logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
YouTube
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
logotype
  • Ana Sayfa
  • Dr. Turhan Güldaş Kimdir?
  • Kişisel Gelişim
  • TV Media
  • Basında
  • Blog
  • İletişim
Author: turhanguldas
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog-korkunun-ecele
Genel
Şubat 24, 2025by turhanguldas

Korkunun Ecele Faydası Yok

Bir insanın başarısını engelleyen ana faktörlerin başında korku gelir. Çok güzel bir söz vardır; “Korkunun ecele faydası yok.” Bir şey olacaksa olur, korkmamız onun olmasını engellemez. Aksine korkularımızı biz kendimize çekeriz, mıknatıs gibi… Ne ekersek, beynimize ne verirsek, onu biçeriz. Beynimiz, korkularımız nedeniyle sanki olumsuz şeyler istiyormuşuz gibi düşünür ve istediğimiz senaryoları gerçek hale getirir. Biz istemeden de olsa beynimizi, o gösterdiğimiz resimlerle, senaryolarla, küçük sahnelerle olumsuz bir şekilde yönlendirmiş oluruz. Beynimiz de şöyle düşünür; “Benim efendim demek ki benden böyle olmamı, böyle yapmamı istiyor. Biz böyle olacağız o kadar!” Ve sonrasında o senaryoları çeker, bizi o ortama götürür.

İnsanlar genellikle bir başarısızlık yaşadıkları zaman hayatın anlamını kaybederler. İş hayatı, ekonomik parametreler, kariyer, eğitim ya da romantik ilişkiler kişinin başarısız olmaktan korktuğu konulardır. Ancak başarısızlık dünyanın sonu değildir. Aksine dünyanın en başarılı insanları defalarca başarısızlığa uğramış ve hata yapmış kişilerdir. Başarısız ol, tekrar dene, başarısız ol, tekrar dene! Bu zincir bir noktada kırılır ve başarı ortaya çıkar. Başarısızlık, yeterli motivasyon elde edildiğinde başarılı olmanın habercisidir.

Başarısızlık insanın inancını kırmamalı, hayata küsme-sine neden olmamalıdır. Aksine elde edilen deneyimlerden dolayı insanın daha hırslı ve motive olmasını sağla-malıdır. Edison dünyada en fazla patenti (1903 adet) olan üçüncü kişidir. Edison bir soya fasulyesinden kauçuk üretebilmek için 10 bin başarısız deney yapmıştır. “Hiç yanılmadım, 10 bin işe yaramayan yol buldum” diyerek sentetik kauçuk üretmeyi başarmıştır.

Başarısızlık korkusu bizim gelişimimizi engelleyen, yaratıcılığımızı frenleyen çok önemli bir zehirdir. Başarısızlık korkunuzla yüzleşin, farkındalığınızın gücüyle aşamayacağınız korkunuz yoktur. Ne istediğinizi bilirseniz, her gün devamlı idealinizin yönünde daha iyisini yapmak için odaklanırsanız, beynini de verimli kullanırsanız, içinizdeki dehayı ortaya çıkarabilirsin.

İşte size çarpıcı bir örnek: Amerikalı bilim adamları bir araya gelmişler ve bir araştırma yapmışlar. “Biz insan beyninin yaptığı işi yapan bir bilgisayar yapabilir miyiz?” diye düşünmüşler, çalışmışlar, günlerce kafa yormuşlar ve ‘evet’ sonucu çıkmış. Ama iki problemle karşılaşmışlar: Birincisi bu bilgisayar çok büyük bir bilgisayar olacakmış. İngiltere toprakları kadar alan lazım… İkincisi: New York kentinin elektrik enerjisinin on katı kadar bir elektrik lazımmış ki bu bilgisayar çalışabilsin. Şimdi düşünebiliyor musunuz? Böyle bir güç sizin kafanızın içinde, siz bu gücü içinizde taşıyorsunuz. Ama kullanmasını bilmediğiniz için hayatınızı yönlendirmesine, idealinizdeki hayatı yaşamanızı sağlamasına, size yardımcı olmasına izin vermiyorsunuz. Kısacası bu muazzam şeyi kullanamıyorsunuz. Altınızda bir Ferrari var ama sizin ehliyetiniz yok ya da çok yavaş bir hızla ilerliyorsunuz… Çok acı bir durum. Sahip olduğunuz bir Ferrari. Farkında olun!

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog-eski-sevgili
Mantra
Şubat 17, 2025by turhanguldas

Mantra Yazmak Eski Sevgilinizi Geri Getirir mi?

