarımızın çok daha aydınlık olacağının şifresi, müjdeleyicisi şimdiden.
İnsanlar dibe vurduklarında en gerçekçi analizleri yapıp en doğru kararları alırlar. Toplumlar da dibe vurdukça çok daha iyi düzenler kurabileceklerdir. Çok daha mutlu olacaklar. İnsanlar umduklarından daha büyük sıçramalar göstereceklerdir. Yeni çağların başlangıçları böyle dönemlere denk gelmektedir. Bize daha 50 yıl önce cep telefonlarını anlatsalardı inanamazdık. Ama şimdiki nesil için bu teknolojiler çocuk oyuncağı gibi. Bu çocukların yaratacağı dünyayı bir düşünün. Biz şu anda onu hayal bile edemiyoruz. Biz sadece geçmişteki tecrübelerimizden oluşan bir gelecek hayal edebiliyoruz. Ama yeni nesil, bizden daha çok imkâna sahip bir geçmiş gördü. O yüzden bizden de daha farklı, daha ileri bir gelecek hayal edebiliyorlar. Bizim neslin dibe vuruşu, yeni neslin aydınlığıyla sıçrayacak. Biraz sabırlı olmak lazım. Biraz daha sakin…
Daha paylaşımcı, daha adil, herkesin birbiriyle empati yaparak mutlu olacağı bir düzen kurulacağına inanıyorum. Hiçbir zaman devamlı gece olmamıştır. Gece olduğu gibi gündüz de vardır. Biz hem ülkemizde hem de dünyada bir gece döneminden geçiyoruz. Ama gündüz kesinlikle olacak. Ve güneş ışınlarının sıcaklığını hissediyorum, kendisini henüz göremesem bile. Evrende bizim için yaratılan ışığı, çocuklarımızın, yeni nesillerin zihninde, beyninde şimdiden fark ediyorum. Çocuklarımız bizim yaşadığımız dünyadan çok çok güzel bir dünya yaratacaklar, bunu biliyorum.