Bağlanma duygusu, insan ilişkilerinde sıkça karşılaşılan bir durumdur. Ancak bu bağlanma kimi zaman bağımlılığa dönüşebilir. Özellikle romantik ilişkilerde, birçok kişi hayatını tamamen partnerine odaklar ve onsuz bir yaşam düşünemediğini dile getirir. Peki, bu durumun temelinde ne yatıyor ve çözümü nedir?

Birine karşı hissettiğiniz sevgi ve bağlanma doğal bir duygu olsa da, hayatınızı tamamen o kişiye adamak ve mutluluğunuzu ona bağlamak sağlıklı bir durum değildir. Örneğin, sürekli bir telefon mesajı ya da arama beklemek, kişinin bireysel mutluluğunu kaybettiğini ve bu mutluluğu başkasından beklediğini gösterir.

Mantra yazanlar şu soruları sorabilir:

“Mantra yazarsam terk eden sevgilim bana geri döner mi?”

“Eşimle ayrıldım, mantra yazmak onu geri getirebilir mi?”

Bu tür düşünceler, aslında kişinin kendine olan güven eksikliğini gösterir. Çünkü kimse zayıf bir bireyle birlikte olmak istemez. Bir başkasına “Bensiz yapamam, sensiz yaşayamayacağım” mesajı verdiğinizde, o kişi üzerinde negatif bir enerji oluşturursunuz.

Peki bu bağımlılığı aşmak için ne yapılmalı? Öncelikle, bağımlılığın temelinde yatan duyguyu anlamak gerekiyor: Kendini sevmemek. Bir başkasını sevmeden önce, kendi değerinizin farkına varmalı ve kendinizi sevip saygı göstermelisiniz. İşte mantra yazmanın en güçlü etkisi de burada devreye giriyor. Mantralar, kişiye özgüven kazandırır ve kendi değerini fark etmesine yardımcı olur.

Şu üç düşünceyi hayatınıza dahil edin:

Ben değerliyim.

Kendimi seviyorum.

Mükemmel bir bireyim.

Bu düşüncelerle dolduğunuzda, hem kendinize hem de etrafınızdaki insanlara pozitif bir enerji yaymaya başlarsınız. Bu enerji, ilişkilerinizi daha güçlü ve sağlıklı bir hale getirir.

Mantra yazmak eski sevgilinizi geri getirmek için bir araç değil, kendinizi yeniden inşa etmek için bir yoldur. Siz kendinizi sevmeyi öğrenmeden, başkalarının size sevgi ve saygı göstermesini beklemek doğru olmaz.

Unutmayın, siz bir bireysiniz. Bu dünyaya sadece bir başkası için gelmediniz. Hayatınızı zenginleştirmek ve gerçek mutluluğu yakalamak için önce kendinize odaklanın.

Hayatınızdaki değişimin anahtarı, sizin elinizde!

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog-hayal-etmek
Genel
Şubat 10, 2025by turhanguldas

Hayal Etmekle Başla!

İnsanoğlunun yarattığı her şey önce hayal edildi, sonra yaratıldı. Siz hayatınızda ne olmasını istiyorsanız önce hayal etmesini öğreneceksiniz, hayal edemediğiniz bir şeyi yaratamazsınız. Hayal bile edemiyorsanız nasıl yaratacaksınız? Hayal bile edemediğiniz evi yapamaz, hayal edemediğiniz bir arabaya sahip olamazsınız. Önce hayal edeceğiz, ardından hayal ettiğimiz şeyler somut bir şekilde hayatımızda olacak, gerçek hayatta önümüze çıkacak. Önce hayal edeceğiz, sonra onları kendimize çekeceğiz, yani biz onları yaratacağız. Örneğin insanoğlu Ay’a gitmeyi hayal etti ve bunu başardı. Aya gidebileceğimize inanmayıp nasıl gideceğimizi hayal edip planlama-saydık gitmemiz mümkün olur muydu?

Hayal gücü, her zaman çok güçlüdür. Yapılması gereken tek şey devamlı hayal etmek ve gözümüzde canlandırmak. Böylece bilincimizin her türlü blokajını kaldırır ve hayal ettiklerimizi kendimize çekeriz. Yaşadığımız mevcut hayatı biz hayal ettik. Hayatımız, bilinçaltımıza yüklediğimiz düşüncelerin sonucunda elde ettiğimiz sonuçlardır. Kötü bir hayatımız varsa, bilinçaltımıza olumsuz düşünceler ektiğimizdendir. Maydanoz ekip, nane biçemeyiz. Ne ektiysek onu biçeriz, ne hayal ettiysek onu yaşarız.

Hayallerimizin kalitesini, olumlu şekilde artırdıkça, hayatımız da olumlu yöne doğru kanalize olur. Çünkü evren bir mıknatıs gibidir. Biz, bir enerjiyiz ve evren de düşüncelerimiz doğrultusunda bizim istediklerimizi bize getirir. “Beni kimse sevmiyor, hayat beni sevmiyor, benim her işim ters gidiyor, ben hep başarısız oluyorum, ben bir şey başaramam” diye düşünüp içsel olarak devamlı tekrar ettiğimiz zaman sevgi, başarı gibi olumlu durumları hayatımıza çekmemiz mümkün olmaz.

İşin sırrı; kendimizi sevmekte, kendimize güvenmekte ve devamlı olumlu şeyleri ekmektedir. Tabii ki sadece hayal ederek hiçbir şey elde edemeyiz. Hayal edince beynimiz gideceğimiz güzergahı bize gösterir. Biz de bu yolda giderek idealimize ulaşırız. Herkes her şeyi biliyor, fark yaratanlar yapanlardır. Siz de yapanlar grubuna terfi edin!

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog2
Genel
Şubat 3, 2025by turhanguldas

Ben’den Biz’e Nasıl Ulaşırız?

Kişisel gelişimde odaklanılması gereken en önemli kavram: BİZ. En büyük eksikliklerimizden biri, “ben” merkezli bir yaşam sürmemiz. Oysa gerçek mutluluk ve başarı, “biz” olabildiğimizde ortaya çıkıyor. Peki “ben”den “biz”e nasıl bir yolculuk yapılabilir ve bu yolculukta mantraların rolü ve gücü nedir?

Çoğumuz, farkında olsak da olmasak da, ego tarafından yönetiliyoruz. “Ben, ben, bence” dediğimizde, etrafımızdaki insanlarla ve dünyayla olan bağımızı zayıflatıyoruz. Kişisel hırslarımız, önyargılarımız ve korkularımız, bizi “biz” olmaktan alıkoyuyor. “Biz” dediğimizde ise, bambaşka bir enerji ortaya çıkıyor. “Biz” demek, ailemiz, dostlarımız, yaşadığımız toplum, hatta tüm canlılar demek. “Biz” demek, empati kurmak, başkalarının duygularını anlamak ve onlara değer vermek demek.

“Biz” olgusunu nasıl içselleştirebiliriz? İşte burada mantraların gücü devreye giriyor. Uzun yıllardır üzerinde çalıştığım ve binlerce farklı versiyonunu oluşturduğum mantralar sayesinde, insanların bilinçaltını olumlu yönde etkilemenin mümkün olduğuna inanıyorum. Özellikle bir mantra var ki, benim için çok özel bir anlam taşıyor: “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.”

Bu mantra, üç önemli kelimeden oluşuyor: “Bugün,” “daha mükemmel” ve “biz.”

  • Bugün: Bu kelime, erteleme alışkanlığımızla yüzleşmemizi sağlıyor. Başarıya giden yolda en büyük engellerden biri ertelemedir. “Bugün” dediğimizde, harekete geçme ve değişim için doğru zamanın şimdi olduğunu anlıyoruz.
  • Daha Mükemmel: Bu ifade, hepimizin zaten mükemmel olduğunu ve potansiyelimizi daha da geliştirebileceğimizi hatırlatıyor. Mükemmellik bir varış noktası değil, sürekli bir gelişim sürecidir.
  • Biz: Bu kelime, işin özünü oluşturuyor. “Biz” dediğimizde, sadece kendimizi değil, içimizdeki altmış trilyon hücreyi de kapsıyoruz. Biliyoruz ki, her bir hücremizin kendi bilinci ve duyguları var. Onlara saygı duyduğumuzda, onlarla uyum içinde çalıştığımızda, daha güçlü ve daha sağlıklı oluyoruz. “Biz” aynı zamanda, etrafımızdaki insanlarla ve tüm canlılarla olan bağımızı da güçlendiriyor. Empati yeteneğimizi artırıyor ve dünyayı daha kapsayıcı bir şekilde algılamamızı sağlıyor.

Bu mantrayı her gün düzenli olarak tekrarladığımızda, bilinçaltımızda olumlu bir etki yaratıyoruz. Düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız değişmeye başlıyor. Daha empatik, daha anlayışlı ve daha yapıcı insanlar haline geliyoruz.

“Ben”den “biz”e giden yolculuk, kişisel gelişimimizin en önemli adımlarından biri. Bu yolculukta mantraların gücünden yararlanarak, daha iyi bir versiyonumuza dönüşebilir ve daha mutlu bir gelecek inşa edebiliriz. Unutmayın, “Bugün daha mükemmel bizi yaratıyoruz.”

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog6
Genel
Ocak 27, 2025by turhanguldas

Kompleks Kamburundan Kurtulun!

Aşağılık kompleksi, kişinin kendini bazı yönlerden diğer insanlardan daha aşağıda hissetmesine neden olan karmaşık bir zihinsel ve duygusal durumdur. Genellikle çocukluk döneminden itibaren şekillenen bu duygu, kişinin kendini statü, fiziksel görünüm, eğitim seviyesi gibi çeşitli konularda yetersiz hissetmesine yol açar. Bu hisler, kişinin özgüvenini zedeler ve gerçek potansiyelini ortaya çıkarmasını engeller.

Kompleks, kişinin sırtında bir kamburdur. İnsanın yürümesine, ilerlemesine ve yükselmesine izin vermez. Çünkü kişi hedefe ilerlemek yerine kompleksinin ağırlığını taşımak zorundadır. Bu kambur, kişinin ilerlemesini, hedeflerine ulaşmasını ve özgürce hareket etmesini zorlaştırır. Kompleks sahibi bireyler, sürekli olarak kendilerini başkalarına ispatlama ihtiyacı hissederler. Onlara göre, ancak bu şekilde kabul görebilirler. Ancak bu çaba, kişinin enerjisini tüketir ve daha büyük hedeflere yönelmesini engeller.

Çoğu aşağılık kompleksi, çocukluk döneminde şekillenir. Ebeveynlerin ve çevrenin destekleyici, olumlu bir dil kullanmaması bu kompleksin oluşmasına neden olabilir. Çocuklar, duydukları olumsuz ifadeleri (örneğin, “Sen aptalsın”, “Salaksın”, “Kepçe kulaklısın”) içselleştirerek özgüvenlerini kaybedebilir ve bu duyguyu yetişkinliklerine taşır. Aşağılık kompleksinin oluşmasını engellemek için kişi, çocukluk döneminden itibaren özgüven gelişimi konu­sunda desteklenmelidir. Çocuklarla konuşurken ileriki yaşlarda gelişecek muhtemel aşağılık kompleksinin bilin­cinde olarak, destekleyici, olumlu ve sevgi dolu kelimeler kullanmalıyız

Tedavi, kişinin aşağılık kompleksi olduğunu fark et­mesinden sonra başlayacaktır, durumunu kabul etmediği sürece çözüm bulunamaz. Sonrasında terapiler, özgüven çalışmaları ve öz farkındalık gelişimiyle kişi, kendini kı­yaslamadan, potansiyelini keşfetmeye başlar. Kişi, kimse­nin mükemmel olmadığını, herkesin artılarının ve eksi­lerinin olduğunu kabul ederek sorunlarına çözüm bulur. Eksilere odaklanmak yerine artıları ön plana çıkarmanın ve geliştirmenin çözüme etkisi olacaktır.

Kişi tedavi sürecinde küçük hedefler koymalı, her he­defi başardığında kendine olan güvenini biraz daha geliş­tirmelidir. Özgüven arttıkça aşağılık kompleksine sebep olacak kıyaslamalar ortadan kaybolacaktır. Özgüven ile kompleks bir arada barınamaz. Tedavi sürecinde aile ve çevre desteği önemlidir. Arkadaşlar, aile ve çevre kişinin psikolojik gelişimine yardımcı olacak şekilde davranmalı­dır. Bazı durumlarda ise tedavi için uzman kontrolünde psikolojik terapi gerekebilir.

Read More
turhan-guldas-kisisel-gelisim-blog4
Genel
Ocak 20, 2025by turhanguldas

Her Sorun Gelişmemiz İçindir

Hayatta karşılaştığımız her sorun ve her olumsuz durum, aslında gelişmemiz için bir fırsattır. Ömrümüz boyunca başımıza gelen olaylar, kendimizi değiştirmek ve daha ileriye taşımak için gereken dersleri içerir.  Sorunlara bu perspektiften bakmayı öğrenmek, hem iç huzurumuzu hem de motivasyonumuzu artırabilir.

Karşılaştığımız sorunları birer engel olarak değil, bizi daha iyiye taşımak için karşımıza çıkan sınavlar olarak görmeliyiz. Önümüze çıkan her engel sorun değildir; performan­sımızı bir tık yükselten, daha başarılı olmamıza olanak sağlayan sınavlardır. Bunları, evrenin bize verdiği bir me­saj diye algılarsak bizim için her şey çok daha kolay olur. Böyle düşündüğümüz andan itibaren gerekli adımları daha rahat, daha gerçekçi bir şekilde atabiliriz.

Bu sınavlar, potansiyelimizi ortaya çıkaran ve performansımızı bir üst seviyeye taşıyan katalizörlerdir. Eğer her zorluğu evrenin bize verdiği bir mesaj olarak algılarsak, hayatı çok daha kolay ve anlamlı bir şekilde yaşayabiliriz. Eğer gerçekten istersek, başımıza gelen her olumsuz olayda olumlu bir şey bulabiliriz. Bunun için yeter ki ob­jektif bir gözle bakabilmek için çaba gösterelim. Her gün kazandığımız deneyimlerden birikim yapıp bu deneyim­lerden yeni şeyler inşa edelim; sürekli üst üste koyarak, deneyimlerimizi üst üste dizelim.

Bu bakış açısını benimsediğimiz andan itibaren, gerekli adımları daha rahat ve gerçekçi bir şekilde atabiliriz. Çünkü asıl gelişim, zorlukları doğru değerlendirdiğimizde başlar. Unutmayalım, her olumsuz olayın içinde bir olumlu yan bulmak mümkündür. Yeter ki, olaylara objektif bir gözle bakmayı başarabilelim.

Hayatta karşılaştığımız her deneyim, birikimimizin bir parçasıdır. Bu birikimleri bir araya getirerek, yeni şeyler inşa edebiliriz. Tıpkı bir bina gibi, deneyimlerimizi üst üste koyarak büyütmeliyiz. Her gün öğrendiğimiz küçük dersler, bizi bir adım daha ileri taşıyacak bir yapı taşıdır.

Yaşadığımız dünyadaki her şeyin, yaşadığımız ortamın, insanın düşünce gücüyle yaratılmış şeyler olduğunu ke­sinlikle unutmayalım. Yaşadığımız dünya, düşünce gücü­müzün sonucudur. Eğer şu anda yaşadığınız ortamdan, hayatınızdan memnun değilseniz düşüncelerinizi ve tüm bakış açınızı değiştirmeniz gerekir. Hayat, zihnimizin bir yansımasıdır. Düşüncelerimizi değiştirdiğimizde, yaşamımızı da dönüştürmeye başlarız.

Read More
turhan-guldas-dileklerinizi-kagida-yazin
Genel
Ocak 13, 2025by turhanguldas

Dileklerimizi Neden Kağıda Yazmalıyız?

Dileklerimizi yazmak, hayatımıza yön verebilecek etkili bir yöntemdir. Bu basit alışkanlık, hem bilinçaltımızı hem de evrene gönderdiğimiz enerjiyi harekete geçirir. Beynimiz, düşüncelerimizi ve hislerimizi hayatımıza çekme gücünü barındırır. Yazı yazarak bu süreç daha bilinçli bir hale gelir.

Dileklerin yazılmasının altında yatan bilimsel ve manevi güç, beynin potansiyelini etkin bir şekilde kullanmaya dayanır. Beynimiz, düşüncelerimizi somut bir forma dönüştürdüğünde, bilinçaltımızı programlar ve evrene net mesajlar iletir. Bu mesajlar, evrenin enerjileriyle uyumlu bir şekilde çalışır ve dileklerimizin gerçekleşme ihtimalini artırır.

Bilinçaltımız, inanılmaz bir güce sahiptir. Bu gücü etkin kullanmayı başardığımızda, hayatımızı istediğimiz yönde dönüştürebiliriz. Bilinçaltını aktif hale getirmenin en etkili yollarından biri ise dilekleri yazmaktır. Bu yöntem, enerjimizi doğru yönlendirmemizi ve beynimizi dış etkilere karşı daha dayanıklı hale getirmemizi sağlar. Üstelik bunu başlatmak için meditasyon ya da karmaşık tekniklere ihtiyacımız yok; sadece bir defter ve kalemle harekete geçebiliriz.

Dilekleri Yazmanın Faydaları

Dileklerin yazılması, sadece onları gerçekleştirmekle kalmaz; aynı zamanda kişinin kendi hayatına ve bilinçaltına odaklanmasını sağlar. Bu yöntemin başlıca faydaları şunlardır:

Enerji Yönlendirme: Yazma süreci, düşünceleri somutlaştırır ve evrene net bir mesaj gönderir.

Bilinçaltı Programlama: Beyni dilekler doğrultusunda çalışmaya yönlendirir.

Dengeli Bir Yaklaşım: Evrene “benim için en iyisini gönder” mesajı verdiğinizde, hayatın size sunduğu sürprizlere açık olursunuz.

Sonuç olarak, dilekleri yazmak sade bir alışkanlık gibi görünse de arkasında güçlü bir bilimsel ve manevi altyapı barındırıyor. Kendi hayatında olumlu değişiklikler yaratmak isteyen herkes bu yöntemi denemeli ve etkilerini gözlemlemeli. Kalem ve kağıtla başlayın, dileklerinizi yazın, evrenin yanıtlarını bekleyin.

Read More
meditasyon-zihnin-blog
Meditasyon
Aralık 11, 2024by turhanguldas

Meditasyon: Zihnin ve Bedenin Uyum Sanatı

Meditasyon, beynimizi ve bilinçaltımızı evrenin frekansıyla uyumlamak olarak tanımlanabilir. Beynimiz uyanıkken beta frekansında, meditasyon ve derin gevşeme durumlarında ise alfa frekansındadır. Alfa frekansı, evrenin enerjisiyle uyumlandığımız frekanstır ve bu nedenle meditasyon büyük önem taşır.

Meditasyon sırasında beynimizi alfa frekansına düşürüp bedenimizi gevşetiriz. Bu süreçte bilinçteki bariyerler kalkar ve evrenle, bilinçaltımızla iletişim kurabilir hale geliriz. Bilincimiz alfa frekansında devre dışı kalırken, bilinçaltıyla bağlantı daha kolay hale gelir. Beta frekansındaki bilinç, adeta kapıdaki bir gardiyan gibi her fikri kontrol altında tutarken, meditasyon durumunda bu engeller ortadan kalkar. Böylece olumsuz duygu ve düşünceleri temizleyerek zihni dinlendirme ve yenilenme fırsatı buluruz.

30 dakikalık bir meditasyon seansı, 5-6 saatlik uyku kadar enerji verebilir. Bu süre içinde geleceğimizi, bugünümüzü ve kendimizi hayal ederek yaratıcı imgeleme yapabiliriz. Yaratıcı imgeleme, istediğimiz şeyleri olmuş gibi tüm detaylarıyla zihinde canlandırmaktır. Ancak burada önemli olan, bu hayalleri gelecekte değil, şimdide yaşıyormuş gibi hissetmektir.

Meditasyon Teknikleri ve Uygulama Yöntemleri

Meditasyon, lotus, nefes ya da ışık meditasyonu gibi farklı isimlerle anılır ve kültüre veya ihtiyaca göre değişiklik gösterebilir. Ancak meditasyonun zor, külfetli veya herkesin yapamayacağı bir şey olduğu algısı yanlıştır. Temel amaç, beyni ve bedeni gevşeten rahat bir pozisyonda uygulama yapmaktır.

Meditasyon yaparken rahat bir sandalyede oturabilir ya da düz bir yatağa uzanabilirsiniz. Sizi sıkmayan kıyafetler tercih edin ve ortamın sıcaklığının uygun olduğundan emin olun. Ayak parmaklarınızdan başlayarak bedeninizin tüm kaslarını sırayla gevşeterek rahatlamayı hissedin. Bedeniniz gevşerken, zihniniz evrenin frekansına uyumlanmaya hazır hale gelir.

Renklerle Zihni Rahatlatma ve Enerji Toplama

Meditasyon sırasında burun kökünüzdeki üçüncü göz bölgesine odaklanarak düşüncelerinizi yoğunlaştırabilirsiniz. Kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi ve mor renklerini sırayla zihninizde canlandırın. Daha sonra kendinizi huzurlu bir yerde, örneğin bir dağ tepesinde ya da bir deniz kenarında hayal edin. Burada evrenin enerjisinin bedeninize dolduğunu hissedin.

Olumsuz enerjilerden arınmak için akan bir şelalenin altında olduğunuzu ve bu kutsal suyun sizi temizlediğini hayal edebilirsiniz. Bu süreç, hem zihni hem bedeni rahatlatır ve yeniler.

Meditasyonun Amacı ve Faydaları

Meditasyonun temel amacı, stresten arınmak, enerji toplamak ve zihni temizlemektir. Günlük hayatın getirdiği olumsuzluklardan kurtulmanın en etkili yollarından biridir. Ayrıca bilinçaltınıza istediğiniz hayatı hatırlatmak için yaratıcı imgeleme ile hayallerinizi güçlendirebilirsiniz.

Bu basit meditasyon yöntemi, günün her anında uygulanabilir. Stresli anlarda kısa bir seansla rahatlayabilir, zihninizdeki olumsuz duyguları ve düşünceleri temizleyebilirsiniz. Meditasyonu hayatınıza dahil ederek daha sakin, huzurlu ve enerjik bir yaşam sürebilirsiniz.

Read More
bugun-daha-mukemmel-bizi-yaratiyoruz-blog
Mantra
Aralık 2, 2024by turhanguldas

Mantra: İçsel Konuşmanın Gücü

Hepimiz hayatımız boyunca zihnimizle sürekli bir diyalog içerisindeyiz. Bu diyaloglar, farkında olmasak da düşüncelerimizi, duygularımızı ve hatta fiziksel sağlığımızı etkileyebiliyor. İşte tam da bu noktada mantra devreye giriyor. Peki, mantra nedir?

Mantra, kişinin kendi kendine yaptığı kısa, net ve tekrarlanan içsel konuşmalardır. Beyin, tekrarlanan bu konuşmaları gerçekmiş gibi kabul eder ve ona göre bir yol çizer. Eğer olumsuz bir ifadeyi sürekli tekrar ederseniz, beyniniz bunu gerçek sanarak hayatınıza yansıtır. Örneğin, “Ben hastayım,” gibi bir düşünceyi sık sık zihninizde döndürürseniz, bir süre sonra bu durum fiziksel gerçekliğe dönüşebilir.

Ancak, bu süreci tersine çevirmek de mümkün. Pozitif ifadelerle beyninizi programlayabilirsiniz. Örneğin, “Ben sağlıklıyım” veya “Şimdi kendimi mükemmel hissediyorum” gibi ifadeler kullanarak daha enerjik ve sağlıklı bir zihin ve beden durumuna ulaşabilirsiniz. İşte bu, mantranın temel prensibidir.

Mantra Yazmanın Temel Kuralları

Mantra yazarken dikkat edilmesi gereken birkaç püf noktası vardır:

Kısa ve Net Olun: Beynimiz, düşünce tarzı açısından basit bir çocuk gibidir. Uzun ve karmaşık ifadeler yerine, kısa cümleler kullanın. Örneğin, “Ben mükemmelim” ya da “Şimdi beynimi mükemmel kullanıyorum” gibi.

Şimdiki Zamanda Yazın: Beyin, “Şimdi” dilinde konuşmaları kabul eder. Gelecek zaman ifadeleri (“Olacağım”) ya da geçmiş zaman ifadeleri (“Oluyordum”) etkili değildir.

Pozitif İfadeler Kullanın: Olumsuz ifadelerden kaçının. Örneğin, “Başım ağrımıyor” yerine “Şimdi kendimi çok iyi hissediyorum” gibi bir ifade tercih edin.

Mantranın Hayatımızdaki Yeri

Mantra, sadece bir düşünce değil, aynı zamanda güçlü bir araçtır. Kendi içsel konuşmalarınızı kontrol ederek hayatınızı yönlendirme gücünü elinize alabilirsiniz. Kısa, şimdiki zamanda ve pozitif ifadelerle yazılmış bir mantra, beyninizin bunu gerçek olarak kabul etmesini sağlar ve sizi bu yönde harekete geçirir.

Sonuç olarak, mantra, zihnimizin sınırsız gücünü kullanmak için bir rehberdir. Pozitif bir içsel konuşma sayesinde, yalnızca düşüncelerinizi değil, hayatınızı da değiştirebilirsiniz. Daha sağlıklı, mutlu ve enerjik bir yaşam için mantra sanatını öğrenmek ve uygulamak harika bir başlangıç olacaktır.

Unutmayın, zihniniz sizin en güçlü silahınız. Onu nasıl kullanırsanız, yaşamınız öyle şekillenir!

Read More
insan-beyni-blog
Genel
Kasım 25, 2024by turhanguldas

İnsan Beyni, Hastalıkların Yüzde 90’ının Suçlusu!

Hastalıkların çoğunun beynimizin bir ürünü olduğunu biliyor muydunuz? İnsan beyni, bedenimizdeki hastalıkların yüzde 90’ından sorumludur. Ancak bu durumun üstesinden gelmek ve daha sağlıklı bir yaşam yaratmak için, bireysel çıkarlarımızı bir kenara bırakarak “ben” yerine “biz” demeyi öğrenmeliyiz.

Kişisel gelişim kitaplarında, sorunların teşhisi güzel bir şekilde ele alınsa da, çoğu zaman çözüm yolları eksik kalır. Oysa çözüm, “biz” zihniyetine geçişte ve beyinle barış yapmada saklıdır. Beyin, dünyadaki en güçlü varlıktır ve her kelime, her düşünce onun üzerindeki etkisini gösterir. Olumlu düşüncelerle, bugünü bir ömür gibi değerlendirmek elimizdedir.

Beynin Gücü ve Pozitif Düşüncenin Etkisi

Düşüncelerimiz, hislerimiz ve sonuçlarımız beynimizde şekillenir. Eğer düşüncelerimizi yapılandırmayı başarabilirsek, beynimizin yaşamımıza olumlu etkilerde bulunmasını sağlayabiliriz. Unutmayın, her saniyeyi pozitif kullanma fırsatına sahibiz. Bugün, geçmiş mücadelelerinizi geride bırakıp daha aydınlık bir gelecek için adım atabileceğiniz en iyi gündür.

Bir hekim olarak, teşhis koymanın ardından tedavi sürecine geçilmesi gerektiğine inanıyorum. Ancak bu süreç, bireysel mükemmellikten ziyade toplumsal bir anlayışla mümkün olabilir. “Biz” dediğimizde, sadece çevremizle değil, beynimizle de barış içinde oluruz. Bu, hem bireysel hem de toplumsal dayanışma için büyük bir adımdır.

“Biz” Demenin Önemi

“Biz” kelimesini hayatımıza dahil ettiğimizde, sadece insan ilişkilerimizi değil, doğayla olan bağlarımızı da güçlendirmiş oluruz. Dünya, sadece bizim değil; hayvanlar, bitkiler ve doğanın diğer unsurları da bu büyük denklemin birer parçasıdır. Eğer onlarla uyum içinde olmayı öğrenirsek, pek çok sorunu çözebiliriz.

İnsan vücudunda bulunan 60 trilyon hücrenin her biri, bir “beyin” gibidir ve bu hücreler bizim “biz” dememizi bekler. Çünkü “biz” dediğimizde beyin huzur bulur ve hastalık üretmez. Daha az bencil, daha paylaşımcı bir yaşam tarzı benimseyerek sevgi ve paylaşımı öğrenmeliyiz. Böylece hem bireysel hem de toplumsal yaşamımızda sorunların üstesinden daha kolay gelebiliriz.

Daha Pozitif Bir Gelecek İçin

Bugünün değeri, bir ömür gibi değerlidir. Bugün, kendimizle ve çevremizle barış yaparak daha sağlıklı bir yaşam yaratabileceğimiz bir fırsattır. “Biz” demeyi öğrenerek, hem bireylerin hem de toplumun yaşam kalitesini artırabiliriz. Haydi, kolları sıvayalım ve birlikte daha mükemmel bir “biz” olma yolunda ilerleyelim!

Read More
  • 1
  • …
  • 4
  • 5
  • 6
Bu bağlantılardan Dr. Turhan Gülaş hakkında daha fazlasını keşfedin ve bizimle iletişime geçin. Düzenli güncellemeler için hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın.

Hızlı Erişim

Dr. Turhan Güldaş Hakkında
Kişisel Gelişim
TV Media
Basında

Bizi Takip Edin

Instagram
Facebook
YouTube

Copyright © 2025 Dr. Turhan GÜLDAŞ. All Rights Reserved

Yaşam Sihirbazı

back to top
@dr.turhanguldas
13.02.2026 günün mantrası. 13.02.2026 günün mantrası.
Bazen tek gereken şey: Zihnine yazdığın doğru cüml Bazen tek gereken şey:
Zihnine yazdığın doğru cümle.
12.02.2026 12.02.2026
Kendimle aram düzeldikçe, içim bahar 🌸 Kendimle aram düzeldikçe, içim bahar 🌸
Bugün kendime bunları yapmıyorum. Sen hangisini bı Bugün kendime bunları yapmıyorum.
Sen hangisini bırakmaya hazırsın?
Mantra yazdıktan sonra olanlar bir şarkı olsaydı… Mantra yazdıktan sonra olanlar bir şarkı olsaydı…
Adı ne olurdu?😊
İçimden gelmedi sandım. Meğer içimden gelmeyen şey İçimden gelmedi sandım.
Meğer içimden gelmeyen şey cesaretmiş.
Her durmak istemek vazgeçmek değil.
Bazen bırakmak rahatlamaktır.. Bazen bırakmak rahatlamaktır..
Herkes gelişmek istiyor ama çoğu kişi aynı yerde s Herkes gelişmek istiyor ama çoğu kişi aynı yerde sayıyor.
Sence sebep ne? 👇
Para kazanmak değil… Parayla olan düşünce biçimini Para kazanmak değil…
Parayla olan düşünce biçimini değiştirmek her şeyi dönüştürüyor.

Parayı Sen Yaratırsın tam olarak bunu anlatıyor.

Zenginlik dış koşullarla değil, içsel farkındalıkla başlar diyenler için.

📘 Hayatına yeni bir bakış açısı eklemek istiyorsan, kitap seni bekliyor
Bu bir film sahnesi değil. Eski benle vedalaşırken Bu bir film sahnesi değil.
Eski benle vedalaşırken ortalık biraz karıştı😊
Zenginlik sadece para olsaydı, parası olup huzuru Zenginlik sadece para olsaydı,
parası olup huzuru olmayan bu kadar insan olmazdı.
Peki sence zenginlik ne?
Instagram'da takip et